Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/10034 E. 2023/3574 K. 03.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10034
KARAR NO : 2023/3574
KARAR TARİHİ : 03.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1835 E., 2020/248 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 02.04.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan 02.05.2011 tarihinde gözaltına alındığını, 06.05.2011 tarihinde tutuklandığını, 21.12.2011 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama sonucunda beraat ettiğini, kararın 24.10.2017 tarihinde kesinleştiğini, yargılamanın çok uzun sürdüğünü, davacının çalıştığı işine son verildiğini, uzun süre iş bulamadığını ve manevi olarak zarara uğradığını belirtmiş, bu kapsamda 50.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 13.09.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; öncelikle süre, yetki, mükerrer dava, davacı vekilinin dava açma yetkisi bulunup bulunmadığı, mahsup ve davacının tutuklamada kusuru bulunup bulunmadığı bakımından araştırılma yapılması gerektiğini, talep edilen tazminatın yüksek olduğunu, faiz talep edilemeyeceğini ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.

3. İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2018 tarihli ve 2018/326 Esas, 2018/503 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.02.2020 tarihli ve 2019/1835 Esas, 2020/248 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 03.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddini talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; yargılamanın uzun sürdüğüne ve eksik maddi ve manevi tazminata hükmolunduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde “Davacının İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçu nedeniyle yürütülen soruşturmada 02/05/2011 tarihinde gözaltına alındığı, 06/05.2011 tarihinde tutuklanmak üzere sevk edildiği (CMK 250 madde ile görevli) 10. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanmasına karar verildiği ve tutuklandığı, kovuşturma İzmir 8 Ağır Ceza Mahkemesince yapılırken yasa değişikliği nedeniyle dosyanın İzmir 7 Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği ve 2014/100 Esasına kaydının yapıldığı, 21/12/2011 tarihli ara karar ile davacının tahliye edildiği, yargılama sonucunda davacının üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verildiği, beraat kararının 12/10/2017 tarihinde kesinleştiği,

İzmir 7 Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas 2017/22 karar sayılı kararı 12/10/2017 tarihinde kesinleşmiş ise de kesinleşme şerhinin davacıya tebliğ edilmediği … davanın yasal süresi içinde açıldığı,

İzmir 7 Ağır Ceza Mahkemesine yazılan müzekkere cevabına göre davacının, davamıza konu gözaltı ve tutukluluk süreleriyle ilgili mahsup bilgisine rastlanılmadığı,

Davacının gözaltına alındığı tarih itibari ile aylık kazancının 2.500 TL olduğunu bildirdiği, fakat SGK İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğün’ün hizmet dökümüne göre Davacının aylık gelirinin 1.536,53-TL olduğunun öğrenildiği, buna göre CMK’nın 141/1-e maddesi gereğince kanuna uygun olarak gözaltına alındıktan sonra hakkında beraat kararı verilmesi nedeniyle maddi tazminat talebi kısmen kabul edilerek, alınan bilirkişi rapor doğrultusunda 8470.41 TL maddi tazminatın 02/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı her ne kadar dilekçesinde tutuklu kaldığı sürelerde kredi ödemeleri nedeniyle zarara uğradığını ve beyan etmişse de kredi faizlerinin maddi zarar kapsamında sayılamayacağı işbu talepler ve diğer fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermek gerekmiştir.

Manevi tazminat talebi, kişinin ekonomik ve sosyal durumu ile üzerine atılı suçun niteliği, haksız gözaltı ve tutuklama işleminin cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre nazara alınarak zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiğinden, CMK’nın 141/1-e maddesi gereğince manevi tazminat isteme koşulu oluştuğundan, söz konusu ilkeler göz önüne alınarak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren 10.000-TL manevi tazminatın davalı hazineden tahsili ile davacıya verilmesine ve fazlaya ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve hüküm aşağıdaki gibi kurulmuştur.” denilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 5.059,85 TL’ye indirilmesi ve vekalet ücretinin 1.807,18 TL olarak belirlenmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas – 2017/22 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 02.05.2011 – 21.12.2011 tarihleri arasında 233 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 12.10.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

2. Davacının tazminata esas ceza dosyasında kendisi dahil 131 sanıkla beraber 04.01.2012 tarihinde düzenlenen iddianame ile yargılandığı, hükmün 27.02.2017 tarihinde verildiği ve 12.10.2017 tarihinde kesinleştiği, davacıya atfedilen suçların ciddi ve ağır olduğu, atılı suçlara ilişkin delillerin sayısı ve niteliği, eylem ve sanık sayısı ile eylemlerin niteliğinden hareketle dosyanın karmaşıklık düzeyi de dikkate alındığında yargılamanın makul sürede tamamlandığı ve davacının yargılama süresi boyunca da tutuklu kalmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin yargılamanın uzun sürdüğüne ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

3. Davacının tutuklanmadan önce çalıştığı iş yerinden tutuklanması nedeniyle ayrıldığı gözetildiğinde, davacı lehine son maaşı üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat olarak belirlenmesi gerekirken, asgari ücreti üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat olarak belirlenmesi suretiyle, davacı lehine eksik maddi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

4. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (3) ve (4) numaralı paragraflarında açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.02.2020 tarihli ve 2019/1835 Esas, 2020/248 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2023 tarihinde karar verildi.