Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/2289 E. 2014/12092 K. 25.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2289
KARAR NO : 2014/12092
KARAR TARİHİ : 25.06.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/11/2013 tarih ve 2012/128-2013/408 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının yetkilisi olduğu dava dışı …. İnş. Tic. Ltd. Şti. ile aralarındaki sözleşme nedeniyle üstlendiği edimleri yerine getirmesine rağmen alacağının ödenmemesi üzerine bir kısmının tahsili için ilamsız icra takibi başlattığını, borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasının kabul ile sonuçlanıp şirket aleyhine tazminata karar verildiğini, kararın kesinleşmesi ile takibe devam edilmiş ise de, borçlu şirketin adresini terk ettiği, şirketin taahhüdünde yapılan şirket merkezi olarak gösterilen adreste bulunan bağımsız bölümün şirketin diğer ortağı ….’a devredilerek kaçırıldığının tespit edildiğini, borçlu şirket adına başka mal tespit edilemediğinden tasarrufun iptali istemi ile dava açılması üzerine söz konusu bağımsız bölümün …. tarafından üçüncü kişiye satılmış olması nedeniyle taşınmazın belirlenen bedelinin ….’dan tahsiline karar verildiğini, …. hakkında bu ilama dayalı başlatılan takipte borçlu adına mal varlığının tespit edilmediğini, şirket yetkilisi olan davalının şirketin ticari faaliyetini fiilen sonlandırarak aynı adreste, aynı konuda ve aynı ortaklarla … Boya Ltd. Şti. unvanlı başka bir şirket kurmak suretiyle borçlu şirketin giderek zararına sebep olduğunu, yasal yükümlülüklerini yerine getirmeyerek malları kaçırmak suretiyle müvekkilinin alacaklarının tahsil edememesine yol açtığını ileri sürerek, tasarrufun iptali davası sonucunda hükmedilen tutarı aşan davacı alacağı ve fer’ileri karşılanmadığından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL’nin takibe konu alacağın öncelikle fer’ilerine ve …. hakkında açılan tasarrufun iptali davasına konu tutarı aşan alacağa mahsup edilmek üzere takip tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte şirket temsilcisi olan davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davalının davacı ile sözleşmenin düzenlendiği andan itibaren ve halen davacının alacaklı olduğu şirketin tek temsilcisi olduğu, davacı alacağının tahsili için ilk icra takibinin başlatıldığı 19.04.2007 tarihinde şirketin aktifinde alacaklıya ödeme yapacak mevcudunun bulunduğu halde şirket temsilcisinin şirket adına kayıtlı bağımsız bölümü şirket ortağı olan ….’a muvazaalı olarak devrettiği, bu kişinin de taşınmazı dava dışı üçüncü kişiye devretmesi ile İİK’nın 283/2. maddesi uyarınca davacının alacağı kadar bedele dönüşmüş olsa da, …. hakkında yapılan takip sonucunda da alacağın tahsilinin mümkün olmadığı, davalı şirket temsilcisinin şirketin mevcudunun ödemeye yeterli olmasına rağmen ödeme yapmayıp şirket adına kayıtlı taşınmazı da muvazaalı olarak devretmek suretiyle davacı alacağının tahsilini engellemek kastıyla hareket ettiği, davacı alacağının tahsil edilmemesinde kusurunun bulunmadığına yönelik bir savunma ileri sürüp ispatlamadığı, davalının davacı zararını oluşturan 257.304,32 TL’den sorumlu olduğu gerekçesi ile, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydı ile 10.000,00 TL’nin dava tarihi olan 08.08.2011 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının Alkolcan İnş. Ltd. Şti’den alacaklı olduğunun Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde verilen itirazın iptali kararından anlaşılmasına, yine şirkete ait gayrimenkulün de muvaazalı olarak şirket ortağına devredildiğinin Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/134 Esas 2010/493 sayılı kararı ile sabit bulunmasına ve bu eylemin davacının doğrudan zararına yol açmış bulunmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.