YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21656
KARAR NO : 2015/6531
KARAR TARİHİ : 03.04.2015
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle dosya kapsamından, ipoteğin davacının kardeşine ait işletmenin borcuna karşılık, tesis edilmiş olup, davacının “açık rızası” alınmadan yapılan işlemin geçersizliğini ileri sürmesi, Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı olup, davanın bu sebeple reddedilmiş bulunmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 03.04.2015 (Cuma)
KARŞI OY YAZISI
Yerel mahkeme, davacı kadının, kardeşinin borcu için, eşinin taşınmazı üzerine ipotek konulmasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını ayrıca ipotek işlemi sırasında ipotek işlemine rızasının bulunmadığını kanıtlayamadığını ve davalı bankanın iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar vermiştir.
Türk Medeni Kanununun 194. maddesi, aile konutunun devrini ve aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılmasını diğer eşin açık rızasına bağlamıştır. Dava konusu aile konutu üzerine ipotek konulması işleminde davacının, açık rızasının alındığı kanıtlanmamıştır. Tacir olan bankanın basiretli tacir gibi davranması gerekir.
Davalı bankanın taşınmazın aile konutu olduğunu bilmediği yönündeki savunmasına itibar olunamaz. Ayrıca davacının kardeşinin borcu için ipotek verilmesi nedeniyle, davacının bunu bildiği veya bilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının kötü niyetli olduğunun kabulü de isabetli değildir. Bu bir varsayımdan ibarettir. Varsayım üzerine hüküm bina edilemez.
Sonuç olarak Türk Medeni Kanununun 194. maddesi aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılmasının geçerli olabilmesi için, diğer eşin açık rızasının bulunmasını aramıştır. Somut olayda, davacının açık rızasının varlığı kanıtlanamamıştır. Dolayısıyla yukarıda açıkladığım nedenlerle davanın kabulü gerektiği görüşüyle değerli çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum. Farklı düşünüyorum.