Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/3373 E. 2024/282 K. 11.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3373
KARAR NO : 2024/282
KARAR TARİHİ : 11.01.2024

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/87 E., 2016/60 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmi onama, Kısmi bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Buldan Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2016 tarihli ve 2015/87 Esas, 2016/60 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesin uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 63 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; belgenin aldatma kabiliyetinin bulunmadığına, sabıkasının olmadığına, seçenek yaptırımların uygulanması gerektiğine, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde dolandırıcılık suçundan yakalanarak hakkında soruşturma başlatılan sanığın görevlilere kendisini … olarak tanıtıp mağdur …’un kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği, hakkında bu kimlik bilgilerine göre kamu davası açıldığı ve yargılama sırasında yapılan parmak izi incelemesi sonucunda sanığın gerçek kimliğinin belirlendiği iddiasıyla sanığın resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, sanığın ikrarı, suça konu nüfus cüzdanının külliyen sahte olarak tanzim edildiği ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğuna dair 08.10.2015 tarihli ve 2015/2729 sayılı ekspertiz raporunun içeriği ve suça konu belge üzerinde yapılan gözlem neticesinde edinilen kanaat ve tüm dosya kapsamı itibarıyla sanığa yüklenen suçların sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükümlerinin verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1. Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan temel cezanın “suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kastının ağırlığı, sanığın amaç ve saiki bir bütün halinde değerlendirilerek” takdiren ve teşdiden 2 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesine rağmen, hükmün gerekçesinde takdiren ve teşdiden 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına denilmek suretiyle hüküm ile gerekçe arasında çelişkiye neden olunması,

2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı yanlış yorumlanarak 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmaması isabetsizliği ile hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibareleri yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerini Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası, “İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin altıncı cümlesi uyarınca başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu, seri muhakeme usulünün uygulanacağı suçlar arasında sayılmıştır.
Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun sübut bulduğu, bu suçtan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun’un 250 inci maddesinin 11 inci fıkrasına 7331 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle eklenen ”Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.” şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, resmi belgede sahtecilik suçuyla seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibariyle başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Buldan Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2016 tarihli ve 2015/87 Esas, 2016/60 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafininin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.01.2024 tarihinde karar verildi.