YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24698
KARAR NO : 2023/6693
KARAR TARİHİ : 02.10.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/271 E., 2019/727 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.05.2013 tarihli ve 2012/9 Esas, 2013/290 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik eylemi nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.05.2013 tarihli ve 2012/9 Esas, 2013/290 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 23.05.2017 tarihli ve 2015/11137 Esas, 2017/11435 Karar sayılı kararı ile sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ve 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ve ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine, İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.12.2019 tarihli ve 2017/271 Esas, 2019/727 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik eylemi nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık almış olduğu cezayı Yargıtay’a gönderme isteği ile hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’in Rent-a car’dan kiraladığı … plakalı aracı katılana aracın malikinin kendisinin olduğunu söyleyerek 17.000 TL’ye satma konusunda anlaştıkları, sanığın diğer sanık …aracılığı ile katılan ile temasa geçtiği, katılanın aracı teslim aldıktan sonra 17.000 TL parayı vererek aracı aldığı, aracı teslim aldıktan sonra aracın şirkete ait olduğunun anlaşılması üzerine emniyet tarafından çağırılan katılanın aracı emniyete teslim ettiği, sanık …’in bu şekilde üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine diğer sanık …ın beraatine karar verilmiştir.
2. Sanık savunmalarında, katılana gösterdiği arabanın hacizli olduğunu ve haciz evraklarını kendisine vereceğini, daha sonra devir işlemlerini yaptıracağını söylediğini,…’ın arabayı kiraladığından haberi olmadığını, katılana arabayı teslim edip karşılığında da 17.000 TL parayı…’ın aldığını, daha sonra arabanın kiralık olduğunun ortaya çıktığını, katılana aracın karşılığında çek verdiğini beyan ederek suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Sanık tarafından sunulmuş, katılanın zararının giderildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır.
4. Uzlaştırma raporuyla, sanık ve katılanın vefatı sonrası katılanın mirasçıları arasında uzlaşmanın sağlanamadığı tespit edilmiştir.
5. Mahkeme tarafından, dosya kapsamı itibarıyla sanığın üzerine atılı eylemin sabit olduğu kabulü ile gerekçeleri açıklanarak takdiren alt sınırdan ceza tayin edildiği, takdiri indirim uygulandığı, yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmadığından seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme hükümlerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.12.2019 tarihli ve 2017/271 Esas, 2019/727 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.10.2023 tarihinde karar verildi.