Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/15251 E. 2017/22965 K. 13.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/15251
KARAR NO : 2017/22965
KARAR TARİHİ : 13.11.2017

Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık …’nın mahkumiyetine ilişkin İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29/06/2010 tarih, 2009/33; 2010/250 E. K. sayılı kararı kararı aleyhine sanık müdafiinin vaki temyiz istemi üzerine bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/24659 sayılı tebliğnamesiyle dairemize geldiği, Dairemizin 15/10/2014 tarih, 2013/1505; 2014/16446 E. K. sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmesinden sonra mahkemece bozmaya uyulmayarak daha önceki kararında direnilerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığına gönderildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığı’nca da, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6763 sayılı Kanunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi nedeniyle anılan Kanun’un 36. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK’nın 307. maddesi uyarınca dairemize gönderildiği anlaşılmakla; dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; bozma kararında tartışılması gereken hususların tartışılması, ilk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurulmuş olması nedeniyle verilin hükmün direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay’ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamına göre; mahkemece ilk kararda, atılı suçlar nedeniyle mahkumiyet kararı verilmesi için yeterli delil bulunduğu gerekçesine dayanıldıktan sonra, Yargıtay bozma ilamından sonra, bozma ilamında belirtilen gerekçeler de tartışılarak ve ilk hükümde yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle direnme kararı verildiği, buna gere; özel dairece denetlenmeyen bir konunun ilk kez ve doğrudan Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nca değerlendirilmesine kanunen imkan bulunmadığından, yerel mahkemenin son uygulaması hukuken direnme kararı olmayıp, yeni hüküm niteliğinde olması karşısında, dosyanın temyiz incelemesinin Yargıtay özel dairece yapılması gerektiği anlaşılmakla;
Sanığın, sahte olarak düzenlenmiş çeki yapmış olduğu ticari alışverişte şikayetçiye vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanık aşamalarda değişmeyen savunmalarında, suça konu çeki, sattığı yalıtım malzemeleri karşılığında “…” isimli şahıstan aldığını beyan etmesi ve bilirkişi raporunda da çekteki imzaların sanığın eli ürünü olmadığının tespit edilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; sanığın alışveriş karşılığı çeki aldığını söylediği ve adres bilgilerini verdiği … isimli kişinin araştırılması, bulunması halinde ifadesine başvurularak suça konu çeki sanığa kendisinin verip vermediğinin sorulması, buna dair kayıtların istenerek dosyaya konulması, yazı ve imza örneklerinin usulüne uygun olarak alınarak, mukayeseye elverişli belge asıllarıyla birlikte kriminale gönderilerek, söz konusu çekteki yazı ve imzaların kime ait olduğunun kesin olarak belirlenmesi, sanık ve …isimli kişiye ait ticari kayıtların ve belgelerin getirtilerek aralarında ne şekilde bir ticari ilişki olduğunun belirlenmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, hükmün BOZULMASINA, 13/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.