YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5396
KARAR NO : 2023/5071
KARAR TARİHİ : 12.09.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1515 E., 2023/27 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2022 tarihli ve 2022/2371 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın katılan mağdureye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.09.2022 tarihli ve 2022/121 Esas, 2022/444 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan neticeten 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 18.01.2023 tarihli ve 2022/1515 Esas, 2022/27 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle hükmün kaldırılmasına, sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan neticeten 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II.TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın mağdureye yönelik atılı suçu işlediğine dair dosya kapsamında mağdurenin aşamalardaki soyut ve çelişkili beyanları haricinde sanığın cezalandırılmasını gerektirir yeterli delil bulunmadığına ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Tüm dosya kapsamı, olayın mağdure üzerinde yarattığı travma, sanığın atılı suçu işlediğinin maddi deliller ile ortaya konmuş olması ve sanığın pişmanlık göstermemesi hususu dikkate alındığında sanığa takdiri indirim uygulanmadan üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ve sanığın ceza almasına rağmen kendisini vekil ile temsil ettiren katılan Bakanlık lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
C. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın işlediği atılı suçun mağdure üzerinde yarattığı travma ve yargılama sürecinde sanığın pişmanlık gösterdiğinin gözlemlenememesi hususları dikkate alındığında sanığa takdiri indirim uygulanmadan üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III.OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince dava konusu olayın; “Sanığın mağdurenin dedesi yani babasının babası olduğu, mağdur ve sanığın üç katlı aile apartmanınında oturdukları, ayrı dairelerde ikamet ettikleri, suç tarihinde sanığın mağdureyi kendisine kahvaltı hazırlaması için dairesine çağırdığı, mağdurenin kahvaltı hazırladığı esnada onu kolundan tutarak yatak odasına götürdüğü, kendisinin ve mağdurenin alt çamaşırlarını çıkartarak normal yoldan bir kez cinsel istismarda bulunduğu, bu eylemi sırasında mağdureye cebir veya şiddet uyguladığına dair mağdurenin bir iddiasının olmadığı, utandığı ve korktuğu için olayı kimseye anlatmadığı, idrar kaçırma şikayeti üzerine doktora gidildiğinde mağdur çocuğun hamile olduğunu öğrendiği, suç tarihinin tam olarak belirlenemediği ancak mağdurenin şikayet tarihinde 19 haftalık gebe olduğu, geriye doğru gidildiğinde eylemin 2021 yılı Ağustos sonu-Eylül başında gerçekleştiğinin anlaşıldığı, mağdurenin dosya kapsamında bulunan doğum raporuna göre 23.08.2006 doğumlu olduğu, dolayısıyla suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olduğu,
Mağdurun tüm aşamalarda istikrarlı bir şekilde eylemi aynı şekilde anlattığı, sanığın da kovuşturma aşamasında üzerine atılı suçlamayı ikrar ettiği, dosya içerisinde bulunan İzmir Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü Biyolojik İnceleme Şube Müdürlüğü’nün 25.01.2022-18.02.2022 inceleme tarihli DNA Analizine ilişkin raporları ile sanıktan alınan sıvı kan örneği ile cenin (erkek genotip) ile anne mağdureden alınan kan örneği arasında baba-çocuk-anne ilişkisi bakımından uyum bulunduğuna dair rapor tanzim edildiği, bu sebeple sanığın mağdura yönelik atılı suçu işlediğinin anlaşıldığı” şeklinde kabul ve gerekçelendirilmesinin yapılıp buna göre sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yapılan yargılama sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de dava konusu olayın; “Sanık …’in dosyaya yansıyan nüfus kayıtlarına göre, 23.08.2006 doğumlu katılan mağdure …’nin öz dedesi olduğu, sanık ile katılan mağdurenin aynı yerde aile apartmanının farklı dairelerinde oturdukları, katılan mağdurenin 23.08.2021 tarihinden sonraki bir günde sanığın barındığı daireye gelerek mutfakta sanığa kahvaltı hazırladığı sırada sanığın mağdureden habersiz aniden mutfağa gelerek mağdureye arkadan sarılıp kolundan tutup dairenin içinde baza bulunan bir bölümüne çekiştirerek götürdüğü, burada baza üstüne mağdureyi yatırarak organ sokmak suretiyle mağdureye cinsel istismarda bulunduğu;
Mağdurenin olay esnasında sanıktan korktuğu, kolundan tutulmasına rağmen kısmi direnme gösterdiği, mağdurenin o anda şoka girdiği, dilinin tutulduğu, konuşamadığı ve bu nedenle sanığa karşı koyamadığı, bu hususlar göz önüne alındığında mağdurenin hukuken kabul edilebilir geçerli ve gönüllü bir rızasından bahsedilemeyeceği, sanığın eylemlerinin bu haliyle TCK’nun 103/1-b maddesinde belirtilen kısmi cebir, hile ve iradeyi etkileyen hal durumunu oluşturduğu, sanığın mağdurenin akrabası olması, evdeki otoritesi göz önüne alındığında 15-18 yaş grubunda bulunan mağdurenin karşı koyamamış olmasının rızasından kaynaklandığı sonucunu doğurmayacağı, Türk Ceza Kanununa göre mağdurenin suç tarihinde çocuk olduğu, bir yetişkinden beklenecek direnci mağdure tarafından dedesi olan sanığa karşı göstermesinin beklemenin hakkaniyet ve adalete uygun olmayacağı, mağdurenin anlatımlarından açıkca anlaşılacağı üzere sanığın, mağdurenin iradesi hilafına ve olay anında mağdurede oluşan ruh halinden faydalanarak çocuk olan mağdura karşı cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği, sanığın eyleminin TCK’nun 103/1-b maddesi delaletiyle TCK’nun 103/2.maddesine uyduğu;
Nüfus kaydı ve taraf ifadelerinden açıkca anlaşılacağı üzere sanığın katılan mağdurenin dedesi olması nedeniyle ayrıca eylemini TCK’nun 103/3-c maddesinde belirtilen 3. derece dahil kan akrabalık ilişkisi içinde bulunan kişiye karşı gerçekleştirdiği;
Sanık savunmasında her ne kadar hazırlık aşamasında suçlamayı kabul etmemiş, kovuşturma ve istinaf aşamasında ise bir kez mağdureye organ sokmak şeklinde cinsel istismarda bulunduğunu kabul etmiş ve her ne kadar savunmasında mağdureye vurmadığını, tehdit etmediğini, bıçak yada silahtan sayılan herhangibir cisimle tehdit etmediğini savunmuş ise de, mağdurenin iradesini etkileyen hal içine girdiği ve kısmi bir cebir ile mağdureyi mutfaktan odaya kadar götürdüğü değerlendirildiğinde sanığın savunmasına kısmen itibar edilmiş, sanığın sabıkasız oluşu ve suçunu kısmen ikrar etmesi lehine indirim sebebi kabul edilerek sanık hakkında TCK’nun 62.maddesinin tatbikine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklinde kabul ve gerekçelendirilmesi yapılarak sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılma hakkı bulunduğu, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğundan, 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 18.01.2023 tarihli ve 2022/1515 Esas, 2023/27 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdure vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.09.2023 tarihinde karar verildi.