Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/1261 E. 2023/7743 K. 27.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1261
KARAR NO : 2023/7743
KARAR TARİHİ : 27.12.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1916 Esas, 2022/2173 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri arafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı arasında akaryakıt istasyon işletilmesi ve bayilik protokolü bulunduğunu, sözleşme gereğince müvekkili tarafından davalıya 250.000,00 TL bedelli teminat mektubu verildiğini, istasyonun bulunduğu arsanın sahibi olan … Motor A.Ş. tarafından kira sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle istasyon faaliyetlerinin sona erdirildiğini ve bayilik ilişkisinin de sona erdiğini, durumun davalıya 07.03.2012 tarihli ihtarname ile bildirildiğini ve protokol ile zeyilnamesinin feshedildiğini, ayrıca 13.04.2012 tarihinde pompa ve ekipmanların sökümü için yazışma yapıldığını ve bunların davalıya teslim edildiğini, müvekkilinin sadece 3.592,55 TL cari hesap borcu bulunduğu halde davalının 06.05.2013 tarihinde teminat mektubunu müvekkiline bildirmeksizin paraya çevirdiğini, müvekkilinin cari hesap borcu bittikten sonra kalan meblağ kalan 246.407,00 TL’yi iade etmesi için gönderdiği ihtarnameye sonuç alamadığını, alacağın tahsili için başlattıkları icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu, davalının ödeme emri kendisine tebliğ edilmesi üzerine 17.05.2013 tarihli 133.497,00 TL bedelli yatırım katılım iade bedeli konulu faturayı müvekkiline gönderdiğini, müvekkilinin de bu faturayı 24.05.2013 tarihli ihtarname ile iade ettiğini, davalının itirazında bu faturayı da gündeme getirdiğini, ayrıca 86.601,74 TL bedelli temliki de itiraz sebebi yaptığını, davalının itirazlarının kötüniyetli olduğunu, alacağın 18.188,26 TL’lik kısmına ise hiç itirazda bulunmadığını, temlik hususunun şüpheli olduğunu, bu konuyla ilgili olarak dava ve takip hakları saklı kalmak kaydıyla davalının 163.346,67 TL’ye yönelik itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 06.10.2009 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi, protokol ve 06.10.2009 tarihli protokole zeyilnamenin akdedildiğini, müvekkili tarafından davacıya 5 yıllık süre için 100.000,00 USD+KDV tutarında yatırım katılım bedeli ödemesi yapılmasının kararlaştırıldığını, bu çerçevede faturalar karşılığında davacıya 186.288,40 TL yatırım katılım bedeli ödemesi yapıldığını, davacının 07.03.2012 tarihli ihtarnamesiyle bayilik sözleşmesini 02.06.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshettiğini, buna göre sözleşmenin 857 … önce sonlandırıldığını, bu nedenle davacının bu süreye isabet eden yatarım katılım bedelinin güncel tutarını müvekkiline iade etmekle yükümlü olduğunu, konuyla ilgili düzenledikleri 133.497,00 TL bedelli faturanın davacının cari hesabına borç kaydedildiğini, ayrıca dava dışı …tarafından davacıdan olan alacaklarının 86.601,74 TL’lik kısmının 06.05.2013 tarihinde müvekkiline temlik edildiğini, bu tutarın da davacı cari hesabına borç kaydedildiğini, tüm bu işlemler neticesinde davacının cari hesaptaki alacağının 8.491,24 TL olduğunu, bu tutar üzerinden kalan kısma haklı olarak itiraz ettiklerini, bu tutarı da ferileriyle birlikte icra dosyasına ödediklerini bildirerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.03.2017 tarih, 2014/1064 E. ve 2017/259 K. sayılı kararıyla; davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine, dava yargılamaya gerektirdiğinden ve şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.01.2021 tarih, 2018/422 E. ve 2021/82 K. sayılı kararıyla; davacı tarafın temlik konusu alacakla ilgili olarak bir talebi bulunmadığı halde yargılama sırasında temlik konusu alacakla ilgili olarak değerlendirme yapılması ve bu değerlendirmelerin de gerekçeli kararda benimsenmesinin yargılama konusu olmadığı için hatalı olduğu, bu nedenle dava konusu yapılmayan temlik konusu alacakla ilgili olarak Dairece değerlendirme yapılmayacağı, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin feshi davalıdan kaynaklanmadığından davalı tarafın davacıya ödemiş olduğu yatırım katılım bedelinin sözleşmenin kullanılmayan kısmına tekabül eden miktarını isteme hakkı olduğu, bu tutarın bilirkişiler tarafından 108.033,64 TL olarak hesaplandığı, bu tutarın denkleştirme hesabı yapıldığında 147.181,98 TL’ye karşılık geldiği bulunmuş ise de