YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/13931
KARAR NO : 2023/13505
KARAR TARİHİ : 26.12.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2536 E., 2023/2707 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: … 18. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/316 E., 2020/238 K.
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresinin hem sigortalılık başlangıç tarihinden indirilmesi hem de bulunacak bu tarih itibari ile tabi olunan yaş şartından indirilmesi gerektiğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Silahlı kuvvetleri bünyesinde subay olarak çalıştığını 15.10.1994-14.02.2013 tarihleri arasında hizmet yaptığını, hizmetlerinin birleştirilmesi ve yıpranmaya tabi fiili hizmet süresi tespit edilerek sigorta başlangıç tarihli ve yaş haddinden geriye çekilerek emeklilik tarihinin tespit edilmesi için kuruma müracaat ettiğini kurum tarafından fiili hizmet zammının hesaplanarak süresine eklendiğini hizmet başlangıcının geriye eksik çekildiğini yaş haddinden indirim yapılmadığını belirterek fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesini bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek emekliliğe hak kazandığı tarihin 12.11.2024 olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı hakkında yapılan işlemin kanuna ve hukuka uygun olduğunu belirterek, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin dilekçesinde belirttiği şekilde faydalanmasının mümkün bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesinde verdiği kararı ile “…yapılan yargılama sonunda taraf beyanları, davacının sicil dosyası, kurum evrakları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının TSK bünyesinde 15.10.1984-14.02.2013 tarihleri arasında 4/C kapsamında 6600 prim günü 3 yıl 10 ay 8 gün fiili hizmet zammı süresi ve 4/A kapsamında 18.03.2013-13.05.2018 tarihleri arasında 2381 prim ödeme günü bulunduğu görülmektedir. davacının sigorta başlangıç tarihi 15.10.1994 olup bu tarihten itibaren fiili hizmet zammı süresi kadar geriye götürüldüğünde sigortalılık başlangıç tarihinin 07.12.1990 olduğu anlaşılmaktadır. 506 sayılı Kanun’un geçici 81/B – h bendi uyarınca yaşlılık aylığından faydalanması için yaşının 52 olması gerektiği fiili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirildiğinde 20.09.1976 doğumlu davacının 20.09.2028 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanmaya başlayacaktır. Davacının 3 yıl 10 ay 8 gün fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi durumunda yaş koşuluna göre 12.11.1972 tarihine ulaşacağından davacını yaş koşulunu 12.11.2024 tarihinde tamamlayacağı görülmektedir. Bu tarih dava tarihinden sonraki bir tarihtir. Davacı TSK’da geçen hizmet süresine ait 3 yıl 10 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin tespitinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitini de talep ettiğinden, bu sürenin fiili hizmet zammı olarak tespitine, sigortalılık süresine eklenmesine ve tahsis şartlarından olan yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine..” dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı SGK Başkanlığı vekili, davacı hakkında kurumca uygulanan işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu esasen fiili hizmet süresi zammının davacının talebinde belirttiği şekli ile uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu kararı ile “…506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesinde “Ek 5 ve Ek 6 maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanun’un 60 ve Geçici 81 inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirileceği” düzenlenmiştir.
5434 sayılı Kanun’da “itibari hizmet” kavramına yer verilmiştir. Ne var ki; anılan Kanun’un 35 ve devamı maddelerinde düzenlenen “itibari hizmet” 506 sayılı Kanun sistematiğindeki “itibari hizmetten farklıdır. Zira 506 sayılı Kanun’daki itibari hizmet süresi, hem sigortalılık süresini uzatmakta hem de yaşlılık aylığı oranını yükseltmektedir. 5434 sayılı Kanun’daki itibari hizmet süresi ise, yalnızca emekli aylığı oranını yükseltmektedir.
Ancak, 5434 sayılı Kanun’da bir de “fiili hizmet zammı” kavramına yer verilmiş olup, 5434 sayılı Kanun’un 33, 34 ve 205’inci maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu fiili hizmet zammı; hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırmakta ve yaş haddinden indirim sağlamaktadır. Bu nitelikleri nazara alındığında 5434 sayılı Kanun’daki fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanun’daki itibari hizmetin karşılığı olduğu, buna bağlı olarak da; 5434 sayılı Kanun fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerle birleştirilmeleri durumunda sigortalılık süresine eklenmesi ve yaş haddinden de indirilmesi gerekeceği açıktır.
Ne var ki davacının aylık bağlanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesinde esas alının 4759 sayılı Kanun’la değişik 506 sayılı Kanun’un geçici 81/B maddesinde 23.05.2002 tarihindeki sigortalılık süresinin dikkate alınmak suretiyle, sigortalının yaşlılık aylığından yararlanmak için ödemesi gereken prim gün sayısının ve yaşının belirleneceği düzenlenmiştir. 23.05.2002 tarihinde mevcut olmayan bir hizmetin geçici 81/B maddesinin uygulanmasında dikkate alınamayacağından, 23.05.2002 tarihine kadar olan muvazzaf askerlik süresi nedeniyle hak kazandığı fiili hizmet zammı süresinin aynı tarihe kadar olan sigortalılık süresine eklenmek suretiyle davacının 506 sayılı Kanun’un geçici 81/B-l maddesine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 55 yaş ve 5750 gün pirim ödemesine tabi olacağına dair kurum işlemi sigortalılık süresi ve pirim ödeme koşulu bakımından yerinde ise yaş koşulunun belirlenmesi hatalı olmuştur.
Hal böyle olunca, davacının fiil hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirmesi gerektiğine ilişkin talebinin kabulü ile fazla talebinin reddine karar verilmek gerekirken davanın tümden kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne, davacının 3 yıl 10 ay 8 gün fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin, bozma kararında “….Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 ssayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun’da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun’un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun’un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.” denilerek karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Davacının 20.09.1976 doğumlu olduğu, 31.10.2019 tahsise hazırlık dilekçe tarihinde 25 yılı aşkın sigortalılığının, 15.10.1994-14.09.1997 tarihleri arasında 2 yıl 11 ay askeri öğrenci, 15.09.1997-14.02.2013 tarihleri arasında 15 yıl 5 ay muvazzaf subay olarak 5434 sayılı Kanun’a tabi hizmetinin, 3 yıl 10 ay 8 gün fiili hizmet zammı süresinin, 18.02.2013-31.10.2019 tarihleri arasında hizmet akdine tabi 2411 gün 4/a kapsamında çalışmasının bulunduğu, 15.10.1994 ile 23.05.2022 tarihleri arasındaki 7 sene 7 ay 8 günlük sigortalılık süresine göre 506 sayılı Kanun’un geçici 81/1-B-l bendindeki 25 yıl sigortalılık süresini 55 yaşını ve 5750 gün prim ödeme koşulunu tamamladığında yaşlılık aylığından yararlanabileceği, davacının 25 yılı aşkın sigortalılığı ve 5750 günden fazla pirim ödemesinin bulunduğu, yaş koşulunun ise 55 yaşını doldurduğu 20.09.2031 tarihinden 3 yıl 10 ay 8 gün fiili hizmet zammı süresi kadar geriye gidildiğinde 12.11.2027 tarihinde tamamlanacağı, 5510 sayılı Kanun’un geçici 95 inci maddesi gereğince 03.03.2023 tarihinden itibaren yaş koşulunu beklemeksizin aylık talebinde bulunmasının mümkün olduğu görülmekte ise de dava dilekçesindeki talep ve ve uyulmasına karar verilen bozma ilamı dikkate alınarak,
Davacının 3 yıl 10 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair istemin ise reddine..” dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, ile davalı … vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 Sayılı Kanunun 8 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.