YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6410
KARAR NO : 2023/3366
KARAR TARİHİ : 26.09.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/915 E., 2019/520 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalı vekiline 02.04.2019 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından, davalı vekilinin sunduğu 03.04.2019 tarihli dilekçesinin katılma yoluyla temyiz niteliğinde olduğu,
291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 10.09.2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 27.09.2016-03.02.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalan davacı hakkında yapılan yargılama sonunda beraat kararı verildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 31.100,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 21.09.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, istenilen manevi tazminatın yüksek olduğunu ayrıca zarara ilişkin belge sunulmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
3. Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2018 tarihli ve 2018/484 Esas, 2018/637 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 15.03.2019 tarihli ve 2019/915 Esas, 2019/520 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2021 tarih, 2019/43376 sayılı tebliğnamesi ile davalının temyiz isteminin miktar bakımından kesinlik sınırı altında kaldığından bahisle reddine, davacının temyiz istemi bakımından ise kararın onanmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğuna, davacının cezaevinde yaptığı masraflar, özel ders ücretleri , yol masrafları, avukatlık ücreti gibi kalemlerin de maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğine ilişkindir.
2.Davalı vekilinin temyiz istemi; eksik inceleme ile verilen kararın hukuka aykırı olduğuna ve resen görülecek nedenlere ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkeme gerekçesinde “..Maddi tazminat talepleri yönünden, 20/05/1957 tarih ve 4-16 sayılı Yargıtay içtihatı Birleştirme kararında belirtildiği üzere ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücretinin yargılama giderleri kapsamında olduğu, bu hakkın asıl haktan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağı, ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin, maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceği ancak, beraat kararı ile birlikte ödenen veya ödenmesi gereken miktardan fazla vekalet ücreti ödenmesi halinde, fazlaya ilişkin bedelin davacıya maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiği, böyle bir durumda avukata ödenen paranın serbest meslek makbuzu ile ispatlanması ve ödemeninde hüküm tarihinden önce yapılması gerektiği açık olup, bu nedenle davacı tarafından talep edilen 6.500 TL vekalet ücretine ilişkin serbest meslek makbuzlarının dosyaya sunulmaması ve davacıya yargılandığı mahkemede vekalet ücreti verilmesi nedeniyle bu yöndeki talebin reddine,Yine maddi tazminat kalemi olarak talep edilen özel ders ücreti ve cezaevindeki masraflar için de, bu masraflar ve ders ücretlerinin belirlenebilir ücretler olmaması ve tutukluluk döneminde sosyal yaşantısında bir takım sıkıntılara yol açmasının doğal olması nedeniyle, bu dönemle ilgili masrafların manevi tazminat içerisinde değerlendirilmesi gerektiği değerlendirilmekle, bu yöndeki maddi tazminat talebinin de reddine, yine davacının 27/09/2016 tarihinden 03/02/2017 tarihine kadar tutuklu kaldığı dönemle ilgili talep ettiği maddi tazminatın, kendisinin 30/11/2016 tarihine kadar kamu görevlisi olması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, 28.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda hesaplandığı şekilde davacının kamu görevinden çıkarılmış olduğu 30.11.2016 tarihi ile tahliye tarihi olan 03/02/2017 tarihleri arasında özgürlüğünün kısıtlandığı görülmekle net asgari ücret üzerinden hesaplanan 2.885,37 TL tutarında maddi tazminat ile, manevi tazminat yönünden de, davacı hakkında isnad edilen suçun niteliğine göre manevi olarak zarara uğradığı, davacının mesleği, sosyo ekonomik durumu, gözaltında kalmasına ve tutuklanmasına neden olan suçun niteliği ve süreleri mahkememizce göz önünde bulundurularak, davacının zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek düzeyde, ancak manevi olarak yaşadığı acıların tazminini de karşılayacak bir miktarda manevi tazminatın verilmesi gerektiği kanaatiyle takdiren mahkememizce 10.000 TL manevi tazminatın taleple bağlı kalınarak tutuklama tarihi olan 29/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı …’a verilmesine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/40-2018/241 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 27.09.2016-03.02.2017 tarihleri arasında 129 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 25.04.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, kanunda öngörülen yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır.
A.Tebliğname yönünden;
Gerekçeli kararın ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin, davalı vekiline02.04.2019 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından, davalı vekilinin sunduğu 03.04.2019 tarihli dilekçesinin katılma yoluyla temyiz niteliğinde olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki davalı vekilinin temyiz talebinin kesinlik sınırının altında olduğundan bahisle reddine karar verilmesi gerektiği şeklindeki (I) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
B.Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;
1.Tutuklandığı tarihte memur olup ücretsiz izinde bulunan dolayısıyla başka bir işte çalışması mümkün olmayan davacının ihraç tarihi olan 30.11.2016 tarihinden tahliye tarihine kadar geçen süre için maddi kaybın asgari ücret üzerinden hesaplanmasında ve hesaplanan tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş, özel ders ücretleri, cezaevi masrafları, yol masrafları gibi kalemlerin koruma tedbirleri nedeniye tazminat davasına konu olabilecek gerçek zarar kapsamında bulunmadığından bu bedellerin maddi tazminat kapsamına alınmaması hukuka uygun bulunmuştur.
2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
3.Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacının hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna yönelik temyiz sebebi yerinde de görülmemiştir.
C. Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden;
Davacının tutuklandığı suçtan beraatine karar verildiği ve tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, mahkemenin kabul, tespiti ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 15.03.2019 tarihli ve 2019/915 Esas, 2019/520 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2023 tarihinde karar verildi.