Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/4241 E. 2024/558 K. 23.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4241
KARAR NO : 2024/558
KARAR TARİHİ : 23.01.2024

MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI :2021/1754 Esas, 2022/496 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2020/225 E., 2021/98 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında oluşan borcun tespiti için bir protokol yapıldığını, protokolle kalan bakiye borcun belirlendiğini, protokolden sonra da bir süre alım satım ilişkisinin devam ettiğini, protokolde belirlenen miktar ve sonrasında yapılan alım satımlar dikkate alındığında müvekkili tarafından fazla ödeme yapıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla fazla ödenen miktar olarak şimdilik 50.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında yapıldığı iddia edilen sözleşmenin sulh sözleşmesi olmadığını, o tarihte davacı adına sözleşme yaptığı belirtilen … …’ın bu şekilde sözleşme yapma yetkisinin bulunmadığını, mahkemece protokolün geçerli olduğu kabul edilse dahi davacı edimlerini ifa etmediğinden müvekkilinin de protokol ile bağlı kalmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 01.06.2009 tarihli protokol ile bağlı olduğu, davacının ibraz ettiği 2009 yılına ilişkin defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, davacı davalıya 179.487,34 TL fazla ödeme yaptığını iddia etmesine rağmen incelenen kendi ticari defterlerine göre davalıdan 2.171.389,77 TL alacaklı olduğu, iddiasıyla kendi ticari kayıtlarının çeliştiği, icra takiplerine dayanak yapılan çek ve bonolarla ilgili tahsilat yapıldığı yönünde bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, tahsilat yapılmış olsa dahi icra takip dosyalarına konu çek ve bonoların taraflar arasındaki protokol hükümleri kapsamında verilip verilmediğinin … olmadığı, protokolde bahse konu çek ve bonolara atıf yapılmadığı, fazla yapılan ödemelerin hangi senet ve borca ilişkin olarak hangi tarihte yapıldığının açıklığa kavuşturulmadığı, davacının iddialarını tevsik edici nitelikte delil sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin toplam borcunun 1.442.488,74 TL olduğunu, ödediği miktarın ise 1.621.976,08 TL olduğunu, müvekkilinin cari hesap ilişkisi içerisinde çeklerin karşılıksız çıkmasına rağmen sürekli ödeme yaptığını, ayrıca müvekkili tarafından 01.06.2009 tarihli protokol kapsamında keşide edilen ve protokolün 4/A maddesi nedeniyle müşteri çekleri ile değiştirilen çeklerin takip konusu yapılmasıyla da uyuşmazlık çıktığını, davalı şirketin ticari defterlerindeki kayıtların sadece protokol sonrası … borçlar için dikkate alınması gerektiğini, protokol öncesi … borçlarla ilgili … ölçünün protokol olduğunu, buna göre davalının ticari defterlerinde geçmiş borçlar konusunda fazlalık tespit edilmesi halinde protokolde belirtilen borç miktarının dikkate alınması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen protokolün 2 nci maddesinde, işbu protokol tarihi itibariyle davacının davalıya profil satış sözleşmesinden kaynaklanan 635.535-TL doğmuş, 428.103,00 TL ileri vadeli olmak üzere 1.063.638,00 TL borcu bulunduğunun belirtildiği, davacının taraflar arasındaki hesap ilişkisinin bu protokolde belirtilen borç miktarları esas alınmak suretiyle incelenmesini talep ettiği, fazla ödemelerin ispatı ile ilgili olarak da davalıya cari hesaba mahsuben verdiğini iddia ettiği çok sayıda senet ve çeklerin listesini ibraz ettiği, ancak davacı tarafından davalıya verildiği iddia edilen çek ve bonoların taraflar arasındaki protokol hükümleri kapsamında verildiğinin … olmadığı, davacının iddialarının davalı tarafın ticari defter ve belgeleri ile teyit edilmediği, davacı tarafından davalıya yapıldığı iddia edilen fazla ödemenin hangi senet ya da borca ilişkin olarak yapıldığı hususunda açıklama yapılmadığı, davacının fazladan ödeme yaptığı iddiasının dosya kapsamında yer … mevcut bilgi, belge ve icra dosyaları ile ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıya yapmış olduğu fazla ödemenin istirdatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.