Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/11465 E. 2012/15397 K. 18.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11465
KARAR NO : 2012/15397
KARAR TARİHİ : 18.06.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 4.427 TL alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, taraflarca imzalanmış olan sözleşmeden kaynaklanan ücret alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali talep edilmiştir.Mahkemece, sözleşmedeki cezai şarta ilişkin hükmü uyguladığını öne süren davalı idarenin bu konuda tutanak düzenlemediği gibi delillerini de sunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Taraflar arasında düzenlenen 22.04.2009 tarihli sözleşme ile davacı şirket, davalı idarenin araç ve şoför ihtiyacını karşılamayı yüklenmiştir. Sözleşmenin 17.1 maddesinde; araçların kuruma hiç gelmemesi halinde her gün için 500 TL’ nin idarece yüklenicinin hak edişinden ceza olarak kesileceği kararlaştırılmıştır.Somut olayda; davalı idare, Mayıs 2010 döneminde davacı şirkete ait araçlardan birinin 20 gün gelmesine rağmen diğer aracın ise sadece 14 gün kuruma geldiğini puantaj çizelgesi ile belirlemiştir. Esasen bu husus, davacı şirketin de kabulündedir, zira davacı şirket takibe konu borcun sebebi olarak gösterdiği faturada araçlarından biri için 20 gün üzerinden ücret talep ederken, diğer aracı için ise 14 gün üzerinden ücret talep etmiştir. Buna göre, davalı idare sözleşmede kararlaştırılmış olan cezai şarta ilişkin hükmü uygulamakta haklıdır.O halde mahkemece; takibe konu edilen ücret alacağından, cezai şart nedeniyle indirim yapılarak bakiye kalan miktara hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.