Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/23053 E. 2023/5923 K. 03.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/23053
KARAR NO : 2023/5923
KARAR TARİHİ : 03.05.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/336 E., 2021/519 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen trafik kazası sonucu yaralama nedeniyle maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Kararının kaldırılmasına, davanın eksikliklerin tamamlanması ve delillerin toplanması amacıyla yeniden görülmesi için İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; 12.06.2014 tarihinde davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın, davacı …’ın idaresindeki motorsiklete çarpmasıyla oluşan kazada yaralanan davacının malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş; 17.08.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle, taleplerini 235.028,88 TL’ye yükselterek bu bedelin dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; davacının kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi uygulanmasını, davacının tedavi gideri ve geçici iş göremezliğe yönelik tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını, davalının yargılama giderleri yönünden sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2017 tarihli ve 2014/429 Esas 2017/1076 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne 235.028,88 TL tazminatın dava tarihi olan 09.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 26.01.2018 tarihli ve 2018/60 Esas 2018/100 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davanın esasıyla ilgili gerekli deliller toplanmadan karar verilmiş olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin verdiği 2014/429 Esas, 2017/1076 Karar
sayılı kararının kaldırılmasına, dosyanın eksiklikler tamamlanarak ve delillerin toplanarak davanın yeniden görülmesi için İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı gereğince İlk Derece Mahkemesince verilen 13.04.2018 tarihli ve 2018/181 Esas 2018/500 Karar sayılı karar ile “Somut olayda, 12.06.2014 tarihinde, sürücü …’ın sevk ve idaresindeki davalı … şirketine … poliçesi ile sigortalı olan …plakalı aracın, davacının sevk ve idaresindeki … plaka sayılı motosiklete çarpması sonucu davacının yaralandığı, meydana gelen kazada, davalı … tarafından … poliçesi ile sigortalı olan …plakalı aracın sürücüsü …’ın kazada asli kusurlu ve kusur oranının %75 olduğu, sürücü …’ın kazada tali kusurlu ve kusur oranının %25 olduğu, mahkememizce hükme esas alınan; İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun raporuna göre, davacının %40 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği, İstanbul Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulunca düzenlenen rapora istinaden hazırlanan hesap bilirkişisi raporuna göre, davacının geçici iş göremezlik kaynaklı toplam zararının 13.816,98 TL, kalıcı iş göremezlik toplam zararının ise 235.784,68 TL olduğu, SGK tarafından davacıya yapılan geçici iş göremezlik indiriminden sonra davacının talep edebileceği toplam tazminat miktarının 235.028,88 TL olduğu kabul edilerek davacının ıslah ile faiz talebinde bulunması da dikkate alınarak dava tarihinden itibaren sigortalı aracın ticari kullanımlı olması nedeni ile avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir. Her ne kadar davalı tarafından davacının kask takmaması nedeni ile müterafik kusur indirimi yapılması talep edilmiş ise de; davacı tanığının beyanları dikkate alınarak davacının kaza sırasında kask takmış olduğu” gerekçesiyle davanın kabulü ile 235.028,88 TL tazminatın dava tarihi olan 09.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2019 tarihli ve 2018/1217 Esas, 2019/692 Karar sayılı kararıyla; “…Davacı vekili her ne kadar tazminat hesaplaması yapılırken davacının gelirinin asgari gelir miktarı üzerinden hesaplama yapıldığını belirtmiş ise de; aktüer bilirkişi … tarafından hesaplanan 16.05.2017 havale tarihli rapor incelendiğinde, davacının gelirinin hesaplanmasında çalışılan dönem için dosya içerisinde bulunan maaş bordroları dikkate alınarak hesaplama yapılmış, diğer dönem için ise davacının düzenli ve asgari gelirden daha yüksek seviyede bir gelir elde ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir veri bulunmadığından asgari ücrete göre hesaplama yapılması doğru görülmüştür. Zira, dairemizin 2018/60 Esas ve 2018/100 Karar sayılı ortadan kaldırma ilamında belirtilen eksiklikler giderilmekle, davacının dosya içerisinde bulunan maaş bordrosuna göre 2015 yılı Mart ayına kadar Yıldırım İnşaat Ticaret Taahhüt şirketinde çalıştığı, bu tarihten sonra ise iddiaya göre sağlık sorunu sebebi ile işten çıkartıldığı belirtilmiştir. Ne var ki davacının sırf bu sebeple işten çıkartıldığına ilişkin davacı tarafından herhangi bir delil sunulmamış davacının da bu yönden herhangi bir iddiası bulunmamaktadır. Bu tarihten sonra davacının dosya içerisinde bulunan ekonomik durum araştırmasına göre özel sektörde asgari ücretle çalıştığı tespit edilmiştir. Davacı bunun haricinde gelirinin asgari ücretin daha üzerinde olduğuna dair SGK kaydı veya vergi gelir kaydı gibi resmi bir kaytı sunmamıştır. Bu nedenle davacının gelirinin çalıştığı dönem sonrası için asgari ücret üzerinden hesaplanmasında herhangi bir yanlışlık olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle dosya içinde mevcut ilk derece Mahkemesinin karar tarihi itibariyle hükme esas alınan 17.05.2017 havale tarihli aktüerya bilirkişi raporu uyarınca hesaplanan tazminat miktarının yerinde olduğu anlaşılmakla davacının bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir. Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmediği ve davacı vekilinin istinaf talebinin reddedildiği dikkate alınarak; istinaf aşamasında sunmuş olduğu itiraz dilekçesi ile hesap raporuna, maluliyet raporuna, geçici iş görmezlik tazminatına, hatır taşıması indirimine yönelik itirazları da Dairemizin 2018/60 Esas ve 2018/100 Karar sayılı kararında hükme bağlandığında bu aşamada bu hususlarda tekrar açıklama yapılması gerek duyulmadığı…” gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 12.10.2020 tarihli ve 2019/3760 Esas 2020/5445 Karar sayılı ilamında “…İlk Derece Mahkemesi tarafından, davacının %40 maluliyeti ve 12 aylık geçici işgöremezlik süresi için, gelirinin asgari ücret olarak esas alınmasıyla hesap yapan 17.05.2017 tarihli aktüer raporuna göre belirlenen tazminat hüküm altına alınmış; bu karara karşı, hem davacı hem de davalı taraf istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf Mahkemesi’nin 26.01.2018 tarihli kararıyla, davacının gelir araştırmasının eksik yapıldığı ve delillerin toplanmadığı gerekçesiyle dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesi tarafından, delillerin hiç toplanmamasının sözkonusu olmadığı ve kararda belirtilen eksikliklerin istinaf mahkemesince giderilebileceği gerekçesiyle aynı hüküm tesis edilmiş; bu hükme karşı davacı vekilinin yaptığı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. İstinaf Mahkemesi’nin 26.01.2018 tarihli ilk dereceye gönderme kararından sonra yeniden yapılan istinaf başvurusu üzerine, İstinaf Mahkemesi’nce davacının SGK hizmet cetveli getirtilmiş ve 07.03.2019 tarihli aktüer raporu alınmış olup, anılan raporla davacının tazminat alacağı 327.964,89 TL olarak hesaplanmış olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan 17.05.2017 tarihli rapordaki hesaplamaların yerinde olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Oysa; hesaplamaya esas alınan gelirin tespiti için ilk derece mahkemesi tarafından yapılan araştırmanın eksik olduğunu kabul eden ve bu eksiği gidermek için araştırma yapıp rapor alan İstinaf Mahkemesi’nce, davacının istinaf nedenleri göz önüne alınarak yargılama sürecinde geçen süre ve bu süreçte asgari ücrette ortaya çıkan artışlar da dikkate alınıp inceleme yapılması gerektiğinden, kendi aldığı 07.03.2019 tarihli aktüer raporu yerine ilk derece mahkemesinin aldığı 17.05.2017 tarihli rapor kapsamında değerlendirme yapılması hatalı olup, hukukun yanlış uygulandığı…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Somut olayda; 12.06.2014 tarihinde, sürücü …’ın sevk ve idaresindeki davalı … şirketine … poliçesi ile sigortalı olan …plakalı aracın, davacı …’ın sevk ve idaresindeki … plaka sayılı motosiklete çarpması sonucu davacı …’ın yaralandığı, meydana gelen kazada, davalı … tarafından … poliçesi ile sigortalı olan …plakalı aracın sürücüsü …’ın kazada asli kusurlu ve kusur oranının %75 olduğu, sürücü …’ın kazada tali kusurlu ve kusur oranının %25 olduğu, mahkememizce hükme esas alınan; İstanbul Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu’nun raporuna göre, davacının %40 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği, İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen rapora istinaden hazırlanan hesap bilirkişisinin 07.03.2019 tarihli raporuna göre, davacının geçici iş göremezlik kaynaklanan bakiye zararının 13.061,18 TL, kalıcı iş göremezlik bakiye zararının ise 314.903,71 TL olduğu, davacının talep edebileceği toplam tazminat miktarının 327.964,89 TL olduğu kabul edildiği, ancak davalının sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu, poliçe limitinin 268.000,00 TL olması nedeniyle davacının davalı … şirketinden talep edebileceği toplam tazminat miktarının 268.000,00 TL olduğu kabul edilmiştir. Davacı vekili davayı açarken belirsiz alacak davası olarak açabileceği bir davayı kısmi dava olarak açmıştır. HMK’nın 176/2. maddesi uyarınca taraflar aynı davada ancak birkez ıslah yoluna başvurabilirler. Davacı vekili ilk ıslah talebini 17.08.2017 tarihinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan yaptığından istinaf aşamasında 12.04.2019 tarihinde yapmış olduğu ikinci ıslah talebi hiç yapılmamış kabul edilerek davacı vekilinin ilk ıslah talebi ile bağlı kalınarak 235.028,88 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilerek dava tarihinden itibaren sigortalı aracın ticari kullanımlı olması nedeni ile avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir.” gerekçesiyle davanın kabulü ile 235.028,88 TL tazminatın dava tarihi olan 09.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 07.03.2019 tarihli aktüer ek bilirkişi raporuna göre dava konusu trafik kazasına ilişkin cismani zarara ilişkin 327.964,89 TL tazminat hesaplaması yapıldığını, kazanın meydana geldiği tarihte davalı … şirketinin poliçe limitinin 268.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, bu nedenle taleplerini 32.972,12 TL arttırarak davayı ıslah ettiklerini, ıslah taleplerinin kabul edilerek 268.000,00 TL’nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde hüküm kurulduğunu belirtmiştir.

C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 41 ve 46 ıncı maddeleri.

3. Değerlendirme
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.