Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/401 E. 2023/10199 K. 19.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/401
KARAR NO : 2023/10199
KARAR TARİHİ : 19.12.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/361 E., 2016/500 K.
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kiraz Cumhuriyet Başsavcılığının 07.06.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Kiraz Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.07.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz isteği; sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanığın traktörünü yolun ortasına çekmek suretiyle katılanın kendi taşınmazına geçişini engellemek suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
A. Tebliğname yönünden;
1. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşması için fail tarafından, mağdurun bir yere gitmek veya bir yerde kalmak suretiyle hürriyetinden yoksun bırakılması gereklidir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma süresinin kısa veya uzun olmasının suça etkisi yoktur. Mağdurun bir yere gitmek veya bir yerde kalmak serbestisi ortadan kaldırıldığında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşur.
2. Sanık olay tarihinde traktörü ile müştekilerin kullandığı yolu kapatması katılanın hareket serbestisini ortadan kaldırmamakta olup katılan geri dönmek suretiyle ya da başka yerden geçmek suretiyle hareket edebileceği anlaşıldığından Tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
B. Katılanın temyizi yönünden;
1. Sanığın, traktör ile yolu kapatması şeklindeki eylemi ile katılana yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanık hakkında verilen beraat kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kiraz Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.07.2016 tarihli kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Türk Ceza Kanununun 109. maddesinde Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçu “Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Kanunun bu maddesi ile kişinin hareket etme özgürlüğünün yanı sıra; hareket etmeme hürriyeti de korunmuştur. Bu husus madde gerekçesinde de; ‘’Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir. Kişiler, bir yerde kalma ve bir yere gitme konusunda tercihte bulunma serbestisine sahiptirler… Örneğin kişinin … bir yere gitmekten men olunması fiilleri, bu tanıma göre cezai yaptırımı gerektirmektedir…’’ şeklinde belirtilmiştir.
Yukarıda değinildiği üzere; söz konusu suç, bir kimsenin hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakılmasıyla oluşmaktadır. Kişinin bir yere kapatılması, bir yerde tutulması veya bir yere götürülmesi veya bir yere gitmekten men olunması fiilleri, ceza yaptırımını gerektirmektedir. Suçun hareket unsuru, bir kimsenin, bir başkasının hareket özgürlüğünü hukuka aykırı surette sınırlanmasıdır.
Kişinin fiziki zeminde hukuka aykırı olarak hareketinin engellenmesi, kişi hürriyetinin ihlalidir. Kişinin bir yere gitmesini veya bir yerde kalmasını hukuki bir nedene dayanmaksızın engelleyen her hareket söz konusu suçu oluşturur. Kanun maddesinde yazılı eylemleri gerçekleştirmeye uygun herhangi bir araçla bu suç işlenebilir.
Hürriyetin kısıtlanması bakımından bu suçun işlenmesinde kullanılabilecek herhangi bir araç ya da hareket önceden belirlenemez. Önemli olan, mağdurun özgürce hareket edebilme hürriyetinin fail tarafından kısıtlanması olup bunun ne şekilde yapıldığı önemli değildir. Bazı durumlarda suçun nasıl ve ne şekilde işlendiği artırım sebebi olabilir. Hareket serbestisini sınırlandıran eylemin, hukuka aykırılık teşkil etmesi yeterlidir.
Kişiyi
hürriyetinden yoksun kılma suçu ile mağdurun hareket serbestisi, mağdurun bir yere kapatılması veya bir yere bağlanması suretiyle mutlak şekilde kaldırılabileceği gibi kısmen dahi olsa mağdurun hareket etme özgürlüğünden
yoksun bırakılması bu suçun oluşumu için yeterlidir. Mağdurun herhangi bir şekilde hareket özgürlüğünün kısıtlanmış olması, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun gerçekleşmesi bakımından yeterli olup
özgürlüğün sınırlandırılmasının mutlak surette gerçekleşmiş olmasına gerek yoktur. Suçun oluşması açısından kişinin maruz kaldığı durumdan kaçması ve
kurtulmasının imkansız olmasına, kurtulması için konulan engellerin hiçbir şekilde
aşılamaz nitelikte bulunmasına da lüzum yoktur. Mağdurun mümkün olduğu halde kaçmaması veya kurtulabilme olanağı varken kendini kurtarmaya çalışmaması suçun oluşumuna engel değildir. Mağdurun istediği gibi hareket edebilme iradesine engel olmak maksadıyla konulan engelleri o an için kolaylıkla atlatamayacak durumda bulunması
suçun meydana gelmesi bakımından yeterlidir.
Hürriyetten mahrumiyetin süresi çok kısa dahi olsa, hukuken
kabul görebilecek bir süre boyunca kişi özgürlüğüne mani olunması, suçun oluşması bakımından yeterli sayılmalıdır.
Hürriyeti tahdit suçu tamamlanıp mağdurun kendisini hürriyetinden yoksun bırakan eyleme karşı direndikten ve bu yöndeki iradesini belli ettikten sonra, devam eden süre içinde bu iradesini göstermesi aranmaz, zira bu durumda potansiyel irade var sayılır.
Somut olayda, sanığın İzmir İli Kiraz İlçesi Başaran Köyü 222 ada 1 parsel 224 ada 5 nolu parseller arasında kalan yolu suç tarihinde yola traktörünü çaprazlama koyarak kapattığı ve müştekilerin tarlasına gitmesine engel olduğu, sanığın yolu kapatma olgusunu ikrar ettiği, söz konusu yolun kendi şahsi yolu olduğunu beyan ederek “hadi gel sen de buradan geç” dediği, yerel mahkemenin kabulüne göre de; sanığın olay tarihinde müştekilerin tarlalarına gitmek için kullandığı yolu traktörü ile kapattığı anlaşılmıştır.
Olayın oluş ve kabulü böyle olmasına rağmen yerel mahkemece müştekilerin traktörün çevresini dolaşabilecekleri veya geri dönebilecekleri belirtilerek hürriyetlerinin kısıtlanmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ve bu karar dairemizce oy çokluğu ile onanmış ise de tarafımca sayın çoğunluğun görüşüne katılmak mümkün olmamıştır.
Dosya içerindeki belgelerden, dava konusu yerin kadastro haritasında yol olarak gösterildiği ve resmi olarak yol olduğu, sanığın bu yolu kendilerinin tarla yolu olduğu v.s. nedenlerle kapattığı, dosya içerisinde bulunan olay yeri fotoğrafından da anlaşılacağı üzere sanık tarafından yolun tamamının kapatıldığı, katılanların başkalarının tarlasına girmeden bu yolu kullanarak kendi arazilerine gitmelerinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar katılanların yol kenarındaki arazinin içerinden geçerek tarlalarına gitme veya geri dönme imkanları var ise de, hukuki bir neden olmaksızın onların bu şekilde davranmaya zorlanmalarının mümkün olmadığı dolayısıyla bu şekildeki bir değerlendirmenin yasal dayanaktan yoksun bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Olayın oluş şekli ve yasal düzenlemeler nazara alındığında sanığın üzerine atılı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçu sübuta erdiğinden sanığın cezalandırılması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun yerel mahkemenin beraat kararının onanması şeklindeki kararına katılmıyorum. 19.12.2023