Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/6748 E. 2023/10865 K. 07.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/6748
KARAR NO : 2023/10865
KARAR TARİHİ : 07.11.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1499 E., 2023/743 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 22. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/26 E., 2021/159 K.

Taraflar arasındaki kurumca resen tahakkuk ettirilen fark prim borcunun iptali ile ihtirazı kayıtla ödenen 14.264,80 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Beyoğlu SGM tarafından Müvekkil şirket aleyhinde tahakkuk ettirilen ve Müvekkil şirket tarafından 21.10.2016 tarihinde ihtirazı kayıtla ödenen prim borcu haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkil şirketin 30.06.2016 tarihli durum tespit tutanağına ilişkin yazılı itirazları dikkate alınmadan prim borcu tahakkuk ettirildiğini, Durum Tespit Tutanağını imzalayan …’ın Müvekkil şirketi temsil ve ilzama yetkisi bulunmadığını, bu duruma yönelik itirazlarının kurum tarafından dikkate alınmadığını, müvekkil şirketin teşvik ve hazine desteğinden yararlanabilmeye devam etmesi için tahakkuk ettirilen tutarın 21.10.2016 tarihinde Müvekkil şirket tarafından ihtirazı kayıtla ödendiğini beyanla; davalı Beyoğlu Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından müvekkil şirket aleyhinde tahakkuk ettirilen prim borcunun iptaline, müvekkil şirket tarafından 21.10.2016 tarihinde ihtirazı kayıtla ödenen 14.264,80 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müvekkil şirkete iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil Kurum tarafından 30.06.2016 tarihindeki fiili denetimde ve Kurum kayıtlarından yapılan incelemede …, … ve …’ın primlerinin eksik yatırıldığının tespit edildiğini, düzenlenen denetim raporunun, tahakkuk ettirilen prim borcunun ve yapılan işlemin hukuka ve usule uygun olduğunu, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…Tarafalar arasındaki uyuşmazlık davacıya davalı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen ve 21.10.2016 tarihinde davacı tarafından ihtirazen ödenen prim borcunun hukuk ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Davacı şirkete ait SGK, vergi ve banka kayıtları, davalı Kurumca düzenlenen denetim raporu, … 19. İş Mahkemesinin 2017/323 Esas sayılı, … 17. İş Mahkemesinin 2017/339 Esas sayılı ve … 2. İş Mahkemesinin 2018/304 Esas sayılı dosyaları celp edilerek dosya içerisine konulmuş, bordro tanıkları dinlenmiş, iki ayrı bilirkişi raporu alınmıştır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 8 inci maddesinde “İşverenler 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılan kişileri, 7 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıç tarihinden önce sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirmekle yükümlüdür” denmektedir. Aynı Kanun’un 59 uncu maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevler sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından tutulan tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” denmektedir.

Sosyal sigorta işlemleri yönetmeliğinde Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarının işyerinde yaptıkları durum tespiti sırasında sigortalı, işyerinde çalışan diğer sigortalılar, işyeri mahallinde bulunanlar ve işveren beyanına dayanılarak tespit yapabilecekleri düzenlenmiştir.

Prime esas kazançların işveren tarafından ne şekilde ve hangi usulde ödeneceği, aksi durumda kurum tarafından yapılacak işlemler 5510 sayılı Kanun’un 80 inci maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Dosyada yapılan inceleme de celp edilen evraklardan denetim raporunun aksini ispat edecek, denetim raporu kuvvetinde bir bilgi ve belgeye rastlanılmamış, davacı da denetim raporunun aksini ispata yönelik kuvvetli delil sunamamıştır.

