YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6240
KARAR NO : 2023/4479
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/1606 E., 2022/1361 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Sanıklar hakkında ayrı ayrı beraat ve kaçak eşyanın müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma, düşme
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2014/168 Esas, 2016/144 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında ayrı ayrı 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2.Mahkemenin söz konusu kararının katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 18.10.2021 tarihli ve 2021/2118 Esas, 2021/12902 Karar sayılı ilâmıyla;
“…2- Sanıklar … … ile … hakkındaki hükme yönelik temyiz incelenmesinde ise;
Dosya kapsamında sanıkların, 27.09.2010 ile 01.06.2011 tarihleri arasında 4.842 adet değişik marka ve modelde fotoğraf makinası, kol saati, hoparlör gibi elektronik eşyayı yurt dışındaki sanal mağazadan sipariş edip, adres olarak ürünü satın almak isteyen son kullanıcının adını verdikleri, ürünün yurt dışından nihai kullanıcının adresine gönderildiği, her bir eşya bedelinin 150 Euro’luk posta gümrük muafiyet sınırını geçmediğinden gümrük vergilerinden muaf olduğu ve gümrük vergisini ödemedikleri anlaşılmakla;
Sanıkların muafiyet kapsamında getirdiği eşyayı yurt içinde satışa sunduklarından bahisle 5607 sayılı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında; sanık … …’in, Amerika’da yaşadığını, “globalstore” adı altında sanal mağaza açmadığını ve kaçak eşya satışı yapmadığını, … isimli arkadaşına banka hesabını kullanma yetkisini verdiğini beyan ederek, atılı suçlamayı kabul etmediğini; sanık … ise, diğer sanık …’i tanımadığını, “globalstore” adı altında sanal mağaza açmadığını ve kaçak eşya satışı yapmadığını, … isimli arkadaşına banka hesabını kullanma yetkisini verdiğini, birkaç kez hesabına gelen parayı çekip …’a verdiğini beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmediğini savunmuş ise de; 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 45. maddesinin değişiklik öncesi hali ”Bir kişiye posta ya da … kargo taşımacılığı yoluyla gelen, gümrük kıymeti gönderim başına toplam 150 Euro’yu geçmeyen ticari miktar ve mahiyette olmayan eşyaya muafiyet tanınır.” şeklinde düzenlenmiş olup; 20.08.2011 tarihinde anılan maddenin birinci fıkrasının ”Türkiye gümrük bölgesindeki bir gerçek kişiye posta ya da … kargo taşımacılığı yoluyla gelen, bedeli gönderim başına toplam 75 Euro’yu geçmeyen eşyaya muafiyet tanınır.” şeklinde değiştirilmiş, aynı maddeye 08.04.2011 tarihinde eklenen ikinci fıkra ile ”Muafiyetin aynı kişi tarafından kullanılmasının süreklilik arz ettiğinin tespiti halinde muafiyetin kullanımına sınırlama getirilebilir.” şeklinde düzenleme getirilmiş olup yine anılan Bakanlar Kurulu kararının 107. maddesinin (1) ”Bu kısım kapsamında muaf olarak serbest dolaşıma sokulan her türlü eşya, gümrük idaresinden izin alınmaksızın muafiyetten faydalanamayan kişi, kurum ve kuruluşlara belli bir para karşılığı veya karşılıksız olarak ödünç verilemez, teminat olarak gösterilemez, kiralanamaz, devredilemez, satılamaz veya muafiyetin amacı dışında kullanılamaz.” (2)”Bu kısım kapsamında belirtilen eşyanın muafiyet amacına uygun kullanılmak ve gümrük idaresinden izin almak kaydıyla muafiyet hakkında sahip başka bir kişi, kurum ve kuruluşa ödünç verilmesinde, kiralanmasında, devredilmesinde veya satılmasında gümrük vergileri aranmaz.” (3)”Muafen serbest dolaşıma sokulan eşyayı muafiyet koşullarını kaybeden veya başka amaçlarla kullanmayı talep eden kişi, kurum ve kuruluşların gümrük idaresinde bildirimde bulunması zorunludur. (4) birinci fıkra hükmü, “a)46, 48, 50, 53, 57 ve 80. maddede yer alan eşya için bir yıl, b)104. madde de yer alan eşya için üç yıl olarak uygulanır. 80. maddedeki eşya için, kiralamaya veya devredilmeye ilişkin sınırlamalarda bu hakkın kötüye kullanılma riskinin bulunması hallerinde bu süre müsteşarlıkça üç yıla kadar uzatılabilir.” şeklinde düzenlenmiş olup; yaklaşık dokuz … içinde muafiyet hakkı kullanılarak, ticari kasıtla ve süreklilik arz eder şekilde yurt dışından satın alınarak ithalat amacı dışında gittigidiyor.com sitesi üzerinden üçüncü kişilere satılması eylemi, 5607 sayılı Kanunun 3/1. maddesinde düzenlenen kaçakçılık suçunu oluşturmakta olup, sanıkların savunmalarında ismi geçen ve Dairemizin 26.12.2016 tarih ve 2016/11423 karar sayılı ilamı bozulmasına karar verilen … 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/427 E., 2013/167 K. sayılı dosyasında yargılanan …’ın kimlik ve adres bilgileri belirlenip, sanıkların savunmalarında belirttikleri hususlarda CMK’nun 49. maddesi de hatırlatılıp,
beyanının alınması, gerekirse hakkında suç duyurusunda bulunularak, kamu davası açılması halinde sanıklar hakkındaki dava ile birleştirilmesi, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi halinde, ilgili soruşturma evrakının incelenerek belge örneklerinin dosya arasına alınması ve sonucuna göre sanıklar … … ile …’nın hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2021/1606 Esas, 2022/1361 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında ayrı ayrı 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraat, Gümrük İdaresine teslim edilen kaçak eşyaların 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının yollamasıyla 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği müsaderesine kararı verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.02.2023 tarihli ve 2022/129141 sayılı, bozma ve düşme görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan … İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanıkların mahkûmiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesinin usule ve kanuna aykırı olmasına ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.22.05.2013 tarihli iddianame ile; sanıkların sahibi oldukları sanal mağazada yurt dışından getirdikleri eşyaları, haklarında beraat kararı verilen ve kesinleşen diğer sanıkların ortağı bulunduğu şirkete ait gittigidiyor internet sitesi üzerinden satışa sundukları, 27.09.2010 – 01.06.2011 tarihleri arasında 4.842 müşteriye toplam 901.674,00 TL’lik satış yaptıkları, gümrük vergisi ödemeden getirdikleri eşyaları satarak haksız kazanç sağladıkları iddiası ile sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmıştır.
