Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/5720 E. 2020/9738 K. 29.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5720
KARAR NO : 2020/9738
KARAR TARİHİ : 29.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (…) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkili işçinin … sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ücret alacağı, fazla çalışma ücreti alacağı ile … bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kabulü hakkında verilen 13.01.2016 tarihli ilk karar Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 2017/21336 esas 2019/7438 karar sayılı 03.04.2019 tarihli kararı ile “Mahkemenin gerekçeli kararında tarafların iddia ve savunmalarının tartışılıp değerlendirilmediği gibi hangi gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği de açıklanmamıştır. Bu itibarla, yukarıda anılan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde gerekçesiz hüküm tesisi hatalı olduğu” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Usuli kazanılmış hak kavramı anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi H.M.K.’nda düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir.
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09/05/1960 T., 21/9; 04/02/1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12/07/2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03/12/2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.)
Yargıtay’ın bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğmuştur. (09/05/1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı)
Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.
Somut olayda, bozma öncesi verilen kararda, hüküm altına alınan alacakların dava tarihinden itibaren faizi ile tahsili yönünde hüküm tesis edilmiş olup, davalının bu kabule bir itirazı yoktur. Yargıtay ( Kapatılan ) 22. Hukuk Dairesi’nin 2017/21336 esas 2019/7438 karar sayılı bozma ilamında da bu hususa ilişkin olarak herhangi bir bozma sebebine yer verilmemiştir. Bu durum karşısında davacı taraf bakımından oluşan usuli müktesep hak da nazara alındığında, bozma öncesi kararda yer aldığı gibi, uyuşmazlık konusu alacaklar için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava ve ıslah tarihinden itibaren ayrı ayrı faiz yürütüleceği yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
2-Taraflar arasında, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin miktarı konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13.maddesinde “(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Mahkemece karar gerekçesinde fazla mesai alacağı, hafta tatili alacağı ve … bayram genel tatil alacaklarının takdiri indirim ile hüküm altına alınıp alınmadığı belirtilmemiş ise de, dosya içeriğinden, karar dayanak yapılan bilirkişi raporunda %30 takdiri indirim ile hesaplanan tutarların hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacının ıslah dilekçesinde dava değerini fazla mesai alacağı yönünden 10.000,00 TL daha attırarak 10.010,00 TL, … bayram genel tatil alacağı yönünden ise 1.000,00 TL arttırarak 1.010,00 TL olarak talep ettiği, mahkemece az yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde bilirkişi raporunda takdiri indirimsiz olarak hesaplanan 8.362,38 TL fazla mesai alacağının ve 385,14 TL … bayram genel tatil alacaklarının hüküm altına alındığı, bu durum karşısında dava ve ıslah talebine göre reddedilen alacak tutarının 2.272,48 TL olduğu anlaşılmaktadır. Fazla çalışma ve hafta tatili ücreti taleplerinin indirimsiz tutarlarını aşan kısımları esastan reddedildiğinden, reddedilen tutar üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte ise de, hükmedilecek vekalet ücreti Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/2.maddesi gereğince reddedilen dava değerini aşamayacağından, tarifeye göre 2.272,48TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, 2.700,00 TL vekalet ücreti takdiri hatalı olmuştur.
Açıklanan hususlar bozma sebebi ise de, hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca halen yürürlükte olan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda yazılı sebeplerden dolayı Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan
“10.00 TL Brüt Fazla Mesai Alacağının dava tarihinden, 5.843,67 TL fazla mesai alacağının ıslah tarihinden (27.5.2015) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10.00 TL Brüt Hafta Tatili Alacağının dava tarihinden, 2.000.00 TL hafta tatili alacağın ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10.00 TL Brüt … Bayram ve Genel Tatil Alacağının dava tarihinden 259,60 TL … bayram genel tatil alacağın ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10.00 TL Net Ödenmemiş Ücret Alacağının dava tarihinden 10.000.00 TL ödenmemiş ücret alacağının ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” bentlerinin hükümden çıkartılarak yerine aynı bentler olarak
“5.853,67 TL Brüt Fazla Mesai Alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.010,00 TL Brüt Hafta Tatili Alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
269,60 TL Brüt … Bayram ve Genel Tatil Alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10.010,00 TL Net Ödenmemiş Ücret Alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına,
“Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tutarı’nın 12/1 maddesine göre 2.725,00 TL nin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine” bendinin hükümden çıkartılarak yerine aynı bent olarak “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tutarı’nın 13/2 maddesine göre 2.272,48 TL nin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.09.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.