taleple bağlılık ilkesi gözetilerek bu tutarın 133.497,00 TL olarak davalı tarafından davacıdan istenebileceği, dolayısıyla davalının davacının verdiği teminat mektubundan 133.497,00 TL’lik kısmı nakde çevirmesinde haklı olduğu, öte yandan davacının 246.407,00 TL üzerinden takip yaptığı, bu tutarın 8.491,24 TL’lik asıl alacak kısmının davalı tarafından itirazda kabul edilip icra dosyasına ödendiği, davalının kabul ettiği bu tutarın takibe konu edilen asıl alacak miktarından düşüldüğünde 237.915,76 TL kaldığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği ve haklarını saklı tuttuğu temlik tutarı olan 86.601,74 TL’nin de bu miktardan düşülmesi sonucu 151.314,02 TL kaldığı, davalının da nakde çevirmekte haklı olduğu kabul edilen 133.497,00 TL’nin bu tutardan mahsubu sonucu geriye 17.817,02 TL kaldığı, her ne kadar bilirkişi raporlarında davalının cari hesaptan 21.410,02 TL alacaklı olduğu belirtilmiş ise de bu husustaki taraf defterlerindeki farklılığın neden kaynaklandığı hususunun tam olarak ortaya konamadığı, ispat külfeti kendisinde olan davalının bu miktar alacağını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı, davacının 09.05.2013 tarihli ihtarname ile nakde çevrilen teminat mektup bedelinin ödenmesini istediği, ihtarnamenin davalıya 10.05.2013 tarihinde tebliğ edildiği, bir günlük atıfet süresi eklendiğinde davalının 12.05.2013 tarihinde temerrüde düştüğü, icra takibinin de 15.05.2013 tarihinde başlatıldığı, buna göre 3 günlük %13,75 avans faizi oranı üzerinden (17.817,02X3X13,75/36000=) 20,41 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 18.İcra Müdürlüğü’nün 2013/11468 E. sayılı dosyasındaki itirazının kısmen iptali ile takibin 17.817,02 TL asıl alacak ve 20,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.837,43 TL üzerinden asıl alacağa takipten itibaren %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olduğundan İİK’nun 67/2 maddesi uyarınca hükmedilen tutarın %20’si oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yerinde görülmediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 03.10.2022 tarih, 2021/2272 E. ve 2022/6563 K. sayılı kararıyla, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin yatırım bedeline ilişkin temyiz itirazına yönelik olarak yapılan incelemede; 01.01.2011 tarihinde taraflar arasında imzalanan, 06.10.2009 tarihli Protokole Zeyilname başlıklı belgenin 1/b maddesinde “Bayi’nin imzalamış olduğu 06.10.2009 tarihli Bayilik Sözleşmesine binaen LUKOİL, 5 (beş) yıl için istasyon yatırım katılım bedeli olarak Bayi’ye 100.000,00 (yüzbin) … Doları+KDV ödeyecek olup,..” hükmüne yer verilmiş olup yatırım bedelinin 2009 tarihli sözleşme uyarınca 5 yıl için verildiği, buna göre davalının yatırım bedelinin ancak, güncellenmemiş, kıstelyevm metoduna göre sözleşmenin başlangıcı ile sona erdiği tarihe kadarki … sayısının beş yıllık süreye denk gelen … sayısından çıkarılmasından arta kalan süreye denk gelen kısmını talep edebileceği, istinaf mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yatırım bedelinin ödeme tarihlerine göre yapılan hesaba ve burada yazılı miktarın da denkleştirme ilkesine göre güncellenen miktarı dikkate alınarak karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, sair temyiz itirazlarının reddi ile kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda taraflar arasındaki bayilik ilişkisi davacının kiracı olduğu taşınmaz maliki tarafından taşınmazdan davacının tahliyesinin istenmesi üzerine davacı tarafından feshedildiği, feshin davalıdan kaynaklanmadığı, dolayısıyla davalı tarafın, davacıya ödemiş olduğu yatırım katılım bedelinin sözleşmenin kullanılmayan kısmına tekabül eden kısmını isteme hakkı olduğu, bu tutarın bilirkişiler tarafından 108.033,64 TL olarak hesaplanmış olup, Yargıtay bozma ilamı içeriği de gözetildiğinde bu miktarın esas alınması gerektiği kanaatine varıldığı, dolayısıyla davalı taraf davacının verdiği teminat mektubundan 108.033,64 TL’lik kısmı nakde çevirmesinde haklı olduğu, öte yandan davacının takibinde 246.407,00 TL üzerinden takip yaptığı, bu tutarın 8.491,24 TL’lik asıl alacak kısmının davalı tarafından itirazda kabul edilip icra dosyasına ödendiği, davalının kabul ettiği bu tutarın takibe konu edilen asıl alacak miktarından düşüldüğünde 237.915,76 TL kaldığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği ve haklarını saklı tuttuğu temlik tutarı olan 86.601,74 TL’nin