Hal böyle olunca dosya kapsamında toplanan tüm deliller, dinlenen tanık beyanları, denetim raporu, maaş ekstrelerini gösterir evraklar, davacı ve davalı tarafların talepleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının düzenlenen raporun aksini ispatlayamadığı, kurumca yapılan işlemin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla Kurum işleminin iptali talepli davanın reddine…” dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinafında; “…30.06.2016 tarihli denetimde durum tespit tutanağını imzalayan …’ın müvekkil şirketi temsil ve ilzama yetkisi bulunmamaktadır. Zaten …, bu durumu talimat duruşma zaptında ifade ettiği gibi ‘yardımcısı olarak şirketi temsil ve ilzama yetkim olup olmadığımı bilmiyorum.’ ‘yetkilendirilip yetkilendirilmediğimi bilmiyorum’ demek suretiyle yetkisi olmadığını ikrar etmiştir. Denetleme esnasında …’ın Müdür Yardımcısı olduğunu beyan etmesiyle, kendisinin işveren vekili olduğu tespiti açıkça yasaya aykırıdır. Denetlemeyi gerçekleştiren memurlar tarafından söz konusu tutanağı …’ın imzaya yetkisi olup olmadığı hususu araştırılmaksızın tutanak imzalatılmıştır. Müvekkil şirket adına 01.07.2016 tarihli dilekçe ile Beyoğlu SGM’ne başvurulmuştur. Ancak, itirazlarımız değerlendirilmemiş ve müvekkil şirket aleyhine 14.264,80 TL prim borcu tahakkuk ettirilmiştir. Şirket tarafından, SGK’nın 11.07.2016 tarih 405169/090 sayılı denetmen raporuna istinaden; iş yerinde çalıştırılan sigortalı şirket tarafından, SGK’nın 11.07.2016 tarih 405169/090 sayılı denetmen raporuna istinaden; iş yerinde çalıştırılan sigortalı …, … ve S.G’nin 2015/11-12, 2016/01-02-03-04-05 dönemlerine ait SPEK tutarlarının eksik bildirildiğinden 5510 sayılı Kanun’un 102 nci maddesine istinaden verilen 22.311,00 TL para cezasına ilişkin 21.09.2016 tarih ve 4994834 sayılı işlemin iptali ve ihtirazı kayıt ile ödenen 16.730,00 TL’nin 13.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesine ilişkin … 9. İdare Mahkemesi’nin 2017/77 E. dosyasında, …’ın imza yetkisi olmadığı açıkça belirtilerek idari işlemin iptaline karar verilmiştir. Benzer idari para cezası hakkında … 9. İdare Mahkemesi 2017/77 E. sayılı dosyasında idari işlem hukuka aykırı şekilde tesis ediliğinden idari para cezasının iptaline karar verilmiştir. Müvekkil şirkete denetmen raporu tebliğ edilmeden prim borcu tahakkuk ettirilmesi hem kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine muhalefet etmekte hem de müvekkil şirketin savunma hakkını kısıtlayarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal etmektedir. Mahkemesi tarafından salt tutunaktaki personel beyanları esas alınmak suretiyle hüküm tesis edilmesi açıkça haksız ve hukuka aykırıdır Zira, müvekkil şirket kayıtları hiçbir surette dikkate alınmamış, ihtirazı kayıt içermeksizin imzalanan ücret bordroları gözetilmemiş, sadece ve sadece çalışanların beyanı neticesinde müvekkil şirket haksız yere prim borcu ödenmek zorunda kalmıştır….” demiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “….İlk Derece Mahkemesi kararının; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği, HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine…” dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, usulüne uygun şekilde ve bağlayıcılığı bulunmayan tutanak esas alınarak kurumca yapılan işlemin hatalı olduğunu, buna göre davasının kabulü yerine reddine dair karar verilmesinin hatalı olup, bozulması için temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazançların tespiti nedeniyle kurumca tahakkuk ettirilen fark prim borcunun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Anayasa’nın 60 ıncı maddesi şöyledir:
“Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. / Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.”

2.5510 Sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinde; ”Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden, ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili Mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.”hükmü öngörülmüştür.

3.5510 sayılı Kanunun 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
“4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.
a) Prime esas kazançların hesabında;
1) Hak edilen ücretlerin,

2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,

3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.
b) Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz.

c) (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. Diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmaz.

d) Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir. Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıda belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz ve 102 nci madde hükümleri uygulanmaz.”

3. Değerlendirme
5510 sayılı Kanun’un 59 ve 100 üncü maddeleri uyarınca Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. Diğer bir anlatımla, yetkili kişilerce düzenlenen ve tarafların ihtirazı kayıt koymaksızın imzaladığı tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olup, aksi ancak yazılı delille kanıtlanabilir.

Ne var ki aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olan “tutanaklar” ile ifade edilen; Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından belgelere dayalı olarak düzenlenmiş olanlar ile belgeye dayalı olmamakla birlikte düzenlenmesinde hazır bulunan işveren, işçi veya üçüncü kişi beyanları uyarınca düzenlenerek doğruluğu ilgili kişilerin imzaları ile tasdik edilen ve imza inkârına konu olmayan tutanaklardır.

Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından yapılan incelemelere dayalı tutanakların değerlendirildiği ve varılan sonucun yazıya geçirildiği raporların, sadece memur veya müfettiş tarafından düzenlenmiş olmaları, anılan raporların 4857 sayılı İş Kanunu’nun 92/son maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 59 ve 100 üncü maddeleri kapsamında aksinin yazılı delille kanıtlanması gereken belgeler olarak kabulleri için yeterli değildir.

Buna göre özellikle, rapor veya ekli tutanaklarda imzası bulunmayanlar yönünden, söz konusu tutanakların aksinin yazılı delille kanıtlanması yükümünden söz etmek mümkün değildir.

Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları ve iş müfettişi raporlarının, rapora dayanak alınan tutanaklar ile birlikte değerlendirilmesi ve ancak belirtilen nitelikteki ekli tutanakların anılan Kanun kapsamında aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge olduğunun kabulü, değinilen yasal düzenlemeler karşısında zorunludur.

Eldeki davada ise davacının Kurumca tutulan tutanağa itirazının yapılan açıklamalar çerçevesinde irdelenmesi ile davacı bakımından bağlayıcı olup olmadığı üzerinde durulmalı ve sigortalıların imzaladıkları bordroların, hizmet dökümleri ile uyumlu olup olmadığı, imzalarına itiraz edip etmedikleri, sigortalılara bankadan yapılan ödemeler ile hizmet bildirim ve sigorta kayıtlarının uyuşup uyuşmadığı hususları üzerinde durularak, elden ücret ödeme olgusunun net bir şekilde ispat edilememesi halinde davanın kabulü gerekeceği dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.