Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/3722 E. 2023/7741 K. 27.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3722
KARAR NO : 2023/7741
KARAR TARİHİ : 27.12.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1613 Esas, 2022/630 Karar
DAVACILAR : … mirasçıları;
1- …
2- … vekilleri Avukat …
DAVALILAR :1-… vekili Avukat …
… mirasçıları;
2-…
3-…
4-… vekilleri Avukat …
5-… vekili Avukat … … …
HÜKÜM : Esastan Ret
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı … tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senedine dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, bu borca istinaden gayrimenkulüne haciz konulduğunu, davalı …’nın takibe koyduğu senetteki yazı ve imzanın sahte olduğunu, senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, taraflar arasında senet düzenlenmesini gerektirir ticari ilişki de bulunmadığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline, %40’dan … olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılardan kısıtlı … vasisi … Belli vekili cevap dilekçesinde; takip konusu senedin keşidecisinin davacı, lehtarının diğer davalı olduğunu, diğer davalı …’ın söz konusu senedi müvekkiline ciro yoluyla devrettiğini, vadesinde ödenmeyince müvekkilinin takibi başlattığını, davacının ödeme emrine itiraz etmediğini, takibin kesinleştiğini, haciz işlemleri yapıldığını, müvekkilinin rahatsızlanması nedeniyle takip edilmediği için hacizlerin düştüğünü, davacının aradan 7 yıl geçtikten sonra bu davayı açarak borçtan kurtulmaya çalıştığını bildirerek davanın reddini, %20’den … olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı iddiasına karşın mahkemece alınan Adli Belge İnceleme Uzmanı raporu ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin birbirini doğrulayan raporları itibarı ile takibe konu senetteki borçlu imzasının davacı …’ın … ürünü olduğunun anlaşıldığı, kanıtlanamayan ve yerinde görülmeyen davanın reddine, ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olmakla, davalının yerinde görülmeyen tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin karar teşkilini sağlamış ise de, esas hakkındaki itiraz ve beyanlarını değerlendirmediğini, kaldırılan ilk karardaki gerekçelerle davayı reddettiğini, menfi tespit davasında öncelikle murisin böyle bir bono imzalayıp davalılara vermediği hususuyla davacı ile davalılar arasında ticari ilişki bulunmadığı ve senedin bedelsiz olduğu hususlarının ileri sürüldüğünü ancak mahkemenin sadece imza incelemesi yaptığını, diğer hususlarda hiç bir araştırma yapmadığını, davalı …’un alacaklı görüldüğü ve üzerinde malen kaydı bulunan senedin hangi ticari ilişkiden kaynaklandığının açıklaması için isticvap davetiyesi çıkarıldığını, ancak davalı vekilinin müvekkilinin MS hastası olduğuna dair beyanı ile hiçbir doktor raporu talep edilmeden … yanlı olarak MS hastalığı gerekçe gösterilerek mahkemenin ara karardan döndüğünü, davalı …’un 09.12.2015’te vekillerine vekaletname verdiğini, 11.12.2015 tarihli celsede ise vekilinin müvekkilinin MS hastası olduğunu beyan ettiğini, davalı … vekillerinin dava süresi boyunca dava hakkında hiçbir beyanda bulunmadıklarını, akli melekeleri yerinde olan ve avukatlarına vekaletname veren davalının MS hastası olduğuna ilişkin beyan ile ara karardan dönülmesinin hatalı olduğunu, MS hastalığının akli melekelere ve hukuki ehliyete engel bir hastalık olmadığını, taraflar arasında ticari ilişkinin hiçbir zaman olmadığını, davalı …’ın ev hanımı olup, hiçbir ticari faaliyeti ve işyeri bulunmadığını, murisin de bono karşılığı borçlanmadığını, bononun düzenleme tarihi ile