Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/9946 E. 2023/3575 K. 03.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9946
KARAR NO : 2023/3575
KARAR TARİHİ : 03.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/288 E., 2020/1922 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin 19.08.2020 tarihinde tebliği üzerine davacı vekilinin aynı tarihte verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 08.10.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu isnadı ile ilgili olarak 07.08.2010 – 11.08.2010 tarihleri arasında gözaltında kaldığını, 11.08.2010 tarihinde tutuklandığını, 23.11.2015 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde beraatine karar verildiğini, ceza davasında kendisini temsil etmesi için avukat ücreti ödediğini belitmiş, bu kapsamda maddi ve manevi zararları için 500.000,00 TL maddi ve 550.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 19.11.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin dava açma için özel yetkisinin bulunup bulunmadığının ve mükerrer dava olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davanın süresinde ve yetkili mahkemede açılmadığını, tazminat koşullarının oluşmadığını, davacının zararını delillendirmesi gerektiğini ve davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.

3. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.10.2019 tarihli ve 2018/442 Esas, 2019/389 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 02.07.2020 tarihli ve 2020/288 Esas, 2020/1922 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 05.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile manevi tazminatın eksik olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasını talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz istemi, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının düşük olduğuna ve avukatlık ücretinin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine ilişkindir.

2. Davalı vekilinin temyiz istemi, davanın süresinde açılmadığına, davanın reddi gerektiğine, maddi zararın ispatlanmadığına, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğuna ve davanın reddedilen kısmı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde “Davacı … hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188/3 ve 220. maddeleri kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlamasıyla soruşturma başlatıldığı, bu kapsamda davacının 07/08/2010-11/08/2010 tarihleri arasında gözaltına alındığı ve İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin ( CMK 250. Maddesi ile görevli ) 11/08/2010 tarih 2010/89 sayılı kararı ile tutuklandığı, Silivri ağır Ceza Mahkemesinin 2014/74. Esas sayılı dosyasında devam eden davada 23/11/2015 tarihinde tahliye edildiği anlaşılan davacı hakkında Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 19/07/2017 tarih 2014/74 esas 2018/104 karar sayılı kararı ile beraatine karar verildiği,kararın 30/05/2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhinin davacı vekiline 30/07/2018 tarihinde tebliğ edildiği, tazminat davasının davacı vekili tarafından 08/10/2018 tarihinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142’nci maddesinde öngörülen süre içinde, yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı anlaşılmakla talebin esasının incelenmesinde;

Davacının gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin fiilen infaz edildiği ve bu sürenin başka bir dosyadan mahsup edilmediği, davacı tarafından aynı kapsamda açılan başka bir davanın bulunmadığı görülmekle;

Davacının maddi tazminat talep kalemlerinin gelir kaybı ve beraat ettiği davaya ilişkin vekalet ücreti olduğu anlaşılmakla Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141 ve devamı maddelerinin koruma tedbirleri nedeniyle uğranılan doğrudan zararları kapsadığı göz önüne alınarak davacı … vekili tutukluluk öncesi taşınmaz ve otomobil parçaları alım satım işlerine aracılık ve danışmanlık hizmeti vererek aylık 5000 TL gelir elde ettiğini beyan etmiş ise de dosya kapsamında bu beyanı destekleyen SGK beyanı, fatura, fiş, makbuz, dekont vs herhangi bir yasal belgeye rastlanmadığından bilirkişi raporunda belirtildiği üzere brüt asgari ücret üzerinden maddi kaybın hesaplanması zorunluluk arz etmiş olup maddi zararın tazmini için açtığı davanın tazminat hukukunun temel ilkeleri çerçevesinde göz altı ve tutuklu kaldığı süre, şahsi, sosyal ve içtimai durumu ve hükmedilen tazminat miktarının bir taraf için zenginleşmeye sebep olmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinden bilirkişice belirlenen net maddi zarar miktarının esas alınmak suretiyle maddi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş,her ne kadar davacı vekili davacının beraat ettiği davaya ilişkin vekalet ücreti talep etmiş ise de beraat eden davacı bakımdan vekalet ücreti hazineden alınıp yasa gereği ona verilmekle söz konusu talep tazminat davasına konu olamayacağından hükmedilen tazminat miktarına esas alınmamış ve davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebi reddedilmiştir.

Davacının haksız olarak gözaltı ve tutuklu tutulmuş olması nedeniyle uğramış olduğu manevi zararın tazmini için açtığı davanın tazminat hukukunun temel ilkeleri çerçevesinde göz altı ve tutuklu kaldığı süre, şahsi, sosyal ve içtimai durumu ve hükmedilen tazminat miktarının bir taraf için zenginleşmeye sebep olmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinden hükmedilen maddi tazminat miktarına müsavi olarak belirlenmekle manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmekle birlikte fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacı için hükmedilen maddi ve manevi tazminat talebi bakımından talep edilmekle haksız gözaltı tarihi olan 07/08/2010 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” denilerek 49.472,39 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminat miktarının 90.000,00 TL’ye yükseltilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/74 Esas – 2018/104 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 07.08.2010 – 23.11.2015 tarihleri arasında 1934 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 11.05.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A.Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
1. Asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş olup, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.

Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

3. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

B.Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
1. Davacının tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılama neticesinde beraat ettiği, beraat kararının 11.05.2018 tarihinde kesinleşmesi üzerine kesinleşme şerhi davacıya tebliğ edilemediğinden 08.10.2018 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu, davacının tutuklama müzekkeresinin infaz gördüğü, dosya içerisinde yapılan incelemede davacının tutuklanmasına kendisinin sebep olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı ve davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olmadığı gözetildiğinde tazminat isteme koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davalı vekilinin davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

2. Asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş olup, davalı vekilinin davacının zararını ispatlamadığına ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

3. Davalı lehine eksik manevi tazminata hükmedilmesi hususu bozma nedeni yapılmış olduğundan, davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

4. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A.3) paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 02.07.2020 tarihli ve 2020/288 Esas, 2020/1922 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2023 tarihinde karar verildi.