Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/3308 E. 2014/10261 K. 02.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3308
KARAR NO : 2014/10261
KARAR TARİHİ : 02.06.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.11.2013 tarih ve 2011/407-2013/261 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilleri …’in davalı şirkette 13, …’in 0,8, …’nin de 1,12 pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 29.07.2011 tarihinde yaptığı olağan genel kurulda şirkete ait tek taşınmaz olan fabrika ve arsasının satışı için yönetim kuruluna yetki verildiğini, bu genel kurul ile ilgili usulüne uygun bir yazılı çağrı bulunulmadığını, sadece gazete ilanı yolu ile çağrı yapılıp genel kurul yapıldığını, satış için karar alınan taşınmazın şirketin tüm sermayesi olduğunu, ayrıca bu taşınmazın 2000/4649 hissesinin 31.12.2010 tarihinde değerinin çok altında mevcut ortaklar tarafından kurulan başka bir şirkete zararına devredildiğini, 2010 yılı genel kurulunda yönetim kurulunun ibrasının bilinmediğini, ibra edilmiş olsa bile ibra edenlerin yine, her iki şirketin de ortağı kişiler tarafından ibra edilmiş olacağının aşikar olduğunu, devirlerinin usul ve yasaya, iyi niyet kurallarına, ana sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek 29.07.2011 tarihli genel kurul kararlarının iptaline, ayrıca taşınmazın hisse devrine ilişkin kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların hali hazırda şirket ortağı olduğuna ve gerçek hisse adedinin ne kadar olduğuna dair güncel ve kesin bir bilgi bulunmadığını, 29.07.2011 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının TKK’nın aradığı bütün yasal koşullara uygun yapıldığını, TTK’nın 368-369 maddelerindeki aranan şartların tamamının müvekkili şirket tarafından yerine getirildiğini, yapılan genel kurulun bu şartlara uygun olarak yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 29.07.2011 tarihli genel kurul toplantısı ilan ve davetlerinin 6762 sayılı TTK’nın 368. maddesine ve şirket ana sözleşmesinin 22. maddesine uygun olarak ilan edildiği, dosyaya ibraz edilen davacıların hisse senetlerinin hamile yazılı olduğu ve davacıların davalı şirkete hisse bırakıp adreslerini

bildirdiklerinin de iddia ve ispat olunamadığından davacılara genel kurul toplantılarının taahhütlü mektupla bildirilmesinin zorunlu bulunmadığı, davalı şirketin taşınmaz hissesi veya taşınmaz satışında ana sözleşmeye ve şirketin imza sirkülerine uygun hareket edildiği, davalı şirket ana sözleşmesinde, taşınmaz satışı şirketin faaliyet konuları arasında sayıldığına göre, şirketin yöneticisi ve temsilcilerinin bir genel kurul kararı almadan da taşınmaz satışı yapmalarının mümkün olduğu, 29.07.2011 tarihli genel kurul toplantısının pay sahiplerinin % 83,58’inin iştirakiyle yapıldığı, kararın oy birliği ile alındığı, davacıların ve diğer tüm pay sahiplerinin tamamı katılmış olsa ve karşı oy kullansa bile, genel kurulda yine aynı yönde karar alınabileceği, genel kurul kararının kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, taşınmazın satış fiyatındaki farkın fahiş olmadığı ve bunun olağan karşılanabileceği, ayrıca satış fiyatının piyasa rayicinden bir miktar düşük olmasının başlı başına genel kurul kararının iptalini gerektirici bir neden olmadığı, ayrıca 22/08/2002 ve 15/06/2006 tarihli genel kurullardan dava tarihine kadar 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.