YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1411
KARAR NO : 2023/3273
KARAR TARİHİ : 25.09.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/2365 E., 2021/30 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 29.01.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “müvekkilinin devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan 30.12.1992 tarihinde gözaltına alındığını, 12.01.1993 tarihinde tutuklandığını, İstanbul 3 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 20.10.1999 tarihli ve 1993/161 E. 1999/376 K. sayılı ilamı ile müebbet hapis cezası ile cezalandırıldığını, kararın temyizi üzerine Yargıtay 9.Ceza Dairesinin 28.11.2000 tarih 2000/2331 Esas 2000/3020 Karar ilamı ile hükmün onanmasına karar verildiğini, davacının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvurunun kabul edilerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine dair karar verildiğini, 5194 sayılı Yasa ile Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılması üzerine yargılanmanın yenilenmesi yoluna başvurulduğunu, yeniden yapılan yargılama neticesinde davacının beraatine karar verildiğini ve davacının 29.12.2015 tarihinde tahliye edildiğini, bu suretle davacının 30.12.1992- 29.12.2015 tarihleri arasında haksız olarak tutuklu ve hükümlü kaldığını belirterek; 1.376.244 TL, maddi ve 1.400.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini” talep etmiştir.
2. Davalı vekili 19.02.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini” beyan etmiştir.
3. İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.05.2018 tarihli ve 2018/61 Esas 2018/235 Karar sayılı kararı ile beraat kararının kesinleşmediğinden CMK’nın 141-142 inci maddede belirtilen koşullar oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 07.12.2018 tarihli ve 2018/2914 Esas 2018/3678 Karar sayılı kararı ile “davacı vekili tarafından; müştekilerin, o tarih itibariyle davanın görüldüğü İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/128 esas sayılı dosyasının 07/02/2014 tarihli celsesinde şikayetlerinden vazgeçtiklerine dair duruşma tutanak örnekleri istinaf dilekçesine eklenmesi karşısında, bu durumun araştırılarak kararın kesinleşip kesinleşmediği ile diğer dava koşullarının bulunup bulunmadığına dair değerlendirme yapmakta zorunluluk bulunduğu” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
5. İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.02.2020 tarihli ve 2019/156 Esas 2020/41 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 18.01.2021 tarihli ve 2020/2365 Esas 2021/30 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.01.2021 tarihli, davacı lehine eksik manevi tazminata hükmolunduğu gerekçesiyle hükmün bozulması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğuna ilişkindir.
Davalı vekilinin temyiz istemi; süresinde ve yetkili mahkemede dava açılmadığına, davanın reddi gerektiğine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacının 30.12.1992 tarihinde gözaltına alınıp, 29.12.2015 tarihinde tahliye edildiği, gözaltına alınıp tutuklandıktan sonra verilen ceza nedeniyle hükümlü olarak geçirdiği süreye ilişkin yargılamanın yenilenmesi neticesi beraat ettiği, böylece uygulanan koruma tedbiri ve hüküm infazında geçen sürelerin haksız işlem mahiyetinde olduğu, davacı taraf her ne kadar 2005 öncesi asgari ücret ve günümüz satın alma değerine göre davacının gelir durumunun belirlenmesi, bunun için bilirkişinin esas aldığı kriterin yetersiz olduğu, dönemin altın dolar gibi ekonomik değerlerinin esas alınarak güncelleme yapılması gerektiği itirazında bulunmuş ise de, davacının 2005 yılı öncesi asgari ücret karşılığı elde etmesi muhtemel geliri o dönem altın ve döviz gibi farklı ekonomik değerlerde kullanıp gelir elde edeceğinin kabul edilebilir olmadığı, yargılamaya konu olay yönünden mahrum kalınan gelirin belirlenerek maddi zarara esas alınabileceği, o dönemde asgari ücrete göre elde etmesi söz konusu olan ve mahrum kaldığı geliri daha yüksek gelir getiren başka ekonomik araçlarda kullanacağı yönünde bir ispatın da bulunmadığı gözetildiğinde 2005 yılı öncesi asgari ücretin satın alma kriterine göre güncellenmesinde daha yüksek gelir getiren ensturmanların esas alınamayacağı, bu nedenle itirazın yerinde olmadığı değerlendirilmiş olup, davacının gözaltı, tutuklu, hükümlü olarak kaldığı sürede; ailesinin cezaevi ziyareti, cezaevinde yaptığı masraflar, tutukluluk nedeni ile uğradığı kayıp, ve cezaevi ziyareti nedeni ile yapılan giderler cezaevinde yapmış olduğu ihtiyaç harcamaları, kişisel ihtiyaçlara