Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2023/1727 E. 2023/5162 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1727
KARAR NO : 2023/5162
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1581 E., 2022/1019 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü / Başvurunun Esastan Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Devrek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/212 E., 2021/104 K.

Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı … vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.07.2010 tarihinde davalılardan Gökhan’ın sevk ve idaresindeki otomobil ile bir tankerin karıştığı çift taraflı trafik kazasında, davalı …’ın kullandığı otomobil içinde yolcu olan davacının eşi ve iki çocuğunun vefat ettiğini, davaya konu yolda davalı Uluova Gaz. Dağ. Gıda San. Tic. Ltd. Şirketinin yol çalışması yaptığını, diğer davalı …’nin ise davalı Uluova şirketinin çalışanı ve kaza yerindeki iş sahasından sorumlu personel olduğunu, davalıların kusurlu eylemleri nedeniyle söz konusu kazanın meydana geldiğini belirterek davacının kazada vefat eden eşi…, kızı… ve oğlu…’nın ölümü nedeniyle 50.000,00’şer TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar Uluova İnşaat ve Mehmet Depe vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerin kazanın oluşumunda herhangi bir kusurları bulunmadığını, söz konusu kazanın oluşunda ne yol durumunun ne de işaretlemenin bir etkisi olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Davalı … vekili cevap dilekçesinde; söz konusu kazada müvekkilinin kusurunun olmadığını, olay günü kaza mahallinde sürücüler için ikaz ve uyarı levhalarını koymayarak gerekli tedbirleri almadan onarım gerçekleştiren diğer davalıların ve bu hususta gerekli kontrolü yapmayan Karayolları İdaresinin kusurlu olduğunu, Karayolları ve diğer davalı taşeron firmanın kusurunun ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…Davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinden tarafların kusur durumunun tespiti amacıyla kusur raporları aldırıldığı, 11.07.2018 tarihli bilirkişi kusur raporunda davalı sürücü …’ün %100 oranında kusurlu olduğun tespit edildiği, 26.12.2018 tarihli bilirkişi kusur raporunda davalı sürücü …’ün %80 kusurlu olduğunun tespit edildiği, ceza yargılamasında ATK’dan alınan kusur raporu ve mahkememizce alınan kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde ATK’dan rapor tanziminin istenildiği, Adli Tıp Kurumundan aldırılan 01/03/2021 tarihli kusur raporuna göre davalı sürücü …’ün %100 oranında kusurlu olduğu, davalı …, davalı Uluova İnş. ve Mak. San. Tic. Ltd. Şti.’nin kusursuz olduğunun tespit edildiği, 11.07.2018 tarihli bilirkişi kusur raporu ile ATK raporunun denetime açık, yeterli, gerekçeli, bilimsel ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle itibar edilerek davalı …’ün %100 oranında kusurlu olduğu, davalı …, davalı Uluova İnş. ve Mak. San. Tic. Ltd. Şti.’nin kusursuz olduğu kabul edilmiştir. Davacının manevi tazminat talepleri ile ilgili olarak; somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6098 sayılı TBK’ nun 56/2. maddesinde “Ağır bedelsel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca 22.06.1966 tarih ve 2/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’ nda manevi tazminat, bir ceza ya da gerçek anlamda bir tazminat olmayıp, zarara uğrayan kişinin manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araç olabileceğini belirtmiştir. Bu durumda TBK’ nun 56. maddesi hükmü ve İçtihadı Birleştirme Kararı da nazara alınarak, olayın meydana geliş şekli, kaza ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğunda dair mahkememizce aldırılan rapor, davalı …’ün %100 kusurlu olması dikkate alınarak, davacının kaza nedeni ile duyduğu elem ve üzüntü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihine göre paranın alım gücü ve hakkaniyet ilkeleri bir arada değerlendirilmek suretiyle davacıların uğradığı manevi zarar nedeni ile manevi tazminat talebinde haklı olduğu kanaatine varıldığı…” gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı … yönünden davanın kabulü ile, Rana Şallı’nın ölümü nedeniyle 50.000,00 TL, Dilan Şallı’nın ölümü nedeniyle 50.000,00 TL, Yiğit Şallı’nın ölümü nedeniyle 50.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 03.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’den alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar … ve Uluova İnşaat yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının meydana gelen trafik kazasında eşi ve iki çocuğunun hayatını kaybettiğini, Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/183 Esas, 2013/111 Karar sayılı ilamıyla kazanın yapıldığı yolun yapım ve onarımından sorumlu bulunan davalı Uluova İnşaat ve Mak. San. Ltd. Şti. çalışanı … ve sürücü …’ün cezalandırılmalarına karar verildiğini, Yargıtay tarafından da cezanın onandığını, İlk Derece Mahkemesince davanın yalnızca … bakımından kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların kesinleşmiş ceza hükmüne binaen kusursuz olduklarına yönelik tespitin hatalı olduğunu, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda