YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5037
KARAR NO : 2017/4735
KARAR TARİHİ : 26.09.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15/07/2015 tarih ve 2014/660-2015/466 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davalarda davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26/09/2017 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. …, asıl ve birleşen davalarda davalı ile asıl ve birleşen (… 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/441 E) davada davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davada, müvekkilinin davalı şirketin müdürü iken davalı … tarafından şirketten uzaklaştırıldığını ve ortaklar kurulu kararı ile müdürlük görevinden azledildiğini, ortaklar arasında ciddi huzursuzluklar olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin fesih ve tasfiyesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talebini ıslah ederek fesih ve tasfiye, olmadığı takdirde ortaklıktan çıkmasına izin verilmesini talep etmiştir.
Birleşen … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/441 E sayılı davada davacı vekili, çıkma payına asıl dava tarihi olan 20/03/2007 tarihinden itibaren ticari faiz hesaplanmasına, şimdilik 10.000,00 TL faiz alacağının davalılardan tahsilini talep etmiştir.Davalılar vekili asıl ve birleşen davada; şirket yerine ortaklara açılan davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davacının şirketin fesih ve tasfiyesini talep için haklı bir nedeninin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, şirket ortaklarına husumet yöneltilemeyeceği, bilirkişi kurulu ikinci ek raporunun sonuç kısmındaki seçeneklerden karar tarihine en yakın tarih itibariyle yapılan çıkma payına ilişkin hesaplamanın TTK’nın 533/2.maddesine uygun olduğu gerekçesiyle, asıl davada davalı şirket ortakları hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine, şirket hakkında açılan davanın kabulüne, 3.707.552,45 TL’nin kararın kesinleşme tarihinden işleyecek yasal temerrüt faizi ile davalı şirketten tahsiline, … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/441 E sayılı birleşen davada talep edilen faiz alacağının asıl davada hükme bağlanmış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davalarda davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkeme ilamı, davacı vekiline 25.12.2015 günü, davalı vekilinin temyiz dilekçesi ise 26.01.2016 günü tebliğ edilmiş ve hüküm, davacı vekilince katılma yoluyla HUMK 433. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra, 08.02.2016 tarihinde temyiz edilmiştir. 01.06.1990 gün ve 1989/3 esas,1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, davacı vekilinin HUMK 432/4 ncü maddesi uyarınca, temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve karar başlığında dava ile ilgisi olmayan dava dışı Anıt Yapı San. Tic. A.Ş’nin yer almasının maddi hataya ilişkin olup mahallinde her zaman düzeltilebilecek olmasına göre, davalı ortaklar vekilinin tüm, davalı şirket vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Davacı ıslah dilekçesiyle haklı nedenle davalı şirketin fesih ve tasfiyesini, olmadığı takdirde TTK’nın 551/2. maddesi gereğince ortaklıktan çıkmaya izin verilmesini ve çıkma payının tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davalı şirket ortakları hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine, şirket hakkında açılan davanın kabulüne, çıkma payının davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Mülga 6762 sayılı TTK’nın 551.maddesinde her ortak haklı nedenlere dayanmak şartıyla şirketten çıkmasına izin verilmesini isteyebilir. Ortağın şirketten çıkmasına karar verilmeden çıkma payının tahsiline karar verilmez. Bu durumda, mahkemece davacının şirketten çıkmaya izin talebi ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın ve çıkmaya karar verilmeden çıkma payının tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre davalı şirket vekilinin çıkma payına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ortaklar vekilinin tüm, davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin çıkma payına ilişkin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine ve yine takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ortaklardan alınarak davacıya verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 63.280,65 TL harcın temyiz eden davalı ortaklara iadesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.