Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6311 E. 2023/4494 K. 13.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6311
KARAR NO : 2023/4494
KARAR TARİHİ : 13.07.2023

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/1858 Esas, 2021/455 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2011/352 E., 2018/265 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 117.960,00 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin Kuşadasına gelen gemiden inen yolcularını gezdirmek suretiyle davalı şirkete hizmet verdiğini, tur ve transfer ücreti adı altında yapılan işlerin bedeli için kesilen faturalardan … no.lu faturanın bakiye 38.237,00 TL’sinin ve devam eden hizmetler için kesilen fatura bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek davalı şirkete verilen tur ve transfer hizmetleri karşılığında kesilen faturalardan bakiye 38.237,00 TL’nin 29.06.2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte 26.626,70 TL’nin 24.06.2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte 13.693,90 TL ve 2.065,00 TL fatura bedelinin de 30.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 05.12.2011 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 86.651,00 TL’ye çıkarmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı kooperatifin böyle bir alacağının tüzel kişilik olarak mevcut olamayacağını, davaya alacak gösterilen faturaları kabul etmediklerini, davacı kooperatifin faaliyet alanı itibariyle Kuşadası- İzmir arasında yolcu taşımacılığını gerçekleştirmekte ve kooperatife kayıtlı bağımsız üyelerin kooperatifçe bu üyelerin araçlarının mutlak hak sahibi gibi bu üyelerin alacağına dair alacak iddia edilmesinin kabul edilemeyeceğini, faturada gerçek alacaklıların bu fatura miktarları ile ilgili icra takiplerinin mevcut olduğunu, kooperatifin gerçek alacaklıların yetkilisi gibi davranmalarına muvafakatlerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamasına karşın, ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, bu ilişki neticesinde davacının davalı tarafa faturalar düzenlediği, davalının da faturalara karşılık olarak davacı tarafa bir kısım ödeme yaptığı, davacının davalıdan 86.653,016 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının yemin teklifi üzerine davacı kooperatif yetkililerinin yemin ettiği ve bu hali ile davalı tarafın bunun aksini senet veya diğer kesin deliller ile de ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı tarafa yapmış olduğu ödemelerin bilirkişi raporunda incelenmediğini, hatalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, davalının alacaklı olmasının hukuken mümkün olmadığını, alacak iddiasının davalı kooperatifin üyelerince ileri sürülebilecek bir durum olduğunu, faturalara itirazlarının temel nedeninin bu faturalardan kaynaklı bir borcun mevcut olmadığı hususunda olduğunu, alacak iddiasında bulunan kooperatifin tüzel kişilik olarak bir alacağı mevcut olamayacağından işbu faturalara itirazlarının haklı olmasına rağmen taleplerinin Mahkemece reddedildiğini, itirazlarının temel sebebinin kooperatif üyelerinin alacağı müvekkil şirketce ödenmeye karşın bu kez bu üyelerin alacağının mükerrer şekilde kooperatif alacağı olarak tahsil edilmeye çalışıldığını, dosyada tanıkların dinlendiğini ve … ve … adlı tanıkların ifadeleriyle de sabit olduğu üzere davacının fatura bedellerindeki alacak miktarında kendi alacaklarının da olduğunu beyan etmelerine karşın davacı kooperatif temsilcileri yalan yere yemin ederek işbu 86.653,16 TL sözde alacağın içinde bu iki tanığın fatura alacağı olmadığı yönünde yalan yere yemin ettiklerini, yalan yere yemin beyanlarından dolayı Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacağını, davacı şirkete müvekkilinin iddia edilen borcunun olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında taşımaya dayalı ticari ilişki bulunduğu, davacının lehine delil olarak kabul edilen ticari defterlerine göre 86.653,01 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği, davalı tarafça mükerrer tahsilat olduğu ileri sürülmüş ise de, tanıklar tarafından davalı aleyhine yapılmış bir takip bulunmadığı, aksine tanıklarca yapılan takibin davacı kooperatif aleyhine yapıldığının anlaşıldığı, davalının yemin teklifi üzerine davacı kooperatif yetkililerince yemini eda ettikleri gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.