YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/359
KARAR NO : 2023/4496
KARAR TARİHİ : 10.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Süresinde yapılmayan temyiz isteminin reddine ilişkin ilâmın
kaldırılması ve hükmün onanması
İTİRAZA KONU KARAR : Temyiz isteminin süre yönünden reddi
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
(Kapatılan) Askerî Yargıtay 2. Dairesinin 11.01.2017 tarihli ve 2017/6 Esas, 2017/18 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.10.2021 tarihli ve 19-2018/12990 sayılı, 2021/516 İtiraz No’lu itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Askeri Mahkemelerin kapanması sonrasında Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.08.2016 tarihli ve 2016/621 Esas, 2016/613 Karar numarasını alan (Kapatılan) Gelibolu 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 18.08.2016 tarihli ve 2016/878 Esas, 2016/1308 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında, 05.04.2011-04.03.2016 tarihleri arasında izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
(5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 20 eşit taksit halinde tahsil edilmek üzere 7.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, (Kapatılan) Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 11.01.2017 tarihli ve 2017/6 Esas, 2017/18 Karar sayılı kararı ile; sanığın süresinde yapılmadığı belirlenen temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
3.(Kapatılan) Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 11.01.2017 tarihli ve 2017/6 Esas, 2017/18 Karar sayılı kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.10.2021 tarihli ve 19-2018/12990 sayılı, 2021/516 İtiraz No’lu itirazıyla itiraz kanun yoluna gidilmiştir.
4.Dairemizin 05.04.2022 tarihli ve 2021/25348 Esas, 2022/6799 Karar sayılı kararı ile; “…Sanık …’ın, hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik 04.10.2016 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olup olmadığının denetlenebilmesi bakımından TB04200087984 barkod numaralı tebliğ evrakının sanığa hangi tarihte tebliğ edildiğinin ilgili PTT Müdürlüğü nezdinde araştırılması ve belirtilen husus tespit edilerek ilgili PTT Müdürlüğünden alınacak belgeler ve kayıtların eklenmesinden sonra dosyanın iadesinin temini amacıyla dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine…” karar verilmiş, belirtilen eksikliğin giderilmesine müteakip dosya itiraz incelemesi için Daireye tevdi olunmuştur.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık hakkında kurulan hükümde “Dosya kapsamında bulunan gerekçeli kararın sanığa tebliğ edildiği “TB04200087984” kodlu tebligatın belgesinin, “muhatabın günlük işine gittiğini beyan eden muhatapla aynı konutta daimi ikamet eden ehil Tülin Kozan imzasına 01.09.2016 tarihinde tebliğ edildiğine” dair tebliği memurunun imzası olmasına karşın; sanığın 23.05.2017 tarihinde sunduğu ve Posta Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından düzenlenen 23.03.2017 tarihli tutanakta ise, gerekçeli kararın “muhatabın günlük işine gittiğini beyan eden muhatapla aynı konutta daimi ikamet eden ehil Tülin Kozan imzasına 01.10.2016 tarihinde tebliğ edildiğinin” anlaşılmasına göre; tebliğ memurunun gerekçeli kararın sanığa “01.09.2016” tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin “Eylül” ayının sehven yazılmış olduğunun değerlendirilerek; 01.10.2016 tarihinde sanığa tebliğ edilen gerekçeli kararın, 353 sayılı Kanun’un 209 uncu maddesinin birinci fıkrası “Temyiz istemi karar veya hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmış ise tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde olur.” hükmü ile birlikte gözetilerek; sanığın yasal süre içerisinde 04.10.2016 tarihinde usulüne uygun temyiz talebinde bulunduğunun anlaşılması karşısında, “süresinde yapılmadığı belirlenen temyiz isteminin 353 sayılı Kanun’un 217 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine ilişkin ilamın Kanun’a uygun olmadığı” gerekçesiyle temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin (Kapatılan) Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 11.01.2017 tarihli ve 2017/6 Esas, 2017/18 Karar sayılı ilâmının kaldırılmasına ve dosyanın esastan incelenerek hükmün onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
Gereği düşünüldü:
(Kapatılan) 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın yokluğunda verilen hükmün, duruşmada bildirdiği adresine tebliğe çıkarıldığı ve bu adreste muhatabın günlük işine gittiğini beyan eden muhatapla aynı konutta daimi ikamet eden ehil Tülin Kozan imzasına tebliğ edildiği, dosyaya giren TB04200087984 barkod numaralı tebliğ mazbatasında Tülin Kozan imzasına tebliğ tarihinin 01.09.2016 olarak belirtilmesine rağmen sanığın 23.03.2017 tarihli dilekçesi ekinde sunmuş olduğu Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi Bahçelievler Dağıtım ve Toplama Merkezi Müdürlüğünün 23.03.2017 tarihli yazısında tebliğ evrakının muhatabın günlük işine gittiğini beyan eden muhatapla aynı konutta daimi ikamet eden ehil Tülin Kozan imzasına 01.10.2016 tarihinde tebliğ edildiğinin belirtildiği, Dairemizin 05.04.2022 tarihli ve 2021/25348 Esas, 2022/6799 Karar sayılı tevdii kararı sonrası dosyaya giren Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi Bahçelievler Posta Dağıtım Merkezi Müdürlüğünün bila tarihli ve E-61093281-100-2755 sayılı yazısında ise, TB04200087984 barkod numaralı tebliğ evrakı için Merkezde 01.10.2016 tarihinde işlem yapıldığı anlaşılmakta ise de kurum evraklarını arşivde saklama süresinin 5 yıl dolduğu, arşiv evraklarının düzenli olarak imha işlemine tabi tutulduğundan konu evrakın akıbeti hakkında bilgi verilemediğinin belirtildiği gözetildiğinde gerekçeli kararın 01.10.2016 tarihinde tebliğ edildiğinin kabulü gerektiği, bu itibarla sanığın 04.10.2016 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği (Kapatılan) Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 11.01.2017 tarihli ve 2017/6 Esas, 2017/18 Karar sayılı süresinde yapılmayan temyiz isteminin reddine ilişkin ilâmının sanık … yönünden KALDIRILMASINA karar verilerek dosyanın esasına girilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
III. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; beraatı gerektiğine ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir.
