YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/38581
KARAR NO : 2012/7034
KARAR TARİHİ : 28.02.2012
Kasten yaralama suçundan sanık … …’ın,5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86/2, 62/1,50/1-a,52/2.maddeleri uyarınca 2000 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına,aynı kanunun 58/6.maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Söke 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 29.06.2010 tarihli ve 2009/102 esas, 2010/280 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 20.06.2011 tarih ve 2010/8118-34980 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28.06.2011 tarih ve 2011/238757 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
1-Sanığın tekerrüre esas alınan Söke 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2007 tarihli,2006/72 esas-2007/364 sayılı kararına konu eyleminin 01.06.2005 tarihinden sonra işlenmiş olması sebebiyle, incelemeye konu suçtan verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de,Yargıtay 2.Ceza Dairesinin 19.03.2008 tarihli ve 2008/2761-5122 sayılı ilamında da belirtildiği üzere,5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8/1.maddesinde yer alan “Bölge adliye mahkemelerinin,26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında,kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322.maddesinin dördüncü,beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere,305 ila 326.maddeleri uygulanır…”şeklindeki düzenleme ile 1412 sayılı Kanunun 305/1-1 ve 305/2.maddelerine göre iki milyar liraya kadar olan para cezalarının kesin olması ve tekerrüre esas alınamayacak olmaları karşısında,önceki mahkumiyetin tekerrüre esas olmadığı,
2-5237 sayılı Kanunun 58,5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ve 108.maddeleri birlikte değerlendirildiğinde adli para cezasına hükmedilen sanık hakkında hükmedilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesinin mümkün olmadığı,
3-5237 sayılı Kanunun 50/2.maddesinde yer alan “Suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde,hapis cezasına hükmedilmişse;bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez.”şeklindeki düzenleme nazara alındığında,sanık hakkında anılan Kanunun 86/2.maddesi uygulanırken,seçimlik cezalardan hapis cezasına hükmedilmiş olunması karşısında,artık para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.04.2009 tarih ve 2008/214 esas, 2009/98 sayılı kararına ve T.C. Anayasının 40/2. maddesine göre, mahkeme, taraflara hangi kanun yolları ve mercilere başvurulacağını ve sürelerini açıkça belirtmek zorunda olup, hüküm usulüne uygun olarak katılan …’ye tebliğ edilmemiştir.Katılanın mahkeme huzurunda 07.07.2009 tarihinde bildirmiş olduğu adresi dışında başka bir adrese yapılan tebligatın iade edilmesi üzerine,tebligat kanununun 35.maddesine göre yapılan tebligat geçersiz kabul edilmiştir.Bu nedenle karar henüz kesinleşmemiştir.
5271 sayılı CMK’nun 309/1 maddesine göre, kesinleşmemiş kararlar aleyhine kanunun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, Dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.