Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/4066 E. 2023/9052 K. 20.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4066
KARAR NO : 2023/9052
KARAR TARİHİ : 20.12.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, üçüncü kişinin İİK’nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Mahkemece, haciz işlemi yapılan menkullerin davacının yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirket ile borçlu şirket arasında cari hesap sözleşmesi bulunmasının yaptıkları ticari ilişki dikkate alındığında olağan bir durum olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı alacaklı istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ödeme emrinin borçlu şirkete hacze konu adresten farklı bir adreste tebliğ edildiği, haciz gerçekleşen adresin borçlu şirket sicil kayıtlarında yer almadığı, davacı şirketin ise sicil adresi olduğu, cari hesap sözleşmesinin kıymetli evrak niteliğinde olmadığı, haciz sırasında hazır bulunan …’un borçlu şirketin yetkilisi olmakla birlikte davacının da ortağı olduğu, hacze konu imalata yönelik makinelerin davacının demirbaş kaydında yer aldığı gerekçesi ile başvurunun reddine karar verilmiş, karar davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 25.2.2020 tarihli haciz, borçluya ödeme emri tebliğ edilen adresten farklı olarak 3. kişinin ticaret sicilde kayıtlı adresinde yapılmış ise de, haciz mahallinde borçlu şirket ortağı … hazır bulunmuş, bilgisayarda yapılan araştırmada borçlu ile 3. kişi arasında yapılmış cari hesap sözleşmesi bulunmuştur. Ticaret sicil kayıtlarına göre, borcun doğumundan önce 17.6.2017 tarihi itibari ile 9800 pay …, 9800 pay Bülent Bozkurt ve 400 hisse ile Uğur Kangallı’ya ait iken 18.6.2018 tarihi itibari ile yapılan hisse devirleri sonucu ortakların eşit hisse sahibi olduğu ancak 2.7.2018 tarihinde Uğur Kangallı’nın temsile yetkili olmadığı tescil edilmiştir. Davacı 3. kişi şirketin ortaklarının ise, Nizamettin Bozkurt, Bülent Bozkurt ve … olduğu, aralarında baba-oğul ilişkisi bulunduğu anlaşılmıştır. Ticaret sicil kayıtlarına göre, borçlunun ticaret sicil adresine 25.2.2020 tarihinde haciz için gidildiğinde, adresin kapalı olduğu tespit edilmiş, borçlunun 1 sene önce ayrıldığı çevreden söylenmiştir. Borçlu ile 3. kişi şirket faaliyet alanlarının porselen üretim ve pazarlama olarak birbirini tamamlayan türden olduğu anlaşılmıştır. Buna göre, İİK’nın 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Davacının dayandığı deliller karinenin aksini ispata, yeterli görülmediği gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının delil olarak dayandığı 2014-2017 yıllarına ait ticari defterlerin kapanış tasdikinin yaptırılmamış olduğu, 2018 yılına ait envanter defterinin ibraz edilmediği anlaşılmıştır.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ:
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
4.Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.