YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18475
KARAR NO : 2010/21077
KARAR TARİHİ : 21.12.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 1.772 lira alacak için itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının borçlu olduğu 1.500 TL bedelli bononun kaybolduğunu ve mahkemece bononun iptaline karar verildiğini, iptal kararının bono yerine kaim olmak üzere faizi ile birlikte toplam 1.772 TL nın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmediği gibi cevap dilekçesi de vermemiştir.
Mahkemece; dava tarihi itibariyle bonoya özgü 3 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğinden ve davacının alacağını ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Gaziantep 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.11.2006 tarih ve 2006/444-1975 sayılı ilamı ile alacaklısı … (davacı), borçlusu … (davalı) olan, 27.11.2005 vade tarihli, 1.500 TL bedelli senedin davacı … Bankası Şubesinden gönderilen posta da kaybolması nedeniyle hasımsız açılan davanın kabulü ile senedin iptaline karar verilmiştir.
TTK’nun 690.maddesinin yollaması ile 671.maddesine göre bononun kaybolması nedeniyle verilen “iptal kararı” senedi ibraz edemeyen davacının asıl borçluya karşı hak sahibi gibi kabul edilmesi sonucunu doğurur. Başka bir deyişle iptal kararı, hakkın varlığına, içeriğine ve tasurruf edebilme yetkisine etki yapmadığı için maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayıp, şekil bakımından senet yerine geçerek keşideciye (davalıya) ibraz edilmesi halinde alacağı istemek hakkını sağlar.
TTK’nun 661.maddesi gereğince, bononun 27.11.2005 vade tarihi ile davanın açıldığı 10.11.2008 tarihi arasında 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Davacı alacaklının elinde alacağını gösteren bir kambiyo senedi bulunmadığına göre, ispat külfeti alacaklı olduğunu iddia eden davacı taraftadır. Davalı keşideci (bono düzenleyici), duruşmaya gelmediği gibi davaya cevap vermediği için davayı tümüyle inkar etmiş sayılır. Davacı, miktar ve dayandığı hukuki muamelenin niteliğine göre iddiasını yasal delillerle ispat etmek zorundadır.
Bu durumda, mahkemece; öncelikle davalıya HUMK’nun 230 vd.maddelerinde yer alan isticvap hükümlerine göre meşruhatlı isticvap davetiyesi çıkarılarak bu konuda beyanı alınmalı, davacıdan diğer delilleri de sorularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.