YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13530
KARAR NO : 2023/6414
KARAR TARİHİ : 21.09.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/76 E., 2016/145 K.
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2015 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmaları istemi ile dava açılmıştır.
2…. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.03.2016 tarihli kararı ile sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı 3 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası ile mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanıklar hakkında neticeten 3 yıl 12 ay 10 gün hapis cezası ile mahkumiyetlerine karar verilmesi yerine, 3 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2.Sanıklar … ve …’ın temyiz istekleri; mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, atılı suçu işlemediklerine, eksik araştırma ile karar verildiğine, tanık …. ‘ye yüz yüze teşhis işlemi yaptırılmadığına, deliller tam toplanmadan karar verildiğine, yeterli gerekçe gösterilmeden takdiri indirim sebeplerin uygulanmadığına ve sair temyiz nedenlerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay; sanıkların katılanı ticari taksiden zorla indirip dair ettikleri iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
1.Sanıklar hakkında katılanı Taş ağıl Köyü mevkisinde durdurup, zorla ticari taksiden indirdikten sonra darp ettikleri, katılanı hukuka aykırı olarak bir yere gitmek hürriyetinden yoksun bıraktıkları için cebir kullanarak birden fazla kişi ile birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri iddiası ile dava açılmış, mahkemece sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
Katılan kolluk beyanında; sanıkların ticari taksiyi durdurduklarını, kolundan tutarak zorla araçtan indirdiklerini ve elleri ve ayakları darp ettikten sonra olay yerinden ayrıldıklarını beyan etmiş; mahkeme huzurunda alınan beyanında ise; koyunlarının sanık …’ın tarlasına girmesi üzerine telefon ile sanık … ile konuştuklarını, ticari taksiye binip eve doğru geldiğini, sanık …’ın … mevkinde durmasını söylemesi üzerine ticari taksi şoförü ile bu mevkide sanığı beklemeye başladıklarını, sanık …’ın kardeşi … … ile geldiğini ve araç içinde kendisini dövdüklerini, daha sonra araçtan indirip dövmeye devam ettiklerini beyan etmiştir.
Olay günü taksi şoförü olarak görev yapan tanık …. kolluk beyanında; katılanı olay günü Ezine Otogarından aldığını ve … ilçesine götürmek üzere yola çıktıklarını, yolda iki şahsın dur işareti yaptığını, bunun üzerine katılanın durmasını istediğini, durduktan sonra katılanın araçtan indiğini ve bu iki şahıs ile tartıştığını, korktuğu için yanlarından ayrıldığını beyan etmiş; mahkeme huzurunda alınan beyanında ise, köy girişinde doblo marka bir aracın önlerinde durduğunu, katılanı kolundan tutup zorla araçtan indirdiklerini beyan etmiştir.
16.01.2015 tarihli fotoğraf teşhis tutanağında, tanık …. ‘nün sanıkları teşhis ettiği hususu tutanak altına alınmıştır.
Sanıklar üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmemişlerdir.
05.09.2014 tarihli adli muayene raporunda, katılanın yüz ve bacak bölgelerinde ekimozlar bulunduğu, yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir olduğu tespit edilmiştir.
Tüm dava dosyası içeriği, katılan ve tanık ….’nün katılanın araçtan zorla indirildiği iddiasına yönelik aşamalarda çelişen beyanları,16.01.2015 tarihli fotoğraf teşhis tutanağı ve 05.09.2014 tarihli adli muayene raporu birlikte değerlendirildiğinde, katılanın koyunlarının sanık …’ın tarlasına girmesi nedeniyle sanıklar ve katılan arasında husumet oluştuğu, sanık … ve katılanın bu konu hakkında telefon görüşmesi yaptıkları ve konuyu konuşmak üzere buluşmaya karar verdikleri, katılanın ticari taksiyi durdurup … mevkinde sanık …’ı beklemeye başladığı, sanık …’ın kardeşi olan diğer sanık … ile geldiği ve katılanı birlikte darp ettikleri, sanıkların kastlarının olayın başından itibaren yaralamaya yönelik olduğu, kasten yaralama süresi dışında katılanın hürriyetini kısıtlayacak nitelikte bir davranışlarının olmadığı anlaşıldığından, sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 37 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle aynı Kanun’un 86 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kasten yaralama suçundan cezalandırılmaları yerine, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. (1) nolu bozma nedenine ve belirlenen suç vasfına göre,
Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dava dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na (5271 sayılı Kanun) 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin “01.01.2020 tarihi itibariyle… hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda …. basit yargılama usulü uygulanmaz” bölümündeki hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38 inci maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında da aynı güvencelere yer verilerek “lehe kanunun uygulanması ilkesi” benimsenmiştir.
Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün “hükme bağlanmış dosyalarda” uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin (d) bendindeki “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyada lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu bulunması nedeniyle kurulan hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin 01.03.2016 tarihli kararına yönelik Cumhuriyet savcısı, sanıklar … ve …’ın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.09.2023 tarihinde karar verildi.