Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/5953 E. 2017/5768 K. 26.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5953
KARAR NO : 2017/5768
KARAR TARİHİ : 26.10.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/01/2016 tarih ve 2011/196-2016/37 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/10/2017 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı asil …, asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. …, asıl ve birleşen davada davalı ile asıl davada davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada müvekkilinin davalı … Tic. A.Ş’nin kuruluşunda %50 , daha sonra ise %34 hissedarı olduğunu, diğer davalılar …, … ve …, … Tic. A.Ş nin ortağı olduğunu, davalıların müvekkillerinin tedavi amacıyla hastanede yattığı sırada ticari usul ve esaslara aykırı olarak, kötüniyetli bir şekilde hissesinin %16’ya tekabül eden, 160.000 TL tutarındaki kısmını davalı-diğer ortaklara devrini yaptıklarını, müvekkili tarafından bu devrin iptali talepli olarak … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/37 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, müvekkilinin şirketin bugün ki haliyle ortaklık payını oluşturan %34 hisseye tekabül eden 340.000 TL sermaye borcunu zamanında ve usulünce ödediğini, davalıların bu bedeli ödemesi gerektiği yönünde karar aldıklarını, yasaya ve usüle aykırı olarak aldıkları bu karar sonucunda … 4. Noterliği’nin 28246 yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderdiğini, müvekkilinin de … 2. Noterliği’nin 17/09/2009 tarih ve 12879 yevmiye sayılı ihtarname ile pay devri ve ortaklıktan çıkarmaya itiraz ettiğini, alınan kararın usule ve gerçeklere uygun olmadığını, müvekkilinin saygın bir konuma sahip olduğunu, …’da ikamet eden davalı-ortaklar, müvekkilinin öncülüğünde teşvik sisteminden yararlanmak amacıyla … İlinde fabrika kurmak istediklerini, müvekkilinin emek ve mesaisi sonucunda fabrika çalışır ve kar eder hale geldiğini, ortaklığın ve fabrikanın kuruluşundan beri kötüniyetli hareket eden davalıların müvekkilinin hastanede yattığı sırada verdiği vekaletnameyi kullanarak %16 hisseye tekamül eden kısmı diğer ortaklara devir ettiklerini, daha sonra kalan %34 hissenin elinden alınması çabasına girdiğini, davalı şirketin 2006-2007-2008-2009 yıllarında şirket genel kurulu yapılmadığını, dört yıl aradan sonra 10/06/2010 tarihinde genel kurul yapıldığını, davalıların müvekkillerinin imza ve temsil yetkisini almaları üzerine … 2. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi’nde müvekkilinin açtığı 2007/89-245 karar sayılı davada verilen karar ile sahte defterlerle yasal olmayan bir şekilde alınan yönetim kurulu kararını iptal ettiğini, kararın Yargıtay tarafnıdan temyiz incelemesi sonucunda onandığı ve kesinleştiği, … Cumhuriyet Savcılığına 2011/8486 hazırlık sayılı dilekçe ile nitelikli dolandırıcılık-resmi evrakta sahtecilik suçlaması ile şikayette bulunulduğunu ileri sürerek, davacının davalı şirketteki ortaklığının tespitine, ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin olarak şirket ortaklar kurulunun 22/05/2009 tarih ve 7316 sayılı ticaret sicili gazetesinin 80. sayfasında yayınlanan kararının iptali ile şirketin ortaklar pay defterine ortak olduğunun kaydedilmesine, şirketin 10/06/2010 tarihinde yapılan olağan genel kurulundaki “…’i şikayet etmeye ilişkin kararının” iptaline, şirketin uğradığı zararların tespiti ile belirlenecek zararların şirketi zarara uğratan ortaklardan tahsili ile şirket hesabına aktarılması, şirketin ve ortakların gerçek kâr payının tespiti, kâr payı dağıtımına izin verilmesi, haksız kar dağıtımı sonucu yoksun kalınan kâr payı nedeni ile doğan şimdilik 10.000,00 TL’nin davalılardan, hisseleri oranında tahsiline karar verilmesini; birleşen davada ise davalı şirkete kayyum atanmasını talep etmiştir.
Asıl davada davalılar vekili, davacının ortaklar kurulunun kararının iptalini talep ettiğini, ancak genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davaların TTK.381/1 maddesi gereğince 3 ay içerisinde açılması gerektiğini, açılan davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının taahhüt ettiği sermaye borucunun üç yıl içerisinde ödenmediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosyaya sunulan ticari defterlerin davalı şirketin gerçek defterleri olmayıp, sonradan düzenlenen defterler oldukları, gerçek kayıtların tespit edilemediği, dolayısıyla dosyaya sunulan mizan ve mevcut defterler doğrultusunda sorunun çözümünün gerektiği, davalı tarafından sunulan defterlerde davacının sermaye borcunu ödemediği belirtilmiş olmakla birlikte sunulan defterlerin sonradan düzenlendiği, yine davalı tarafından sunulan mizana göre ise davacının sermaye borcunun 215.000,00 TL olduğu, defterler ile mizan arasında çelişki bulunduğu, mizan davalı tarafından sunulmuş olmakla mizana itibar edildiği, mizana göre davacının şirketten ihraç edildiği 23/03/2010 tarihi itibariyle sermaye borcunun en azından 1/4′ ünün ödendiği, bu durumda davacının sermaye borcunu hiç yerine getirmediği hususundaki davalı iddiasının yerinde olmadığı, yine mizana göre hiçbir ortağın sermaye koyma borcunu tam olarak yerine getirmediği, ancak şirkete ait 2009 yılı yevmiye defterine göre davacı dışındaki diğer ortakların sermaye taahhütlerini ödedikleri, ortaklar tarafından şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığı, ortakların şirketteki alacaklarından mahsup edildiği, davalıların şirketteki alacaklarının nereden kaynaklandığı açıklanmadığı, yevmiye kaydının yapıldığı 05/01/2009 tarihi itibari ile davacı şirkette %34 hisse sahibi ortak olmasına rağmen davacının sermaye borcunun şirketteki alacaklarından neden ödenmediği ve davacının şirketten alacağının bulunup bulunmadığı hususlarının tespit edilemediği, bu durumda şirket ortakları arasında eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı, kaldı ki sermaye artırımının ortakların şirketteki alacağından karşılanacağı hususunda alınmış bir yönetim kurulu kararının da bulunmadığı, dolayısıyla davalı şahısların sermaye borçlarının şirketteki alacaklarından mahsubuna ilişkin kayıtlar ile davacının ortaklıktan çıkartılması hususunda alınan kararın şirket ana sözleşmesine, yasalara ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesi ile asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile davacı …’in davalı … A.Ş’nin ortağı olduğunun tespitine, davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin 22/05/2009 tarih ve 7316 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin 80. sayfasında yayınlanan kararın ve bu karara istinaden alınan 23/03/2010 tarih ve 2010/3 sayılı …’in ortaklıktan çıkarılarak iştirak taahhünden doğan haklarından mahrum edilmesine ve 340.000,00 TL tutarındaki sermayeye karşılık 13.600,00 payın hisseler oranında mevcut ortaklara verilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davalılardan alınmasına, 26/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.