IV.OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, askerlik hizmetini yerine getirmekte iken 26.03.2011 tarihinde 2 gün yol süresi de verilerek toplam 10 gün kanuni izne gönderildiği, izne ayrılış saatinin belli olmaması nedeniyle 26.03.2011 tarihi bitiminde izne ayrıldığı kabul edilen sanığın, gitmiş olduğu bu izninden en geç 05.04.2011 tarihinde saat 24.00’e kadar dönerek Birliğine katılması gerekirken katılmayarak izin süresini geçirmeye başladığı, bir süre izin tecavüzünde bulunduktan sonra 04.03.2016 tarihinde yakalandığı anlaşılmıştır.
2.Sanığın 05.09.2011 tarihli savunmasında özetle ailevi problemleri nedeniyle zamanında birliğine katılamadığını beyan ettiği belirlenmiştir.
3.Birliği Komutanlığınca düzenlenen 05.04.2011 tarihli tutanakta; sanığın gönderildiği kanuni izinden 05.04.2011 tarihinde dönmesi gerekirken dönmediği belirtilmiştir.
4.Sanığın 26.03.2011-05.04.2011 tarihleri arasında iki günü yol süresi olmak üzere toplam 10 gün süre ile kanuni izne gönderildiğine dair erbaş-er izin belgesi dava dosyasında mevcuttur.
5.Şehit Tevfik Fikret Erciyes Polis Merkezi Amirliğinin 04.03.2016 tarihli yazısı ve ekindeki aynı tarihli tutanakta sanığın 04.03.2016 tarihinde yakalandığı belirtilmiştir.
6.Dairemizin 05.04.2022 tarihli ve 2021/25348 Esas, 2022/6799 Karar sayılı tevdii kararı sonrası Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi Bahçelievler Posta Dağıtım Merkezi Müdürlüğünün bila tarihli ve E-61093281-100-2755 sayılı yazısı dava dosyasına eklenmiştir.
7.Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
V.GEREKÇE
1.Sanığın gönderilmiş olduğu izinden en geç 05.04.2011 tarihinde saat 24.00’e kadar kadar dönmesi gerekirken dönmediği, 04.03.2016 tarihinde yakalandığı, savunmasında beyan ettiği hususların sanığın izin tecavüzünde bulunduğu süre de dikkate alındığında askerlik hizmetine tercih edilebilecek bir mazeret olarak kabulüne imkan bulunmadığı, bu itibarla “Olay ve Olgular” başlığı altında ayrıntılarına yer verilen delillere ve tüm dosya kapsamına göre, geçerli bir özrü bulunmayan sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
2.Sanığın aşağıda belirtilen hususlar dışında yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3.Temel cezanın tayin edildiği 1632 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde cezai yaptırım olarak 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü halde, mahkemece temel cezanın on dört … hapis cezası biçiminde belirlenmesi,
4.Sanığın 29.03.2011 tarihinde ayrıldığı izninden, izne ayrılış saatinin belli olmaması nedeniyle en geç 05.04.2011 tarihinde saat 24.00’de Birliğine katılması gerektiği dikkate alındığında, suç başlangıç tarihinin 06.04.2011 olarak kabul edilmesi gerekirken 05.04.2011 olarak kabul edilmesi,
5.Hapisten çevrili gün adlî para cezasının paraya çevrilmesi sırasında uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası yerine aynı Kanun’un 52 nci maddesinin birinci fıkrasının gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
6.Sanık hakkında tayin olunan adlî para cezasının 20 eşit taksitle tahsiline karar verilirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde taksit aralığının gösterilmemesi,
7.28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik gözetilmeden, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,
8.Sanığın 04.03.2016 tarihinde göz altında; 05.03.2016-01.04.2016 tarihleri arasında tutuklulukta geçirdiği sürelerin 5237 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi uyarınca hükmolunan cezadan mahsup edilmemesi,
Nedenleriyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.08.2016 tarihli ve 2016/621 Esas, 2016/613 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.05.2023 tarihinde karar verildi.