Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/11593 E. 2017/2045 K. 16.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11593
KARAR NO : 2017/2045
KARAR TARİHİ : 16.03.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Beraat

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili ve sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Güriş İnşaat ve Mühendislik A.Ş. adına kayıtlı taşınmazda, … Elektrik Üretim A.Ş tarafından ileride yapılması planlanan Doğalgaz Çevrim Santrali projesi için iş makineleri ile zemin tesviye çalışması yapıldığı sırada, eski eser bulunduğuna dair Aydın Müze Müdürlüğüne yapılan ihbar üzerine olay yerine giden arkeologlar tarafından tanzim edilen 21/09/2012 tarihli raporda, hafriyat yapılan kısımlarda orijinal yerinden sökülerek taşındığı anlaşılan antik bir yapıya ait mimari blokların çalışma alanının orta kısmında toplanmış olduğunun, bir kısmının ise sökülerek alanda bırakıldığının, alan ve kesitlerde pişmiş toprak malzemenin (seramik ve çatı kiremidi parçaları ve kaplama parçalarının) yoğun olarak bulunduğunun, yapılan kesit incelemelerinde tonozlu bir yapının kenar duvarı olması muhtemel, yüksek, kalın ve harçlı bir duvarın iş makineleriyle tahrip edildiğinin, yine bir kesitte, kenarları büyük tuğlaların sıralanmasıyla oluşturulmuş muhtemel bir mezarın hafriyat sırasında kısmen tahrip edildiğinin, alanın Roma Dönemine ait bir yerleşim yeri ya da nekropol olabileceğinin tespit edildiği, sanık …’ün … Elektrik Üretim A.Ş’de işletme müdürü, sanık …’in ise formen olarak görev yaptıkları, sanıkların duruşmadaki beyanlarında atılı suçlamayı kabul etmedikleri, ancak sanık …’in 07/11/2012 tarihli kolluk beyanında, Ömerbeyli köyü muhtarı olan …’ın olaydan birkaç gün sonra kendisini telefonla arayarak, müze görevlilerinin tutanak tuttuklarını, kültür varlıklarına dokunulmaması gerektiğinin şifai olarak söylendiğini kendisine ilettiğini, 12/06/2013 tarihli yazılı savunmasında, sanık …’ün talimatıyla kepçe operatörü Enver Bayrak tarafından antik yapıya ait mimari blokların 3 metre derinliğe gömüldüklerini, olayın ortaya çıkması üzerine yine sanık …’ün talimatıyla mimari blokların diğer kepçe operatörü … tarafından gömülü oldukları yerden çıkarıldıklarını öğrendiğini beyan ettiği, adı geçen kepçe operatörlerinin ve güvenlik amiri Yusuf Büyükoğlu’nun da tanık sıfatıyla alınan beyanlarında aynı mahiyette ifade verdikleri, sanık …’ün kolluk beyanında, zemin düzleme çalışması sırasında şantiyede bulunan taşların herkesin bilgisi ve görgüsü dahilinde toprağın altına gömüldüğünü, söz konusu taşların halen orada bulunduğunu beyan ettiği, mahkemece yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan 23/10/2013 tarihli bilirkişi raporunda, Aydın Müze Müdürlüğü görevlileri tarafından fotoğraflanan mimari yapı parçalarının hiçbirinin ve tonozlu yapının kenar duvarlarının da yüzeyde görülmediğinin, bunun yanısıra kesitte, kenarları büyük tuğlaların sıralanmasıyla oluşturulduğu belirtilen ve olasılıkla bir mezara ait olduğu vurgulanan yapıdan da hiçbir iz bulunmadığının, her ne kadar keşif sırasında mimari yapı elamanlarının toprağa yeniden gömüldüğü belirtilmiş olsa da, kesitlerde yer alan yapı ve mezarın tamamen ortadan kaldırıldığının tespit edilip, nekropol alanı amacıyla seçilmiş olduğu izlenimi veren arazinin tamamında tahribat bulunduğunun, tahrip edilmiş alanın taşınmaz kültür varlığı olarak nitelendirilmesi gerektiğinin belirtildiği anlaşılmakla, yapılan ihbar üzerine olay yerine giden Aydın Müze Müdürlüğü görevlilerinin yaptıkları çalışmalar neticesinde, herhangi bir fiziki müdahalede bulunulmaması gerektiğinin köy muhtarı … tarafından sanık …’e söylenmiş olmasına rağmen, formen olarak görev yapan sanık …’in işletme müdürü sanık …’ü durumdan haberdar etmeksizin hafriyat çalışmalarına devam edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, keza sanık …’ün de mimari blokların gömüldüğünü savunmasında ikrar ettiği, sanıkların hafriyat çalışması sırasında kültür varlıklarının ortaya çıktığını öğrenmelerine rağmen, çalışmaya devam ederek davaya konu eserlere zarar vermek suretiyle atılı suçu işlediklerinin tüm dosya kapsamın itibariyle sabit olması karşısında, mahkumiyetlerine dair hüküm tesis edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin ve sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 16/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.