de bu miktardan düşülmesi sonucu 151.314,02 TL kaldığı, davalının da nakde çevirmekte haklı olduğu kabul edilen 108.033,64 TL’nin bu tutardan mahsubu sonucu geriye 43.280,38‬ TL kaldığı anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi raporlarında davalının cari hesaptan 21.410,02 TL alacaklı olduğu belirtilmiş ise de, bu husustaki taraf defterlerindeki farklılığın neden kaynaklandığı hususunun tam olarak ortaya konamadığı, ispat külfeti kendisinde olan davalı tarafın bu miktar alacağını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı anlaşıldığı, dolayısıyla davanın 43.280,38‬ TL asıl alacak üzerinden kabulü gerektiği, ayrıca davacı tarafın 09.05.2013 tarihli ihtarname ile nakde çevrilen teminat mektup bedelinin ödenmesini istediği,, ihtarnamenin davalıya 10.05.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup bir günlük atıfet süresi eklendiğinde davalının 12.05.2013 tarihinde temerrüde düştüğü, icra takibinin de 15.05.2013 tarihinde başlatıldığı, buna göre 3 günlük %13,75 avans faizi oranı üzerinden (43.280,38‬ X 3 X13,75/36000=) 49,59 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün 2013/11468 E. sayılı dosyasına vaki itirazın kısmen iptali ile, takibin 43.280,38 TL asıl alacak ve 49,59 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 43.329,97 TL üzerinden; esas alacağa takip tarihinden itibaren %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle takip talebindeki diğer koşullar dairesinde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olduğundan İİK 67/2 maddesi uyarınca hükmedilen miktarın %20’si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bayilik sözleşmesi kapsamında verilen teminat mektubunun sözleşmenin 5 … maddesi kapsamında paraya çevrilmesi için esas olan doğmuş borçların herhangi bir taksitinin ödenmemesi yönünde olup doğacak borçlar kapsamında olmadığını, bu hususta mahkemece yanlış değerlendirme yapıldığını, davalı tarafça saklı tutulan … şeyin cari hesap ilişkisinden … borç ve alacaklar olup gayri maddi yatırım bedeli, katkı bedeli, gayri maddi hak bedeli, intifa hakkı gibi hususların saklı tutulduğu anlamının çıkmadığı, davalının temlik aldığı alacak, sözleşmenin tasfiyesinden bakiye alacak, yatırım bedelinden iade edilmesi gereken tutar olmak üzere bedelin iade edilmemesi hususunda bu 3 kalem alacaktan bahsettiği, davalının temlik aldığını beyan ettiği alacak yönünden temlik şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılmadığını, dava dışı temlik işleminden dava ile haberdar olduğunu, bu tarih itibariyle dava dışı Akpet ile müvekkil arasında muaccel olmuş bir alacak söz konusu olmadığını, bu temliğin davacı tarafça kabul edilme ve deftere işleme gibi bir durum olmadığını, davalı ile dava dışı şirketin muvazaalı hareket ettiğini, bu firmaların ticari kayıtlarının birbirini tutmaması yönünden hatalı ve eksik bilirkişi raporu üzerinden karar verilmesini hatalı olduğunu, teminat mektubunun paraya çevrilmesi tarihi itibariyle raporda tespit edilenin aksine davalı yönünden lehine doğmuş bir fatura alacağının söz konusu olmadığını, temlik ve mahsup hususunun yanlış değerlendirildiğini, temlik şartlarının oluşup oluşmadığına dair değerlendirme yapılmadığını, taraflar arasında sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin protokole bakıldığında yalnızca emtianın iadesine yönelik hüküm bulunduğu, yatırım bedelinin iadesine yönelik hüküm bulunmadığı belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.

2-Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu teminat kapsamında olduğu dosyada alınan bilirkişi raporu ile … olan 21.410,02 TL’lik cari hesap alacağının alacak tutarının tespitinde dikkate alınmamasının hukuka aykırı hüküm tesis edilmesine neden olduğu, Yargıtay’ın bozma ilamında ödenen tutarın TL değil USD cinsinden hesaplanması ve iadeye konu tutarın USD cinsinden oranlama yapılarak tespit edilmesi gerektiği, müvekkili tarafından icra dosyasına ödenen faiz ve ferilerden düşümü yapılmaksızın davacı lehine faiz alacağı hesaplanmasının hukuka aykırı olduğu, dava konusu teminat kapsamındaki alacaklarının yargılamayı gerektirdiği ve likit olmadığı, müvekkilin sözleşmeden … hakkını kullanarak hukuka uygun şekilde teminatı paraya çevirdiği ve dava konusu alacağın likit olmadığı … olmasına rağmen icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 … maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.