Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2010/9836 E. 2011/11869 K. 15.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9836
KARAR NO : 2011/11869
KARAR TARİHİ : 15.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … Beyaz ve diğerleri vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğeri aleyhine 21/01/2008 gününde verilen dilekçe ile aracın bedeli ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; aracın hasar bedeli yönünden ve manevi tazminatın kısmen kabulüne dair verilen 23/03/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ve davalılar vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı …’ın tüm, davacıların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddolunmalıdır.
2-Davacıların öteki temyiz itirazlarına gelince; dava, trafik kazasında yaralanan davacıların manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece manevi tazminat isteminin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
Borçlar Yasası’nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Somut olaya gelince; olayın oluş biçimi, davacıların yaralanma dereceleri, davalıların kusur durumu ile yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alındığında davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Davacılar yararına daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmek üzere karar bozulmalıdır.
3-Davalı …’nün temyiz itirazlarına gelince; davacılar dava dilekçesinde; davalı idarenin kazaya neden olan ineğin otayola çıkmasına engel olmak için gerekli tedbirleri almaması nedeniyle kusurlu olduğunu ileri sürdüklerinden, istemin hizmet kusuruna dayandığı sonucuna varılmaktadır.
Hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçe ile … yönünden de işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davacılar yararına, (3) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı … yararına BOZULMASINA; davalı …’ın tüm, davacıların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15/11/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.