YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8131
KARAR NO : 2017/16135
KARAR TARİHİ : 05.12.2017
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, evlilik birliği içinde bedeli davacı tarafından ödenerek satın alınan ancak tapuda davalı adına tescil edilen 6 adet taşınmaz bulunduğunu açıklayarak; mal rejiminin tasfiyesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı tarafından davalıya devredilen taşınmazın bedelinin tamamı, diğer beş taşınmaz yönünden ise şimdilik 10.000,00 TL olmak üzere TMK 227 maddesi hükmü gereği tespit edilecek katkı payı alacağının davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, harca esas değer 10.000,00 TL olarak bildirilmiştir. 26.11.2015 havale tarihli dilekçe ile dava konusu taşınmazlar yönünden mal rejminin tasfiyesi ile katılma alacağının tahsili olarak taleplerini ıslah etmiş, 28.01.2016 tarihinde bilirkişi raporu doğrultusunda tespit edilen 199.276,66 TL alacak üzerinden bakiye harcı tamamlamışlardır.
Davalı … vekili, davacının malvarlığının edinilmesinde hiçbir katkısının bulunmadığını, taşınmazların davalının kişisel mallarından gelen para ile alındığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, TMK’nun 202 ve devam eden maddeleri kapsamında davacının talebinde haklı olduğu değerlendirilmekle davanın kabulü ile 199.276,66 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin 3295 ada 1 ve 2 parsel numaralı taşınmazlara ilişkin temyiz itirazları incelendiğinde; Mahkemece, tasfiyeye konu edilen taşınmazların tamamı edinilmiş mallar ile alındığı kabul edilerek yazılı şekilde davacı lehine alacağa hükmedilmiş ise de; bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır.
Somut olayda; taraflar 27.04.2004 tarihinde evlenmiş olup, 24.01.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 16.03.2012 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmıştır. Tasfiyeye konu edilen taşınmazlar taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 28.04.2004 tarihinde üçüncü kişiden satış yolu ile davalı adına tapuya tescil edilmiştir. Dosya kapsamındaki taşınmazların tapu kayıtları, davalının evlilik öncesi 18.06.2003 tarihinde edindiği 2001 model aracının 29.04.2004 tarihinde 9.810,00 TL’ye satışını gösterir evraklar ile araç satımlarında resmi devirlerin sonradan yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde davaya konu edilen bu taşınmazların alımında davalının kişisel malı olan aracının satımından gelen paranın kullanıldığının kabulü gerekir.
Bu itibarla; 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlar yönünden artık değere katılma alacağı hesabında dava dışı aracın satımından gelen paranın tasfiyede davalı lehine denkleştirilmesi ve oluşacak sonuca göre davacı lehine alacağa hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
3- Davalı vekilinin 15 parsel yönünden temyiz itirazları incelendiğinde;
Tasfiyeye konu edilen 15 parsel sayılı taşınmaz taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 23.05.2005 tarihinde davalı adına tapuda tescil edilmiştir. Davalı taraf; evlenmeden önce alınıp satılan taşınmazları bulunduğunu, en son alınan ve kişisel malı olan dava dışı 8 nolu meskenin satımından ele geçen 49.000,00 TL’ye davalı adına çekilen banka kredisi eklenerek toplam 79.000,00 TL bedelle 15 parsele kayıtlı taşınmazın satın alındığını savunmuştur. Taşınmaz alımında kullanıldığı anlaşılan banka kredisi evlilik birliği içinde ödenip kapatıldığından hesaplamada dikkate alınmaması yerinde olmuştur. Ne var ki; dosya kapsamındaki tapu kayıtları incelendiğinde; savunmayı doğrular şekilde davalı kadının; evlenmeden önce 27.01.2003 tarihinde dava dışı 6 nolu meskeni satın aldığı, bu meskeni evlilik birliği içinde 06.08.2004 tarihinde sattığı; 13.08.2004 tarihinde davalı adına bu kez dava dışı 8 nolu meskenin alındığı, bu meskenin ise davaya konu taşınmaz alınmadan evvel 04.05.2005 tarihinde satıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, açıklanan hususlar gözetilerek dava dışı 8 nolu meskenin davalının kişisel malı niteliğinde olduğu ve satımından gelen paranın tasfiyeye konu edilen 15 parsel sayılı taşınmaz alımında kullanıldığının kabulü gerekirken taşınmazın tamamının edinilmiş mallar ile alındığının kabulü hatalıdır. Davacı lehine artık değere katılma alacağı hesabı yapılırken dava dışı 8 nolu meskenin satımından gelen değer tasfiyede davalı lehine denkleştirilmeli ve oluşacak sonuca göre davacı lehine alacağa hükmedilmelidir.
Mahkemece; yukarıda açıklanan olgular gözetilerek hesaplama yapılıp karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bu yönler bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; dava dilekçesinde değer 10.000,00 TL olarak gösterilip 6 parça taşınmaz yönünden alacak talep edildiği, bilirkişi raporunda sadece 3 parça taşınmaz yönünden yapılan hesaba göre harç ikmal edildiği ve Mahkemece sadece bu üç taşınmaz yönünden alacağa hükmedildiğine göre kabul ve reddedilen miktarlara göre taraflar lehine ve aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin hesaplanması gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar vererek bu hususta hüküm tesis edilmemiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) ve (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.