YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4048
KARAR NO : 2023/5610
KARAR TARİHİ : 27.09.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/29 E., 2022/434 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2021 tarihli ve KD-2019/87558 sayılı itiraznamesi ile Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 04.03.2013 tarihli ve 2011/8324 Esas, 2013/2151 Karar sayılı düzeltilerek onama kararına yönelik yapılan itiraz üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20.10.2021 tarihli ve 2021/21687 Esas, 2021/8555 Karar sayılı kararıyla itirazın kabulüne karar verildikten sonra hükmün ”Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Tüm dosya kapsamına göre sınıf öğretmeni olan sanığın, suç tarihinde mağdurenin sınıfında derse girmediği gözetilmeden hakkında 5237 sayılı TCK’nın 103/1.maddesi uyarınca belirlenen temel cezanın aynı Kanunun 103/3-d maddesi ile artırılması suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi,…” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozma üzerine Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli ve 2022/29 Esas, 2022/434 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, tevsii tahkikat taleplerinin dikkate alınmadığına, delillerin objektif değerlendirilmediğine, hak arama hürriyetinin kısıtlandığına, silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, sanığın lehine olan delillerin değerlendirilmediğine, tanıklar …. ve ….’nin yeniden dinlenmesi gerektiğine, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğuna, gerekçenin yetersiz olduğuna, dosya kapsamında sanığın cezalandırılmasına yetecek her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, sanık hakkında üst sınırdan ve takdiri indirim hükümleri uygulanmadan karar verilmesi gerektiğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemenin kabulü;
1.İddia, katılan mağdurenin beyanların, katılanların beyanları, tanıkların anlatımları, Adli Tıp raporları, kolluk tutanakları, sanık ve müdafiinin savunmaları, sanığın nüfus ve adli sicil kaydı ile dosyadaki diğer tüm hukuka uygun deliller birlikte değerlendirildiğinde; katılan mağdurenin olay tarihinde (…) İlköğretim okulu 7 nci sınıf öğrencisi olduğu, sanığın da (…) ilköğretim okulunda sınıf öğretmeni olarak görev yaptığı fakat katılan mağdurenin sınıfında derse girmediği, katılan mağdurenin olay günü öğlen paydosundan bir önceki tenefüste kız kardeşi olan …’nın öğretmeni sanık ile okulda merdivenlerde karşılaştığı, sanığın, katılan mağdureye kardeşinin dersleri ile ilgilenip ilgilenmediğini sorduğu, katılan mağdurenin de ilgilenmediğini söylediği, sanığın bu arada katılan mağdureyi öğle arasında sınıfına davet ettiği, öğle arası olduğunda katılan mağdurenin arkadaşı tanık ….’ye birlikte gitmeyi teklif ettiği, …’nin de gelemeyeceğini söylemesi nedeniyle katılan mağdurenin yemek için eve giderken koridorda sanığı gördüğü, sanığın kendisine 2/A sınıfından el sallayarak gel işareti yaptığı, katılan mağdurenin de sanığın yanına gittiği, sanıfa girdiği, sanığa eve gideceğini yemek için parasının olmadığını söylediği, sanığın da kendisine “ben sana kantinden bir şey ısmarlarım” dediği, bu sırada sanığın sınıfında okuyan tanık …’nin sınıfa girdiği, sanığın …’ye niçin geldiğini sorduğu, …’nin de para alıp çıkacağını söylediği, tanık …’nin para alıp sınıftan çıktığı ve kapıyı açık bıraktığı; sanığın katılan mağdureye kapıyı kapatmasını söylediği, katılan mağdurenin de nedenini sorduğunda “kapıyı açan kapatır” dediği, bu sözü üzerine katılan mağdurenin sınıfın kapısını kapattığı, sanığın sınıfta yalnız oldukları sırada katılan mağdureye “Çok tatlısın, güzelsin” diyerek iki eli ile sımsıkı sarıldığı, sanığın katılan mağdureye “seni öpebilir miyim” diye söylediğinde katılan mağdurenin böyle bir şeyin olamayacağını söylerek izin vermediği, buna rağmen sanığın katılan mağdurenin dudağına yakın sağ yanağından bastırarak öptüğü, katılan mağdurenin sanığın kollarını yana açtığı sırada sanığı iterek elinden kurtulduğu ve sınıftan kaçtığı, toplanan delillere göre somut olayın bu şekilde sübuta erdiği vicdani kanaatine varıldığı belritilmiştir.
