Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2023/7628 E. 2023/8801 K. 21.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/7628
KARAR NO : 2023/8801
KARAR TARİHİ : 21.09.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/96 Esas, 2022/357 Karar
SUÇ : Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

İstanbul Anadolu (Kapatılan) 6. Sulh Ceza Mahkemesinin, 19.06.2014 tarihli ve 2013/737 Esas, 2014/588 sayılı Kararı ile hükümlü hakkında kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 262 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetim süresine tâbî tutulmasına karar verildiği, söz konusu kararın itiraz edilmediğinden bahisle 23.10.2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip hükümlünün denetim süresi içerisinde 20.02.2015 tarihinde kasıtlı bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine İstanbul Anadolu 46. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.09.2022 tarihli ve 2022/96 Esas, 2022/357 sayılı Kararı ile hükmün açıklanması suretiyle verilen mahkumiyet kararının istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2023 tarihli ve KYB-2023/65349 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.07.2023 tarihli ve KYB-2023/65349 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan suç için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olduğu, hüküm tarihinden önce zamanaşımını kesen en son işlemin sanığın savunmasının alındığı 03.04.2014 tarihi olduğu ve sanık hakkında verilen 19.06.2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 23.10.2014 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 20.02.2015 tarihinde yeniden suç işlediği, 5271 sayılı Kanun’un 231/8-son cümlesi gereğince 23.10.2014 ile 20.02.2015 tarihleri arasında (3 ay 27 gün) dava zamanaşımı süresinin duracağı, denetim süresinde işlenen suçun tarihi olan 20.02.2015 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı, sanığın savunmasının alındığı tarih olan 03.04.2014 ile hükmün açıklandığı 28.09.2022 tarihleri arasında 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu nazara alınarak davanın düşürülmesi yerine, yargılamaya devamla sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasının (d) bendi “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder” şeklinde düzenlenmiştir.
2.Hükümlünün yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 262 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
3.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 03.04.2014 tarihli sorgu olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleştiği 23.10.2014 ile ikinci suçun işlendiği 20.02.2015 tarihleri arasında zamanaşımı süresinin durduğu, durma süreleri nazara alındığında dahi hüküm tarihine kadar 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu ve hükümlü hakkında düşme kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Dairemiz tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.İstanbul Anadolu 46. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.09.2022 tarihli ve 2022/96 Esas, 2022/357 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3.Bozma nedenine göre karardaki hukuka aykırılığın, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca Yargıtay tarafından giderilmesi gerektiğinden; hükümlü hakkında açılan kamu davasının aynı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
4.Adli Emanetin 2013/17303 sırasında kayıtlı emanet eşyasının sahibine İADESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.09.2023 tarihinde karar verildi.