YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18287
KARAR NO : 2023/10951
KARAR TARİHİ : 12.12.2023
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/450 E., 2016/191 K.
SUÇ : 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yürütülen soruşturma neticesinde, sanığın 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye (556 sayılı KHK) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.İstanbul (Kapatılan) 3.Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2015/450 Esas, 2016/191 Karar sayılı kararı ile sanığın 556 sayılı KHK’ya muhalefet suçundan, netice 2 yıl 1 … hapis ve 750,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiin temyiz istemi, sanığın cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve somut delil bulunmadığı halde şüpheden hareketle mahkûmiyet kararı verildiği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılanların, marka tescil belgeleri ile birlikte arama yapılması istemini de havi şikâyeti üzerine, İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06.10.2015 tarihli ve 2015/3604 D.İş sayılı arama kararına istinaden, sanığın iş yerinde yapılan aramada, raflarda dizili vaziyette ve yerde poşetler içinde 253 adet Hermes, 46 adet Louis Vuitton markalı toplam 299 adet cüzdan ele geçirilerek muhafaza altına alınmıştır.
2.Sanık aşamalarda, Louis Vuitton markalı ürünlerin poşette bulunduğunu, bunların kimlik bilgilerini bilmediği bir müşteriye ait olduğunu ve kendisine emanet olarak bırakıldığını, Hermes markalı olduğu iddia edilen cüzdanda marka bulunmayıp yalnızca “H” harfi bulunduğunu, bu ürünleri birkaç yıl önce seyyar satıcılardan aldığını savunmuştur.
3. Kovuşturma sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda; sanığın iş yerinde ele geçen ürünlerin malzeme ve işçilik kalitesi yönünden taklit oldukları, orjinal ürünler deri olmasına rağmen sanığın iş yerinde ele geçen ürünlerin suni deri olduğu, katılanlardan Louis Vuitton markasının aynen kullanılmak suretiyle iktibas edildiği, Hermes markasının ise benzerini kullanmak suretiyle iltibas yapıldığı, neticede katılanların marka hakkına tecavüz edildiği yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
4.Bilirkişi raporunda sanığın iş yerinde ele geçirilen Hermes markalı cüzdanlarla ilgili yapılan değerlendirmede katılan adına tescilli 2005 53304 numaralı markanın benzeri kullanılmak suretiyle iltibas yolu ile taklit edildiği yönünde görüş bildirilmekle birlikte, dosyanın tetkikinde, esasen yine katılan adına tescilli 2005 53303 numaralı markanın aynen kullanılmak suretiyle iktibas yolu ile taklit edildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin değerlendirilmesinde, aşağıdaki husus dışındaki temyiz sebepleri reddedilmiştir.
02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61 inci maddesinin yedinci fıkrasının; aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A maddesinde düzenlenen satışa arz etme veya satma suçu yönünden de uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddelerinin uygulanmasında zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul (Kapatılan) 3. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2015/450 Esas, 2016/191 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.12.2023 tarihinde karar verildi.