YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/30752
KARAR NO : 2013/16060
KARAR TARİHİ : 27.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, yaralama, konut dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre, 19.05.2006 günü meydana gelen tehdit suçundan hüküm kurulurken uygulama maddesi gösterilmemiş ise de, eylemin silahlı tehdit olarak kabul edildiği göz önüne alınarak bu husus mahallinde düzeltilebilecek maddi hata kabul edilerek ve sanığın Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaasından sonra esas hakkında savunmada bulunması nedeniyle tebliğnamedeki (2) ve (3) numaralı bozma düşüncelerine iştirak edilmeyerek yapılan incelemede,
1-Sanığa yükletilen 19.05.2006 tarihindeki silahla tehdit, 14.09.2006 ve 25.01.2007 tarihli tehdit eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış, tekerrüre esas alınan ilam kararda gösterilmemiş ise de; bu hususun infaz aşamasında gözetilebileceği kabul edilmiş ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
5237 sayılı TCK’nın 53/1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun süresi ve kapsamı açısından anılan Kanun maddesinin 3. fıkrası hükmünün ve ayrıca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına hükmolunması halinde, TCK’nın 58/7.maddesi gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık … ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktaları tebliğnameye aykırı olarak, “5237 sayılı TCK’nın 53/1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın kendi altsoyu üzerindekilerle sınırlı olmak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması” ve TCK’nın 58/6.maddesinin uygulanmasına dair fıkraların sonuna “TCK’nın 58/7.maddesi gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına” cümlesi eklenmek biçiminde DÜZELTİLMESİNE ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükümlerin, bu bağlamda ONANMASINA,
2-Yaralama ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyize gelince,
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
a-5271 sayılı CMK’nın 225/1. maddesi gereğince hükmün konusu, iddianamede gösterilen eylem olduğundan iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna aykırıdır. Somut olayda sanık hakkında düzenlenen iddianamelerin anlatım kısmında sanığın yaralama eylemine dair tanımlama bulunmadığı anlaşılmakla;
“Fail ve Fiilde Bağlılık Kuralı”na aykırı olarak uygulama yapılmak suretiyle iddianamede tanımlanmayan yaralama eylemlerinden hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK nun 225 ve 226.maddelerine aykırı hareket edilmesi,
b-Sanık müdafiinin olayın gerçekleştiği yerin lokanta içerisinde küçük bir bölüm olduğunu savunması, tanık …’nin Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23.11.2006 tarihli duruşmasında “.. şikayetçilerin iş yerinin kapısı açık bir büro olarak kullanılan yerdi, büronun içine girip çıkmak için özel izin alınmasını gerektiren bir yapılanma yoktu, sekreter veya engelleyici bir sistem yoktu, sanık içeriye girdiğinde de müştekilerin sanığa özel bir talimatları, girmesini engelleyici girince de sanığı çıkartmak için talimat ve mücadeleleri olmadı..” biçimindeki anlatımı karşısında, olayın gerçekleştiği yerin niteliğinin kuşkuya yer vermeyecek biçimde tespiti, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın ne şekilde katılanların iş yeri dokunulmazlığını ihlal ettiği de yöntemince tartışılmadan, yetersiz gerekçe ve eksik inceleme sonucu hüküm kurulması,
c-Kabule göre de,
aa-Tekerrüre esas alınan ilamın kararda gösterilmemesi,
bb-TCK’nın 58/7.maddesi gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
cc-TCK’nın 53/1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının düşünülmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.