Uluova İnş. Şirketinin iş sahasındaki sorumlu personeli olan inşaat mühendisi …’nin trafiğin seyrinin tehlike arz ettiğine dair trafik levhalarını sürücülerin dikkatini canlı tutacak aralıklarla yerleştirilmesi, sürücülerin güvenli şekilde geçmesini sağlaması gerekirken üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemiş olması sebebiyle kusurlu bulunarak cezalandırıldığını, ancak yerel mahkeme tarafından alınan raporda böyle bir kusurun olmadığına dair yapılmış hiç bir tespit olmadığını, raporda …’ün dikkatsiz olması sebebiyle kusurlu olduğuna karar verilmişken dikkatini canlı tutmasından sorumlu olması gereken … ve dolayısıyla Uluova İnşaat Şirketinin kusursuzluğuna karar verilmesinin mümkün olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından olayın oluş şekline ilişkin hiç bir doğru değerlendirmeye yer verilmediğini, Karayolları ve diğer taşeron firmanın sorumluluğu ve kusurunun irdelenmediğini, illiyet bağlarının araştırılmadığını, davaya konu ceza dosyasında dahi taşeron firmaya kusur atfedilmesine rağmen davalı …’ün %100 kusurlu olduğunun kabul edildiğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, kaza gününün yağmurlu olduğunu, yerlerin ıslak olduğunu, yol çalışması yapıldığına dair yola hiç bir uyarı konulmadığını, soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda yeterli güvenlik önlemi alınmadığı giçin Karayolları ve taşeron firmanın kusurlu olduğunun açıkça tespit edildiğini, davaya konu olayda Karayollarının sorumluluğunun açıkça ortada olduğunu, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarına ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, … tarafından ilan edildiği üzere şehirler arası karayollarında hız sınırının 90 km olduğunu, davalının 60 km hızla gittiğini ifade eden bilirkişi raporu gereği kazanın hız sebebiyle olmadığının sabit olduğunu, kazada müteveffaların koruyucu emniyet tedbirlerini almadıklarını, yerel mahkeme kararında davaya konu kazada yaşanan ölüm nedeniyle kimlerin hangi nedenle kusurlu olduklarının objektif bir biçimde tartışılmadığını, sırf aracın sürücüsünün müvekkili olduğundan bahisle müvekkiline %100 kusur atfedilmesinin kabul edilemeyeceğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…Somut olayda, 03.07.2010 tarihinde, davalılardan …’ün sürücüsü olduğu aracın karıştığı çift taraflı kaza sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacının eşi ve iki çocuğu vefat etmiştir. Diğer davalılar, kaza günü yol yapım çalışması yapan şirket ve çalışanıdır. Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında, yalnızca davalı sürücüye kural ihlali verilmiştir. Kazaya dair yürütülen ceza dosyasında alınan Ankara Adli Tıp Kurumu raporunda davalı sürücü asli, diğer davalı çalışan tali kusurlu bulunmuş, buna göre verilen cezalar Yargıtay’da onanarak kesinleşmiştir. Mahkemece, talimat yoluyla üç kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden alınan ilk raporda gerçekleşen kazada davalı sürücü %100 oranında kusurlu bulunmuştur. İtiraz üzerine talimat yoluyla farklı bir bilirkişi heyetinden alınan raporda ise davalı sürücü %80 diğer davalılar %20 oranında kusurlu bulunmuşlardır. İtiraz üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan raporda ise dosya kapsamındaki ve ceza dosyasındaki tüm kusur raporları değerlendirilmiş ve kazada davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece de son rapora göre karar verilmiştir. Heyetimizce de İstanbul ATK’dan alınan rapordaki kusur oranı kazayla uyumlu bulunduğundan taraf vekillerinin bu husustaki istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. 6098 sayılı TBK’nun 56/2 maddesi uyarınca ölüm halinde ölenin yakınları manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olayda; olay tarihi, olayın oluş şekli, kusur durumu, desteklerin yakınlık derecesi, tarafların sosyal ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen manevi tazminatın olaya uygun düştüğü kanaatine ulaşılmış ve davalı … vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı…” gerekçesiyle, davacı vekili ve davalı … vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesine konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesine konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalıların kusurlu eylemleri nedeniyle meydana geldiği iddia edilen çift taraflı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49 uncu ve 56 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle, İlk Derece Mahkemesince Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 01.03.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü Gökhan Açıkgöz’ün %100 oranında kusurlu, davalı …, davalı Uluova Gaz. Dağ. Gıda San. Tic. Ltd. Şirketi, Karayolları 15. Bölge Müdürlüğü Yapı Denetim Görevlisi dava dışı Yalçın Şahin ile tanker sürücüsü davadışı Hüseyin Cebeci’ nin kusursuz olduğu hususunun tespit edilmesine göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı … vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ve davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacı ve davalı …’e ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.