YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1783
KARAR NO : 2019/9140
KARAR TARİHİ : 24.09.2019
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : KarşılıklıBoşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, erkeğin kabul edilen davası, reddedilen tazminat talepleri, kişisel ilişkinin süresi ile iştirak nafakasının miktarı yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 24.09.2019 günü temyiz eden davalı-karşı davacı … ile vekili Av…. geldiler. Karşı taraf davacı-karşı davalı … ve vekilleri gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun duruşma yapılmadan verilecek kararlar başlıklı 353/1-b maddesinde açıkça; “Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
1-İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
2-Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,
3-Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda; taraflarca evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı olarak karşılıklı olarak boşanma davaları açılmış, ilk derece mahkemesince boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek, her iki boşanma davası ve fer’ilerine ilişkin hüküm kurulmuş, ilk derece mahkemesinin bu kararı, davalı-karşı davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, erkeğin kabul edilen davası, reddedilen tazminat talepleri, kişisel ilişkinin süresi ile iştirak nafakasının miktarı yönlerinden ve davacı-karşı davalı erkek tarafından katılma yolu ile kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, iştirak nafakasının miktarı yönlerinden istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılamada; ilk derece mahkemesince taraflara yüklenen “Hakaret ve küçük düşürme” vakılarına dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında dayanılmadığı ve birlikte yaşamaya devam edilmesi nedenleriyle taraflara kusur olarak yüklenemeyeceği belirtilerek, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflardan bu kusurlu davranışların çıkarılmasına karar verildiği, diğer bir anlatımla tarafların kusur belirlemesine ilişkin istinaf taleplerinin kabul edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, bölge adliye mahkemesince, yapılan yargılamaya uygun olarak HMK m. 353/l-b-2 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesinin kusur belirlemesine ilişkin karar gerekçesi düzelterek yeniden kusura ilişkin esas hakkında karar verilmesi gerekirken, HMK m. 353/l-b-2 maddesine aykırı davranılarak, kararın hüküm fıkrasında tarafların kusur belirlemesi de dahil olmak üzere tüm istinaf taleplerinin HMK m. 353/l-b-l uyarınca ayrı ayrı esastan reddine ilişkin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre temyize konu sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 2.037 TL vekalet ücretinin Ömer’den alınarak Selda’ya verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, oybirliğiyle karar verildi. 24.09.2019 (Salı)