ilişkin olup, tutuklu olmasa dahi yapılacak harcamalar mahiyetinde olduğu doğrudan tutuklama işleminden kaynaklanmadığı ve işlem nedeni ile malvarlığında azalmaya sebep olmadığı ve ayrıca soyut harcama beyanlarına dair belge ibraz edilemediği de gözetilerek maddi zarar kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 239.333 TL maddi ve 165.000 TL manevi tazminatın 30.12.1992 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fazla olduğu gerekçesiyle hükümdeki maddi tazminata ilişkin “239.333 TL” ibaresinin çıkarılarak yerine ”87.126,38 TL” ibaresinin yazılması, manevi tazminat miktarına ilişkin “165.000 TL” ibaresinin çıkarılarak yerine “150.000 TL” yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan kararın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/170 Esas 2017/238 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütü içinde yer alıp devlet topraklarının bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemler olarak nitelendirilen gaspa kalkışma ve gasp suçundan 30.12.1992 tarihinde gözaltına alındığı, 12.01.1993 tarihinde tutuklandığı, İstanbul 3 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 20.10.1999 tarihli ve 1993/161 E. 1999/376 K. sayılı ilamı ile müebbet hapis cezası ile cezalandırıldığı, kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 28.11.2000 tarih 2000/2331 Esas 2000/3020 Karar ilamı ile hükmün onanmasına karar verilerek kesinleştiği, davacı hükümlü tarafından 04.06.2001 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulduğu ve Mahkemenin İkinci Dairesi 21.07.2009 tarihli kararıyla Sözleşmenin 6. maddesinin ihlal edildiğinin tespiti edildiği, daha sonra davacı tarafından yargılanmanın yenilenmesi yoluna başvurulduğu, 29.12.2015 tarihinde tahliye edildiği, yeniden yapılan yargılamada İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.10.2017 tarihli 2015/170 esas ve 2017/238 karar ilamı ile davacının istemi kabulüne, İstanbul 3 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 20.10.1999 tarihli ve 1993/161 E. 1999/376 K. sayılı ilamıyla davacı hakkında verilen hükmün iptaline ve davacının beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 02.11.2017 tarihinde kesinleştiği, bu suretle davacının 30.12.1992-29.12.2015 tarihleri arasında 22 yıl 11 ay 29 gün gözaltı/tutuklu ve hükümlü kaldığı, davanın gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, infaz tarihi itibariyle 5271 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, yasada öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
A.1.Maddi tazminatın asgari ücret üzerinden hesaplanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Gözaltına alındığı, tutuklandığı ve hükümlü kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya gözaltında, tutuklu ve hükümlü kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
A.2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
A.3.Kararın gerekçesiz olduğuna yönelik temyiz sebebi yönünden;
İstinaf mahkemesince maddi ve manevi tazminat hesabında hata yapıldığından bahisle istinaf taleplerinin düzeltilerek esastan reddine karar verildiği ve buna ilişkin kararın gerekçe ihtiva ettiği anlaşıldığından davacının kararın gerekçesiz olduğuna yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
B.1.Davanın süresinde açılmadığına ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin 1 inci fıkrası şu şekildedir;
“Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.”
Tazminata esas dosyanın 02.11.2017 tarihinde kesinleştiği, davanın ise yasal süre içerisinde 29.01.2018 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz istemi reddedilmiştir.
B.2.Davanın yetkili mahkemede açılmadığına ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanunun 142 nci 2 nci fıkrasına göre; tazminat isteminin, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağının şeklindeki belirleme dikkate alındığında davanın yetkili mahkemede açıldığı anlaşılmakla; davalının temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
B.3.Maddi tazminata ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya gözaltında, tutuklu ve hükümlü kaldığı dönemlerde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B.4.Hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Gerekçe bölümünün (A.2) numaralı paragrafında açıklanan gerekçeyle davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A.2) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 18.01.2021 tarihli ve 2020/2365 Esas 2021/30 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2023 tarihinde karar verildi.