2.11.02.2014 tarihli iddianamene ile de; sanık …’in sahibi olduğu sanal mağazada yurt dışından getirdiği eşyaları gittigidiyor internet sitesi üzerinden satışa sunduğu iddiası ile sanık hakkında 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
3.Sanık … bozma öncesi, 14.11.2014 tarihinde birleşen davadaki savunmasında, ABD de yaşadığını, sanal mağaza açmadığını, kaçak eşya satmadığını, yalnızca iflas ettiğini öğrendiği arkadaşı …’a banka hesabını kullanma yetkisi verdiğini beyan ederek, suçlamayı kabul etmemiştir.
Yine sanık …’in bozma öncesi 11.09.2015 tarihinde asıl davadaki savunmasında, aynı yönde beyanda bulunarak suçlamayı kabul etmemiştir. Sanık bozma sonrasında da önceki savunmalarını tekrar etmiştir.
4.Sanık …’nın 16.10.2014 tarihindeki bozma öncesindeki savunması ile bozma sonrasındaki savunmasında suçlamayı kabul etmemiştir.
5.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek, gereklerinin yerine getirildiği saptanmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Görüşü Yönünden
1.Sanık …’in yargılama konusu eylemi için 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ve aynı Kanun’un 67 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, zamanaşımını kesen en son işlem olan sanığın asıl davada savunmasının alındığı 11.09.2015 tarihi itibariyle 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmediği anlaşıldığından, Tebliğname’deki sanık … asıl davadaki hüküm yönüyle zamanaşımının gerçekleştiği yönündeki görüşe iştirak olunmamıştır.
B. Katılan … İdaresinin Temyiz İtirazları Yönünden
1.Sanık … Hakkındaki Hüküm Yönünden;
a) Sanık … hakkında 11.02.2014 tarihli iddianamene ile açılan ve asıl dava ile birleştirilmesine karar verilen birleşen kamu davası ile ilgili hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesi asıl davaya hasren yapılmıştır.
b) Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında söz konusu suçla ilgisi olmadığını, banka hesaplarını … isimli arkadaşına kullanması için verdiğini savunması, bozma sonrası tanık olarak dinlenilen ve hükümle birlikte hakkında suç duyurusunda bulunulan …’ın, sanığın söz konusu savunmasını doğrulayarak, o dönemde yurt dışından ürün getirtip sattığını ancak piyasaya borcu olduğu için haciz geldiğini, bu nedenle banka hesabına ihtiyaç duyduğunu, bu amaçla arkadaşı olan sanıktan banka hesabını vermesini istediğini, sanığın da bu şekilde banka hesabını kendisine verdiğini, banka hesabını sanıktan iş için ihtiyacı olduğunu beyan ederek istediğini, ancak yurt dışından yapacağı söz konusu işle ilgili herhangi bir bilgi vermediğini beyan etmek suretiyle savunmayı teyit etmesi, sanığın savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetine yeter her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmadığından sanığın atılı suçtan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraat kararı verilmesi nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
c) Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan … İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
2. Sanık … Hakkındaki Hüküm Yönünden;
a) Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
b) 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresinin kesen son işlem olan sanığın savunmasının alındığı 16.10.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
c) Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından, katılan … İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkındaki Hüküm Yönünden;
Sanık hakkında 11.02.2014 tarihli iddianame ile açılan ve birleştirilen dava yönünden mahallinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde (IV – B – 1 numaralı bentte) açıklanan nedenlerle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2021/1606 Esas, 2022/1361 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan … İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık … Hakkındaki Hüküm Yönünden;
Gerekçe bölümünde (IV – B – 2 numaralı bentte) açıklanan nedenle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2021/1606 Esas, 2022/1361 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık … hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2023 tarihinde karar verildi.