Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2011/10696 E. 2012/13227 K. 20.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10696
KARAR NO : 2012/13227
KARAR TARİHİ : 20.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi.

Davacı … …’ a velayeten babası … Annesi … vekili Avukat … tarafından, davalılar … vdl. aleyhine 21/12/2009-05/07/2010 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı … Turizm Petrol Ürünleri Otomotiv Gıda Maddeleri Taşımacılık Ticaret Sanayi ve Yatırım Ltd. Şti. temsilcisi ile davalılar … ve … vekili Avukat … tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dava; trafik kazası nedeni ile yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar bir kısım davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar asıl ve birleşen davalarında, çocuklarının kusuru olmaksızın meydana gelen kazada yaralanmasından dolayı uğradıkları maddi ve manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuşlardır.
Davalılar, ayrı ayrı kusur ve sorumlulukları olmadığından davanın kendileri yönünden reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, davacıların çocuklarının yaralanmasına neden olan kazanın davalıların bölüşük kusuru ile meydana geldiği benimsenerek davacılar yararına hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat tutarlarının davalılardan kusurları oranında ödetilmesine karar verilmiştir.
Dosya arasında bulunan Erzurum 2. SCM nin 2009/186-1047 E-K sayılı dosyasının incelenmesinde, dava konusu trafik kazasının sanık …’in kavşaklarda geçiş önceliğine uymaması nedeni ile asil kusuru ile meydana geldiği benimsenerek sanığın mahkumiyetine karar verildiği, sanık …’nın ise kusuru bulunmadığı benimsenerek beraatine karar verildiği görülmüş, dosyanın temyiz edilmekle kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Borçlar Yasası’nın 53. maddesi gereğince ceza mahkemesinin beraat kararı, hukuk yargıcı yönünden bağlayıcı değilse de ceza mahkemesince belirlenecek maddi olgular hukuk yargıcı yönünden de bağlayıcıdır.
Şu durumda yerel mahkemece, davalıların taksirle yaralanmaya neden olmak suçundan yargılandıkları kamu davasının kesinleşmesi beklenerek, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerektirmiştir.
2-2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununun 16/2 maddesinin c bendi uyarınca Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulu “meslekte kazanma gücü kaybı” hususunda bilimsel ve teknik görüşlerini mahkemeye bildirmekle görevli kılınmıştır. Anılan bu hükme göre davacının yaşı ve meslek grubu dikkate alınarak maluliyet raporu İstanbul Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulundan SGK Sağlık İşlemleri Tüzüğüne uygun olarak alınmalıdır.
Şu durumda davacı, tüm tedavi evrakları ile birlikte Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek, muayenesi sağlanmalı, hazırlanacak heyet raporundan sonra sonuca göre maddi zararı belirlenmelidir. Anılan yasa hükmü gözetilmeden alınan maluliyet raporunun hükme esas alınması doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) ve (2) no lu bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenlerine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.