YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2405
KARAR NO : 2017/10972
KARAR TARİHİ : 18.09.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz’in 18.11.2015 gün ve 2015/6745 Esas, 2015/21031 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, haczedilen 06 DZT 01 plakalı aracın müvekkili tarafından 23.12.2013 tarihinde Ankara 54.Noterliğinde düzenlenen mülkiyetin saklı tutulması kaydıyla satış sözleşmesi ile borçluya satıldığını, ancak borçlunun müvekkili şirkete olan ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bunun üzerine 16.04.2014 tarihinde borçlu şirkete noterden ihtar göndererek sözleşmeyi feshettiklerini bildirerek, aracın müvekkiline iadesini istediklerini, ancak borçlu şirketin aracı iade etmediğini, bu aşamada davalı takip alacaklısı … tarafından, borçlu aleyhine başlatılan takipte aracın kaydına haciz şerhi işlendiğini, 29.05.2014 tarihinde ise aracın yakalandığını, borçlu şirket sözleşme şartlarına uymayarak ödemelerini yapmadığı için aracın mülkiyetinin borçlu şirkete geçmediğini iddia ederek, davanın kabulü ile araç üzerindeki haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacının mülkiyet iddiasının borçlu şirket ile aralarındaki iç ilişki ile ilgili olduğunu, bu durumun iyiniyetli müvekkilinin alacağını tahsil etmesine engel teşkil etmeyeceğini, davacı ile borçlu şirket arasında yapılan mülkiyeti muhafaza kaydı ile satış sözleşmesinin müvekkili tarafından bilinmemesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli bir şekilde aracın haczini ve yakalanmasını talep ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davaya konu aracın mülkiyetinin henüz borçluya geçmediğinin anlaşıldığı, davalı alacaklının borçlu adına kayıtlı aracı haczettirmekte kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile araç üzerindeki haczin kaldırılmasına, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi vekili ve davalı alacaklı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 2015/6745 Esas 2015/21031 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır.
Bu kez de davacı 3. kişi vekili ve davalı alacaklı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kararı doğrultusunda, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler kapsamında çıkarılan 03.10.2016 tarihli 675 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Dava ve Takip Usulü başlıklı 16. maddesinde;
“ MADDE 16- (1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine, 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle ret kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
(2) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce başlatılan icra ve iflas takipleri ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen takipler hakkında icra müdürlüklerince, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi uyarınca düşme kararı verilir. Bu kararlar dosya üzerinden kesin olarak verilir ve takip alacaklısına resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı takip giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine, 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir.
(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz.” hükmü getirilmiştir.
Dava dosyası, 675 Sayılı KHK’nın 16/1. maddesi kapsamında değerlendirildiğinde, karar düzeltme talebinde bulunan davalı alacaklı Murat Hüdavendigar Üniversitesinin 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurumlara ilişkin listede yer aldığı ve kapatıldığı anlaşıldığından anılan davalı hakkında 675 Sayılı KHK’nın 16. maddesi kapsamında değerlendirme yapılabilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı 3. kişi vekili ve davalı alacaklı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 2015/6745 Esas 2015/21031 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, ilk derece mahkemesince verilen hükmün BOZULMASINA, (2) Bozma sebep ve şekline göre davacı 3. kişi vekili ve davalı alacaklı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına ve 60,00 TL ret harcının karar düzeltme isteyene iadesine, 18.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.