Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2010/10594 E. 2011/12982 K. 06.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10594
KARAR NO : 2011/12982
KARAR TARİHİ : 06.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 07/09/2009 gününde verilen dilekçe ile hakaretten kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/05/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ve davacı vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının öteki temyiz itirazları yönünden:
Dava, hakaret nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, Türkiye’nin önde gelen spor yazarlarından olup uzun yıllar çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı ve çeşitli televizyonlarda spor yorumculuğu yaptığını, Türkiye … Yazarları Derneğinde bulunduğu bir sırada davalı …’in kendisini telefonla arayarak ağza alınmayacak küfürler ve hakaretlerde bulunduğunu, bu eylem nedeniyle davalının cezalandırıldığını belirterek manevi tazminat ile yargılama sonunda verilen hükmün tüm Türkiye’de yayınlanan yüksek tirajlı iki gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı savunmasında, uzun yıllar futbolculuk ve teknik direktörlük kariyerinde görev aldığı yurt içi ve yurt dışı kulüpler ile Milli Takımda büyük başarılara imza attığını, davacının kendisi hakkında gerek köşe yazıları gerek yaptığı televizyon programlarında nesnel eleştiri sınırlarını aşan ağır yorumlar yaptığını, milli maç öncesinde televizyon programında moral bozucu beyanlarda bulunması nedeniyle kendisini telefonla arayarak konuştuğunu, bu konuşmayı davacının tüm basın kuruluşları önünde dinlettiğini bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda; olayın, davacının davalı hakkında … Türk televizyonunda verdiği beyanlar nedeniyle, cep telefonundan arayan davalının tehdit ve hakaret içerikli sözlerinden kaynaklandığını, …’in olay nedeniyle cezalandırıldığını, maddi olgunun mahkemeyi bağlayacağı, davalının hakaret ve tehdit içeren sözleriyle davacının kişilik hakkına saldırıda bulunduğu, şeref ve haysiyete yönelik bu sözler nedeniyle manevi zarara uğradığı kabul edilerek tarafların sosyal ekonomik durumları ve hak nesafet kaideleri gözönüne alınarak davanın kısmen kabulüyle 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, kararın gazetelerde yayınlanması konusundaki taleple ilgili bir hüküm kurulmamıştır.
Davacının bu talebi konusunda müsbet veya menfi bir hüküm kurulmaması usul ve yasaya uygun değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davalının öteki temyiz itirazlarına gelince:
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa’nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olayda; olayın gelişimi, olay tarihi ve yukarıdaki ilkeler gözönüne alındığında hükmedilen manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle davacı yararına, (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harcların istekleri halinde geri verilmesine 06/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.