Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/3269 E. 2023/4907 K. 03.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3269
KARAR NO : 2023/4907
KARAR TARİHİ : 03.10.2023

MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/79 E., 2016/15 K.
KARAR : davacı Hazinenin davasının reddine, davacılarve …’nun davasının kısmenkabulüne,mirasçılarından … ve … vekili

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davacı Hazinenin davasının reddine, davacılar … ve …’nun davalarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı – karşı davalı Hazine temsilcisi ve davacı … mirasçılarından … ve … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro çalışmaları sırasında, … ili …ilçesi …Köyü 101 ada 166 parsel … 8.527,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayanılarak, tarla vasfında, değişen paylarda …, … ve … adına; 103 ada 182 parsel … 5.706 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, tarla vasfında, 1/2 şer payla .. ve …adına; 105 ada 46 parsel … 5.738 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayalı olarak, tarla vasfında, 1/4 er payla … Işıklı, …, … ve … adına; 105 ada 111 parsel … 20.234,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayalı olarak, tarla vasfında, değişen paylarla … ve … adına; 105 ada 112 parsel … 3.400 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayalı olarak, tarla vasfında, değişen paylarla … ve … adına; 105 ada 114 parsel … 1.900 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, çalılık vasfında Hazine adına ve 105 ada 116 parsel … 2.367 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, tarla vasfında, … adına tespit edilmiştir.
2. Davacılar … ve … vekili asıl ve birleşen davalardaki dava dilekçelerinde; … ili …ilçesi …Köyü 105 ada 4 parselin 01.04.1997 tarihli 4 nolu, 105 ada 114 ve 116 parsellerin ise 01.04.1997 tarihli 3 nolu tapu kaydı kapsamında kaldıklarını ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile tapu kaydındaki hissedarlar adına tescilini talep etmiştir.
3. Davacı … vekili birleşen dosyalardaki dava dilekçesinde özetle; … ili …ilçesi …Köyü 105 ada 111 ve 112 parsellerin tamamının harici satış ile müvekkili olan davacıya ait olduğu halde hatalı olarak … ve …’ya da hisse yazıldığını, 103 ada 182 ve 101 ada 166 parsel … taşınmazlar yönünden ise, bu parsellerin dayandıkları tapu kaydı kapsamında kaldıklarını ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
4. Davalı – karşı davacı Hazine vekili birleşen davadaki dava dilekçesinde; … ili …ilçesi …Köyü 101 ada 166 parsel … taşınmazın kadastro tespitinin hatalı olduğunu, taşınmazın dayanak tapu kaydının sınırı orman gösterdiğini ve fiili durumda orman ile çevrili olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile dayanak tapu kaydı miktar fazlasının Hazine adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Bir kısım davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ” dava konusu 105 ada 46 parsel … taşınmazın kadastro tutunağına dayanak 23/10/1995 tarih 257 sıra 51 Cilt No 18 sayfadaki tapu kaydının mevki ve hudutları itibari ile taşınmaza uyduğu, mahalli bilirkişi beyanlarından taşınmazın kimin tarafından malik sıfatıyla kullanıldığı ve kime ait olduğuna dair herhangi bir bilgiye ulaşılamadığı; dava konusu 101 ada 166 parsel … taşınmazla ilgili orman ve ziraat mühendisi bilirkişilerce düzenlenen bilirkişi raporlarında taşınmazın orman ve mera vasfında olmadığı, çayır vasfında olduğu bu sebeple zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olduğunun anlaşıldığı, taşınmazın kadastro tespitine dayanak tapu kaydının zemine uygulandığında tapu kaydının dört tarafının çalılık okuduğu ancak taşınmazın üç hududunun dere olduğu, ayrıca güney hududunda 164 ve 165 parsellerin sahibi …’a ait arazilerin bulunduğundan dayanak tapu kaydının taşınmaza uymadığı, mahalli bilirkişi beyanlarından taşınmazı … vefatına kadar yaklaşık 25-30 yıl boyunca ekip biçmek suretiyle kullandığını, her ne kadar dinlenilen mahalli bilirkişiler …’nun yaklaşık 4 yıl kadar önce vefat ettiğini beyan etmişlerse de nüfus kayıtlarında …’nun 2008 yılında vefat ettiği, vefatı öncesi mahalli bilirkişi ifadelerinde yer alan 25-30 senelik …’nun zilyetliğinin kadastro tespit tarihi itibari ile 20 yıldan fazla malik sıfatıyla zilyetlikle mülk edinebilme şartlarını taşımış olduğu, dava konusu 105 ada 111 ve 112 parsel … taşınmazlarla ilgili mahalli bilirkişilerin ifadelerinde 112 parselle ilgili herhangi bir bilgilerinin olmadığını, 111 parselin …’nun vefatına kadar ekip biçmek suretiyle kesintisiz ve aralıksız kullandığını, tespit tarihi itibariyle 111 parsel … taşınmazda …’nun 20 yıldan fazla süredir malik sıfatıyla zilyetliğinin söz konusu olduğu, dava konusu 105 ada 111 ve 112 parsel … taşınmazların kadastro tespitine dayanak 19/08/1935 tarih 929 sıra no, 47 Cilt numaralı tapu kayıtlarının taşınmazlara uygulanmasında tapu kayıtlarının mevki ve hudutları itibari ile taşınmazlara uyduğu ancak 105 ada 111 parsel … taşınmazda …’nun 20 yıldan fazla malik sıfatıyla zilyetliğinin söz konusu olduğundan tapu kaydının hükmünü yitirmiş olması sebebiyle zilyetlikle mülk iktisap etme şartlarının mevcut olduğunun anlaşıldığı; dava konusu 103 ada 182 parsel … taşınmazın öncesinde … isimli kişiye ait iken yaklaşık 20 yıl kadar önce satış suretiyle…’ya devredildiği,…’nın vefatı sonrası