vade tarihi arasında 7 yıllık bir süre bulunduğunu, senet üzerindeki hiçbir yazının borçlu kişiye ait olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkillerinin murisinin mahkeme huzurunda imzaları alınırken artrit rahatsızlığını bulunduğunu, bir eklem rahatsızlığı olan bu hastalık sebebiyle davacının sağlıklı ve emsal teşkil edecek şekilde imza atamayacağı ve yazı yazamayacağını, buna rağmen Adli Tıp Raporunun (ATK) mukayeseli imza incelemesinde senet borçlusu görülen davacının mahkeme huzurunda atılan imzalarla geçmiş tarihte attığı imzalar arasında ayniyet olduğunu belirtmesinin hatalı olduğunu, ATK raporu dosyaya geldiği sırada davacı murisin ölmüş olduğunu, dolayısıyla vekaletin de sona erdiğini, ancak mahkemenin ilk kararı ölü kişi hakkında verdiğini, ATK raporu vekaleti sona … vekile tebliğ edildiğinden ATK raporuna itiraz etme hakkı kullanılmadan mahkemenin karar verdiğini, böylelikle mahkemenin rapora itiraz hakkını da yok saydığını, ATK’nın rapor vermede … ve nihai kurum olmadığını, senet üzerinde tam bir inceleme yapılmadığını, sadece daha önce rapor düzenleyen … Çakıcı isimli bilirkişinin raporunun sadece imza açıklamalarının esas alındığını, diğer hususların göz ardı edildiğini, mahkemenin tedbir talebini reddetmesi sonucu icrada taşınmaz satışının gerçekleştiğini, satışın henüz kesinleşmediğini, icra dosyasında sürekli temlikname ile alacak devri yapıldığını, bu durumun da alacağın muvazaalı olduğunun göstergesi olduğunu, bu nedenle icra dosyası … celbedilerek inceleme sonuna kadar satış bedelinin alacaklıya ödenmemesi için tedbir kararı verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi ve adli tıp kurumu raporlarında imzanın davacının el ürünü olduğunun belirtildiği, raporların ayrıntılı incelemeye elverişli ve denetime elverişli olduğu, kambiyo senedine dayalı takipler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine yönelik davalarda ispat yükünün davacıda olduğu, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; murisin böyle bir bono imzalayıp davalılara vermediği ve davalılar ile aralarında ticari ilişki bulunmadığı iddiasının mahkemece incelenmeyerek sadece imza incelemesi yapıldığını, davalı …’ın alacaklı olduğu ve üzerinde malen kaydı bulunan senedin hangi ticari ilişkiden kaynaklandığına dair isticvap davetiyesi çıkarılmasına rağmen mahkemece adı geçenin MS hastası olması sebebiyle ara karardan dönüldüğünü, adı geçenin akli melekeleri yerinde olduğu ve avukatına vekalet verdiği, bu nedenle bu karardan dönülmüş olmasının hatalı olduğunu, bononun düzenleme tarihi ile vade tarihi arasında 7 yıl olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, davacıların mirasbırakanın mahkeme huzurunda imza atarken artrit rahatsızlığı bulunduğunu, bu sebeple sağlıklı ve emsal teşkil edecek şekilde imza atamayacağını, davacı asilin 18.11.2016 tarihinde vefat ettiğini, adli tıp kurumu raporu geldiğinde davacının ölü olduğunu, davacı vekilinin vekaletnamesinin ortadan kalktığını, kararın ölü kişi hakkında verilmiş olduğu ve mahkemece raporun vekaleti sona … vekile tebligat yapılarak karar verildiğini, adli tıp raporunun eksik inceleme ile kurulduğunu, bononun 1999 düzenleme tarihli, 2006 vade tarihli ve bedeli Alman markı olarak düzenlendiğini, bu para biriminin bono zamanında kullanılmayan bir para birimi olduğunu, düzenleme ve vade tarihlerinin bu kadar uzak olması ve 2013 yılında işleme konulmasını … bir borç ilişkisi olmadığının delili olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı aleyhine başlatılan icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.