2. Her ne kadar sanık aşamalardaki savunmalarında; olay günü kardeşinin durumunu katılan mağdure ile konuştuğunu, bu konuşma sırasında katılan mağdurenin omuzuna elini koyduğunu, katılan mağdurenin iddia ettiği gibi onu sınıfın içinde sarılarak öpmediğini, sınıfa girmediklerini, aralarındaki konuşmanın koridorda gerçekleştiğini belirterek suçlamayı kabul etmediğini savunmuş ise de; katılan mağdurenin soruşturma aşamasında ve kovuşturma aşamasında psikolog huzurunda alınan beyanları ile idarî soruşturma sırasında ilköğretim müfettişine vermiş olduğu beyanında; sanığın kardeşinin durumunu konuşmak üzere kendisini sınıfa çağırdığını, kapıyı kapattırdıktan sonra yanına gelerek “sen çok tatlı bir kızsın” dedikten sonra, iki eliyle sımsıkı sarıldığını, “seni öpebilir miyim” dedikten sonra kabul etmemesine rağmen sağ yanağından dudağına yakın bir yerden bastırarak öptüğünü başlangıçtan beri tutarlı ve istikrarlı şekilde beyan etmiştir. Uzun süren yargılamada birden çok kez beyanına başvurulan katılan mağdurenin beyanları arasında herhangi bir çelişki, tutarsızlık bulunmamaktadır. Yine katılan mağdurenin olayın hemen akabinde, Mahkemece tanık olarak dinlenen okuldaki öğretmen ve idareciler ile öğrenci arkadaşlarına da olayı yukarıda belirtildiği şekilde anlatmış, görgüye dayalı bir bilgileri bulunmamakla birlikte dinlenen tanıklar da, katılan mağdurenin olayı Mahkeme kabulünde belirtildiği şekilde kendilerine anlattıklarını beyan etmişlerdir. Katılan mağdure ve/veya ailesiyle sanık öğretmen arasında olay öncesine dayanan bir husumet yahut menfaat çatışmasının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek; katılan mağdurenin aşamalardaki istikrarlı ve tutarlı beyanı, bu beyanın dinlenen tanıklarca da doğrulanması, katılan mağdure ile sanık arasında husumet yahut menfaat çatışmasının bulunmaması dolayısıyla katılan mağdurenin iffetini ortaya atarak sanık öğretmene iftira etmesini gerektirecek bir durumun olmaması hususları nazara alınarak katılan mağdurenin beyanına üstünlük tanınmış, bu itibarla sanığın hukuki dayanak ve delilden yoksun, kendisini suçtan kurtarmaya matuf savunmasına itibar edilmediği belirtilmiştir.
3. Yukarıdaki Mahkeme kabulü doğrultusunda, sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan eylemine uyan ve suç tarihinde yürürlükte olup daha lehe olan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca suçun işleniş biçimi, suç sebep ve saikleri dikkate alınarak takdiren 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına; sanık öğretmenin katılan mağdurenin sınıfında derse girmediği, dolayısıyla şartları oluşmadığından hakkında aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 6. İhtisas Kurulunun düzenlediği 21.04.2008 tarihli raporda, katılan mağdurenin olay sonucunda beden ve ruh sağlığının bozulmadığı belirtildiğinden, sanık hakkında aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına; sanık hakkında verilen cezanın aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince fiilden sonraki yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınıp cezası takdiren 1/6 oranında indirilerek cezalandırılmasına karar verildiği belirtilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli ve 2022/29 Esas, 2022/434 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.09.2023 tarihinde karar verildi.