taşınmazın çocukları tarafından kullanıldığı, taşınmaza uygulanan 14/02/1950 tarih, 86 Cilt no, 80 Sıra numaralı tapu kaydının dört yönünün çalılık okuduğu, ancak taşınmazın yalnızca kuzey yönünde ormanın bulunduğu diğer yönlerde tarım arazilerinin bulunduğu, taşınmaza uygulanan dosya içerisindeki 16/01/1994 tarihli satış senedinin taşınmaza mevki ve hudutları itibariyle uyduğu; dava konusu 105 ada 114, 116 parsel … taşınmazlarla ilgili keşif esnasında dinlenilen mahalli bilirkişilerin herhangi bir bilgisinin olmadığı, taşınmazların senetsizden tespit gördüğü ve davacıların davaya konu iddialarını destekleyen herhangi bir delilinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, davacı – karşı davalı Hazinenin davasının reddine, davacılar … ve …’nun davalarının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu … ili …ilçesi …101 ada 166 parsel ile 105 ada 111 parsel … taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 101 ada 166 parselin çayır vasfıyla, 105 ada 111 parselin tarla vasfıyla … oğlu … adına tesciline, dava konusu … ili …ilçesi …103 ada 182 parsel ile 105 ada 46, 112, 114, 116 parsel … taşınmazların tespit gibi tesciline ” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı – karşı davalı Hazine vekili ve davacı … mirasçılarından … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı … mirasçılarından … ve … vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 103 ada 182 parsel ile 105 ada 46, 112, 114, 116 parsellere ilişkin eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davacı – karşı davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli 101 ada 166 parsel yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli 101 ada 166 parselin zilyetlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı, 103 ada 182 parsel ile 105 ada 46, 112, 114, 116 parsellerin ise dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 … Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 … Kadastro Kanunu’ nun (3402 … Kanun) 14, 17, 20 ve 21 inci maddeleri ile 6831 … Orman Kanunu’ nun (6831 … Kanun) 1 inci ve devamı maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Davacı … mirasçılarından … ve … vekilinin 103 ada 182, 105 ada 46, 105 ada 112, 114 ve 116 parsel … taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 … Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı … mirasçılarından … ve … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Davacı – karşı davalı Hazine temsilcisinin, dava konusu 101 ada 166 parsele ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, bu taşınmaz üzerinde tespit maliki davalı … lehine zilyetlikle kazanma şartlarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; kesinleşmiş orman tahdidi bulunmayan yerlerde, bir taşınmazın niteliği itibariyle orman vasfında olup olmadığının belirlenmesi için en eski tarihli hava fotoğrafı ve buna dayanılarak oluşturulan memleket haritasının incelenmesi gerektiği halde, dosya kapsamında alınan orman bilirkişi raporunda, en eski tarihli hava fotoğrafı incelenmemiş ve bu hava fotoğrafı üzerinde dava konusu taşınmazın konumu işaretlenerek rapora eklenmemiş olduğundan usulüne uygun şekilde orman araştırması yapıldığından söz edilemez. Ayrıca, taşınmazın orman olmadığının anlaşılması halinde, zilyetlik yoluyla kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti kapsamında, taşınmazın kullanım durumunun ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklinin ve süresinin belirlenmesi amacıyla tespit tarihinden 15 – 20 – 25 yıl öncesi döneme ilişkin hava fotoğraflarının incelenmesi gerektiği halde, bu yönde bir araştırma da yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 … Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal – renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, edilmiş ise imar – ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar – ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 … Orman Kanunu’nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca; bu keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar – ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar – ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar – ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanarak dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri de denetlenmeli; yeril bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) 14 ncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği, ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 … Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun (5403 … Kanun) 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, dava konusu 101 ada 166 parsel yönünden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Davacı … mirasçılarından … ve … vekilinin, dava konusu 103 ada 182, 105 ada 46, 105 ada 112, 114 ve 116 parsel … taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (V.C.3.1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu parseller yönünden ONANMASINA,
Davacı – davalı Hazine vekilinin, dava konusu 101 ada 166 parsel … taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (V.C.3.2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bu parsel yönünden 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 240,65 TL’nin temyiz eden davacılar … ve …’dan alınmasına,
1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.