Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2016/14343 E. 2017/8137 K. 07.06.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/14343
KARAR NO : 2017/8137
KARAR TARİHİ : 07.06.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükmolunan adli para cezasının 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanununun 26. maddesiyle 5230 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte olduğundan sanık müdafiinin temyiz itirazlarının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2) Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, ancak;
a) Son sözün sanığa verilmemesi suretiyle CMK’nin 216/3. maddesine aykırı davranılması,
b) Sanığın cezasında TCK’nin 29. maddesi gereğince indirim yapılırken hesap hatası yapılarak 1 yıl 4 ay 26 gün yerine, 1 yıl 5 ay hapis cezası, TCK’nin 62. maddesinin uygulanması sonrası sonuç cezanın da, 1 yıl 2 ay 1 gün hapis cezası yerine, 1 yıl 2 ay 5 gün olarak belirlenmesi suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
c) TCK’nin 53/3. maddesi gereğince kasti suçtan uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; 07.06.2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ; 5271 sayılı CMK’nin 216/3. maddesindeki hükmünde belirtilen hükümden önce son sözün sanığa verilmesi şeklindeki düzenlemenin amacının sanığın son anda bile aklına gelen bir şeyi söyleyebilmesi veya yeni bir delil sunabilmesi veya önemli gördüğü bir hususa tekrar dahi olsa özellikle dikkat edilmesini söyleyebilme, başka bir anlatımla savunma hakkının kısıtlanması için konulmuş olup, sanık müdafinin sanığın bulunmadığı son oturumlarda bu haktan yararlandırılması gerektiği,
duruşma tutanağına baktığımızda katılan sanık …’den son sözü soruldu: Takdir mahkemenindir, dedi.
Katılan sanık … müdafii Av. …’dan son sözü soruldu:Takdir mahkemenindir, dedi.
Katılan sanık … müdafii …’dan son sözü soruldu: Takdir mahkemenindir, dedi.”
şeklinde yazılmasından sanığa son sözünün sorulup, sanığın “Takdir mahkemenindir “ demekle başka bir sözünün olmadığını beyan etmesi sebebiyle savunma hakkının kısıtlanmadığı, kaldi ki sanığın son sözlerini söylemesinden sonra sanık müdafiinin ve katılan sanık … müdafii …’ın ekstradan “Takdir mahkemenindir” şeklinde son sözler söylemesinin sanık aleyhine bir durum oluşturmadığı ,
5271 sayılı CMK’nin 216/3. maddesindeki hükmünde belirtilen hükümden önce son sözün sanığa verilmesi şeklindeki düzenlemenin şekli bir nitelik taşımadığı, bu düzenlemenin ruhunun sanığa son anda dahi savunmaya ilişkin bir söz söyleme amacını taşıdığı, duruşma tutanağından 5271 sayılı CMK’nin 216/3.maddesinin ruhuna uygun hareket edildiğinin anlaşıldığı, önce sanıktan sonra müdafiinden ve katılan sanık … müdafii … müdafiinden son sözlerin sorulmasının bir öneminin olmadığı, geciken adalet adalet değildir ve ekonomik yargılama ilkeleri de dikkate alındığında “Son sözün sanığa verilmemesi suretiyle CMK’nin 216/3. maddesine aykırı davranılması nedeniyle” bozma yapılmasına dair karara katılmak mümkün değildir.07.06.2017