Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2016/12012 E. 2017/13032 K. 31.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/12012
KARAR NO : 2017/13032
KARAR TARİHİ : 31.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın 26.09.2014 tarihli temyiz infazın durdurulması taleplerini içeren dilekçesinin eski hale getirme istemli olduğu anlaşılmakla, 26.06.2014 tarihinde sanığın yokluğunda mahkumiyetine karar verildiği, kararın sanığın mernis adresine 11.07.2014 tarihinde tebliğ adresinde muhatabın işte olduğunu beyan eden aynı konutta daimi ikamet eden ehil kızı … adına tebliğ edildiği, 04.09.2014 tarihinde kesinleştirildiği, oysa sanığın nüfus kayıt tablosuna göre, … isminde bir kızı olmadığı anlaşılmakla; sanığa yapılan tebligatın gerçekte var olmayan birisine yapıldığı, her ne kadar sanığın yakalama ile alınan savunmasında belirttiği adres olsa da mernis şerhini içererek tebliğ yapılmaya çalışıldığından, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğunun anlaşılması ve sanığa usulune uygun tebliğ yapılmadığı dikkate alınarak, kararın öğrenildiği tarihin temyiz dilekçesinin verildiği tarih olarak ve buna bağlı olarak sanığın eski hale getirme talebi ve temyiz başvurusu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın yakalama kararına istinaden mahkemesince hakları hatırlatılarak alınan savunmasında ”Sanıktan sorulduğunda yasal haklarımı ve isnat edilen suçları anladım, süre talebim yoktur hazırda bulunan avukatım huzurunda savunmamı yapacağım ”dediği görüldüğünden sanığın savunması alınırken avukat talep edip etmediği hususu netleştirilerek, avukat talebi olduğu anlaşılırsa avukat huzurunda savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması,
2-Suç tarihi itibariyla 5237 sayılı TCK’nın 116/2. ve 151/1. maddelerindeki suçlar açısından 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3-Müştekinin kovuşturma aşamasındaki beyanında belirttiği 8600 TL zararının giderilmesini talep ettiği, sanığın yakalama kararına istinaden alınan savunmasında, müştekinin zarar talebini gidermeyi kabul ettiğini beyan etmesi karşısında; sanığa zarar giderme imkanı sunularak sonuca göre sanık hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama şartlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ün temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 31.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.