Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1295 E. 2023/2817 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1295
KARAR NO : 2023/2817
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2285 E., 2022/2219 K.
KARAR : Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/373 E., 2022/148 K.

Taraflar arasındaki sigortalılık başlangıcı ve hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2008-2016 yılları arasında aralıksız olarak davalı işverene ait işyerinde çalıştığını, çalışması sırasında sigortasının yapıldığını ve sigorta primlerinin ödendiğini bildiğini, SGK’ya başvurması ile primlerinin yatırılmadığını öğrendiğini ileri sürerek, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.01.2008 tarihi olarak tespiti ile 2008-2016 yılları arasında ödenmeyen primlerinin davalı tarafından yatırılmasına karar verilmesini istemiş, 05.04.2021 tarihli dilekçesi ile; taleplerinin 506 sayılı SSK’nın 63 üncü maddesinin B bendi kapsamında sosyal güvenlik destek birimine tabi çalışma olduğunun tespitine karar verilmesi olduğunu beyan etmiştir.

II.CEVAP
Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.

Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olduğunu, çalışma iddiasının resmi belgelerle ispat edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İstinaf kaldırma karar sonrası mahkemece yapılan yargılamada, davacının 2005 yılından itibaren yaşlılık aylığı alması, destek priminin ise yaşlılık aylığı kesilmeksizin ödenmesi gereken primlerden olduğu, kanun kapsamında 01.10.2008 tarihinden itibaren ilk defa sigortalı olanlardan yaşlılık aylığı aldıktan sonra çalışmaya başlayanların aylıklarının kesileceği, destek primine geçiş hükümlerine göre 01.10.2008 tarihi öncesi yaşlılık aylığı almaya başlayanlar için destek primine tabi olma hükümlerinin uygulanmaya devam edeceği, 506 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinde yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmaya başlamasına ilişkin düzenlemenin A bendinde çalışma olgusuyla yaşlılık aylığının kesileceği, B bendinde ise destek prim ödemesi ile yaşlılık aylığının devam edeceği belirtildiğinden, davacı vekiline talebi açıklattırılmış olup, davacı vekilinin 05.04.2021 tarihli beyan dilekçesinde; davacının çalışmasının 506 sayılı Kanun’un 63/B maddesi kapsamında olduğunu, talebin bu kapsamda değerlendirilmesini istediği, kanun kapsamında destek prim çalışma sürelerinin aylık kesimine engel teşkil etmediği ancak sigortalılık süresi olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafın kendisini vekil ile temsil ettirmemesine rağmen davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının emekli aylığının kesilmeyerek sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışan emekli işçi statüsünde olduğunu, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı yönüyle emekli işçinin de diğer işçiler gibi aynı haklara sahip olduğunu, uygulamada emekli işçilerin kayıt dışı yani sigortasız olarak çalıştırılması uygulamasının yaygın olduğunu, sigortasız olarak çalışırken işten ayrılan veya işten çıkarılan işçiye ise hak etmiş olsa dahi işverenin kıdem veya ihbar tazminatı ödemek istemeyebileceğini, işçinin hizmet tespiti ile ilgili Kurumda çalıştığını ispatlayarak kıdem tazminatı ve diğer alacaklarını alabileceğinden hizmet tespiti davası açmasında hukuki yarar olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında bulunan kayıt ve belgelere göre, davacının 01.03.2005 tarihinden beri yaşlılık aylığı aldığının hizmet döküm cetvelinden anlaşıldığı, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmanın sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği açık olmakla tespitinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığına dair ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucunda bozulmasını istemiştir.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının yaşlılık aylığı alırken sosyal güvenlik destek primine tabi çalıştığının tespitine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunmasıdır.

Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Arslan, Ramazan; aktaran: Hanağası, Emel: Davada Menfaat, … 2009, önsöz VII).

Hukuk Genel Kurulu’nun 24.06.1992 gün ve 1992/1-347 E., 1992/396 K. ve 30.05.2001 gün ve 2001/14-443 E., 2001/458 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır.

Mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönem içinde öğreti ve yargısal kararlar, dava açarken hukuki yararın bulunması gereğini, “dava şartı” olarak kabul etmiştir. Bu şart, “dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri” olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan “olumlu dava şartları” arasında sayılmaktadır.

Nitekim, aynı görüş, Hukuk Genel Kurulu’nun 24.11.1982 gün ve 1982/7-1874 E.-914 K.; 05.06.1996 gün ve 1996/18-337 E.-542 K.; 10.11.1999 gün ve 1999/1-937 E.-946 K. ve 25.05.2011 gün ve 2011/11-186 E. 2011/352 K. sayılı kararlarında da, benimsenmiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114 üncü maddesinin 1inci fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır. Bir davada, hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır.

Bu ilkeden hareketle, dava şartı olarak hukuki yararın varlığının, mahkemece, taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir.

Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar, dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca, açılacak davanın, ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının, o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan sözedilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa, hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez, H./Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, … 2011, s.297).

3.Değerlendirme
1.İnceleme konusu eldeki davada, 01.03.2005 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı alan davacının, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.01.2008 tarihi olduğunun ve 2008-2016 yılları arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitini istediği, mahkemece, hukuki yararının bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.

2.Sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez kuralı gereği, sigortalı ister sosyal güvenlik destek primi, isterse tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışsın, Kanunun öngördüğü belli bir sosyal güvenlik kuruluşu sigortalısı olması, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilmez ve kaçınılmaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü yaratır. Bu statüye Kurumun prim tahakkuk ettirmesi, sigortalının iş kazası geçirmesi veya meslek hastalığına yakalanması halinde kendisi ya da hak sahiplerine gelir bağlanması gibi çeşitli sonuçlar bağlanmıştır. Bu sonuçlar ile birlikte, işçilik alacakları haklarının doğması gibi hususlar da göz önüne alındığında, davacının bildirim yapılmayan dönemlerdeki çalışmalarının tespitini istemekte hukuki yararının bulunduğu ve aksinin kabulü halinde yaşlılık ya da emekli aylığı alan kişilerin sigortasız çalıştırılabileceği gibi sosyal güvenlik hakkının zorunlu ve vazgeçilemez niteliğine aykırı bir sonuç çıkacağı açık olup, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu verilen hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.