YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1223
KARAR NO : 2023/4217
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/207 Esas, 2020/320 Karar
HÜKÜM : Ret
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı … ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı … vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin Manavgat-Side’de maliki oldukları 137/7 parseldeki arsa ve üzerinde bulunan otel binasının 12.10.2012 tarihinde tapuda davalı şirkete satışının yapıldığını; ancak daha önce 08.10.2012 tarihli adi yazılı satış sözleşmesinde 137/7 parsel ve 137/4 parselin dava dışı bankaya olan kredi borcu (1.779.259,03.TL) ödenerek kapanması koşuluyla iki parsele ayrı ayrı fiyat belirlenmeden toplam 3.800.000,00 TL’ye anlaşmaya varıldığını, 137/4 parsel ile ilgili çıkan sorunlar nedeniyle sadece 137/7 parselin tapuda satışının gerçekleştiğini, 137/7 parselin satışından bugüne kadar sadece peyderpey 970.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin 80.000,00 TL’sinin …’e, 890.000,00 TL’sinin davacı şirkete yapıldığını ileri sürerek davalı şirketin bugüne kadar 137/7 parsel ve üzerindeki muhdesat için davacı … lehine yaptığı ödemenin 80.000,00 TL ve davacı şirket lehine yaptığı ödemenin 890.000,00 TL olmak üzere toplam 970.000,00 TL olduğunun tespitine, Mahkemece yapılacak olan keşif sonrası belirlenecek bedelden ödenen miktarın mahsubu ile bakiye alacağın satış tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte şimdilik 50.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacılara hisseleri oranında verilmesine karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırada harç tamamlanmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili, tapuda gerçekleştirilen 12.10.2012 tarihli resmi satış akdi ile 137/7 parsele ilişkin satış bedelinin 1.300.000,00 TL olduğunun tarafların imzası ile teyit edildiğini, 137/7 parselin satış bedelinin ne olduğu konusunda taraflar arasında bir ihtilaf olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile harç tamamlanmasına ilişkin bozma ilamına uyularak tapu satış senedine göre dava konusu 137/7 parsel sayılı taşınmazın 1.300.000,00 TL bedel ile davalıya satıldığı, dosyaya sunulan 09.04.2012 tarihli eksper raporunda dava konusu bu parselin tahmini bedelinin 1.320.000,00 TL olduğu, sigorta değerinin ise 1.238.328,00 TL olduğunun rapor edildiği, 1.300.000,00 TL bedel ile satılmasının dosyaya sunulan eksper raporuyla uyumlu olduğu, her ne kadar davacılar satım bedelinin ödenmediği iddiasında bulunmuş iseler de resmi akit tablosu incelendiğinde satış bedelinin nakden ve tamamen davacıya ödendiğinin tarafların imzası ile sabit olduğu, resmi akit tablosunda yazılan bedelin ödenmediği iddiasının usulüne uygun kesin delil ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … ve davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 30.11.2022 tarih, 2021/3239 E. ve 2022/8504 K. sayılı kararıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı … vekili; 08.10.2012 tarihli sözleşmede yer alan imzaların her iki tarafça kabul edildiğini, sözleşmede dava konusu 137/7 parsel ile birlikte 137/4 parsel sayılı taşınmazın, hangi şartlarda davalı şirkete devredileceğinin öngörüldüğünü, taşınmazın resmi akit tablosunda yer alan satış bedelinin değil sözleşmede taşınmazın devri için öngörülen şartların dikkate alınması gerektiğini, sözleşmede, her iki taşınmazın toplam satış bedelinin 3.800.000,00 TL olarak belirlendiğini, bu bedelin bir kısmı, davacıların bankaya olan borçlarının ödenmesi, bir kısmının da sözleşmede belirtilen vadelerle ödeneceğini; ancak devir bedelinin akit tablosunda yer aldığı ve Mahkemece kabul edildiği şekilde nakden ve tamamen davacıya ödenmediğini, ödemeye ilişkin koşulların 08.10.2012 tarihli sözleşmede açıkça belirtildiği üzere davalı şirketin de bu koşullara uygun bir kısım ödemeler gerçekleştirdiğini, Mahkemece de anılan bu sözleşme gereğince 970.000,00 TL ödendiğinin kabul edildiğini, o halde taşınmaz resmi akit tablosunda yer alan 1.300.000,00 TL bedelin “gerçekten” ödendiğine ilişkin kabulün hatalı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.02.2012 tarih, 2011/13-716 E. ve 2012/106 K. sayılı ilâmında benzer uyuşmazlıkta tapuda belirtilen bedelin gerçek bedel olmadığı, resmi satış senedinde ödendiği ifade edilen satış bedelinin ödendiği anlamına gelmediğinin ifade edildiğini, dosyaya sunulan Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/285 E. sayılı dosyasında yer alan 08.10.2015 tarihli raporda, taraflar arasındaki ihtilafa ilişkin tüm hususların incelenip değerlendirildiğini, davalı şirketin ticari defter kayıtları dökümü tablo halinde sunularak dava konusu 137/7 parsel senet miktarı 1.300.000,00 TL’nin ödenmediği, ödenen 970.000,00 TL’nin ise Gayret Ltd. Şti.’den tahakkuk eden 137/7 parsel üzerinde bulunan Otel binasına ilişkin faturaya mahsup edildiği ve davalının satıştan dolayı satıcılara borçlu olduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin ticari defterlerinde 1.300.000,00 TL bedelin ödendiğine ilişkin bir kaydın bulunmadığını, taşınmazın eksper raporlarında belirlenen değerinin, inşaatın % 60 seviyelerinde iken belirlenen değeri olduğunu, 09.04.2012 tarihinde söz konusu eksper raporunun alındığını, oysa taşınmaz satışı 12.10.2012 tarihinde gerçekleşmiş olup satış tarihi itibarı ile inşaatın gerçekleşme seviyesinin %60’tan çok fazla olduğunu, bu nedenle eksper raporunun esas alınamayacağını, tapudaki değerin gerçek değer olmayıp edimler arası dengesizlik nedeniyle davalının sebepsiz zenginleştiğini, taşınmazın değeri 1.300.000,00 TL olarak kabul edilse dahi davalının ödemesinin toplam 970.000,00 TL olduğu nazara alınarak aradaki bakiye farkın, müvekkilinin hissesi oranında davacıya verilmesi gerektiğini ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın değeri ve satım bedelinin ödenip ödenmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı … vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı … vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 1.581,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine,
06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.