Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/6810 E. 2023/7792 K. 28.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6810
KARAR NO : 2023/7792
KARAR TARİHİ : 28.12.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1383 Esas, 2022/1309 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı, katılma yoluyla davalı vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.12.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … Sungun ile davalı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı bankanın Merter Şubesi ile dava dışı müşterisi Nego Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 06.01.2012 tarihinde … … …’in müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ile genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye istinaden belirtilen şirkete krediler kullandırıldığını, borçlunun kullandığı kredileri geri ödemediğini ve teminata … olduğu çekler üzerindeki keşideci imzalarının sahte olması nedeni ile tahsil edilemediği için borcun ödenmesi talebi ile borçlulara ihtarname keşide edildiğini, ancak borcun ödenmediğini, kredilerin teminatını oluşturmak ve tahsil edildiğinde borca mahsup edilmek üzere teslim alınan ve davalı … Bankası A.Ş.’ne ait ayrıntıları belirtilen 15 adette toplam 437.000,00 TL ve 290.000,00 USD tutarındaki çeklerin üzerindeki keşideci imzalarının sahte olduğunu ve YKB … Medya Şubesi Müdürü … … tarafından keşideci olarak görünen Reisler Deri San. ve Tic. Ltd. Şti. ile Artı Tekstil Giyim İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin haberi olmaksızın davalı banka nezdinde bastırıldığını, söz konusu çeklerin dava dışı Nego Tekstil Ltd. Şti. firmasının ortağı … … Karadeniz’e teslim edildiğini, bu kişi tarafından söz konusu çeklerin teminat olarak başka bankalara verildiği istihbar edilerek akabinde davacı banka tarafından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/23133 sayılı dosyasına kayden 26.02.2013 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma dosyasının tamamlanarak İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/111 E. sayılı dosyasında davanın açıldığını, YKB Müfettişlerince konu ile ilgili olarak düzenlenen 24.05.2013 tarihli soruşturma raporunda olayın açıklandığını, davalı bankanın çalışanının eylemlerinden sorumlu olduğunu, bu hususun Yargıtay kararlarında açıklandığını iddia ederek 437.000,00 TL ve 290.000,00 USD tutarındaki zararın çeklerin keşide tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayda bankanın sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, personelini seçerken davalı bankanın objektif … yükümlülüğüne uygun davrandığını, davacı bankanın kredinin teminatına aldığı çeklerin … ticari ilişkiden doğup doğmadığını, imzalarının geçerli olup olmadığını sorgulaması gerektiğini, dava konusu olaya ilişkin sürmekte olan ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2018 tarih, 2014/1118 E. ve 2018/661 K. sayılı kararı ile davacı bankanın Merter Şubesi ile dava dışı müşterisi Nego Tekstil Ltd. Şti. arasında 06.01.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, … … Karadeniz’in de kefil olduğu, bu sözleşmeye istinaden kredi kullanılmasına rağmen kredi borçlarının ödenmediği, bu kredilere mahsup edilmek üzere dava konusu 15 adet 437.000,00 TL ve 290.000,00 USD tutarında çeklerin davacı bankaya verildiği, çekler üzerindeki keşideci imzasının sahte olduğu, davalı bankanın … Medya Şubesi Müdürü … Taki Demirçivi’nin bu işlemi gerçekleştirdiğine dair iddia ile İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/111 E. sayılı dosyasında yargılandığı, davacı bankanın gerekli … ve araştırmayı yaparak krediyi kullandırması gerekirken bunu yapmadığı, ayrıca dava konusu çekler henüz mevzu bahis değilken krediyi kullandırdığı, yani bu çeklere güvenilerek kredi kullandırılmadığı, davacı banka bu çeklerden dolayı herhangi bir takip yapmadığından ne kadar zararı olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 05.02.2020 tarih, 2018/1605 E. ve 2020/129 K. sayılı kararı ile davacı banka tarafından dava dışı şirkete genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullandırıldığı, bu krediye teminat olarak ve tahsilde kredi borcundan mahsup edilmek üzere kredi borçlusu tarafından müşteri çeklerinin ciro edilerek verildiği, davacı bankanın asıl kredi borçlusu şirket hakkında kredi alacağından dolayı takip yaptığını, gerek asıl kredi borçlusundan gerekse kredi sözleşmesinde alınan teminatlardan (kredi sözleşmesi müteselsil kefilinden) kredi alacağını tahsil edemediğini, tahsil etme imkanı bulunmadığını ispatlayamadığı, kredi alacağı nedeniyle asıl kredi borçlusuna ve müteselsil kefile karşı takip başlattığını, takiplerin semeresiz kaldığını, tahsil imkanının bulunmadığını iddia etmediği gibi bu konuda bir delil de sunmadığı, adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilebilmesi için çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına zarar verdiğinin ispatlanması gerektiği, davacının, dava dışı şirkete kullandırdığı kredi borcunu tahsil edemediği, tahsil etme imkanı bulunmadığı durumlarda ancak zarara uğramış olacağı, davacının kredi borcu nedeniyle asıl borçluya karşı ve kredi sözleşmesi ile sorumluluk altında bulunanlara karşı kredi alacağının tahsili için yasal olarak yapması gereken tüm işlemleri yaptıktan ve buna rağmen kredi alacağını tahsil edememesi hâlinde tahsil edemediği kredi alacağından dolayı uğradığı zarar oranında ancak adam çalıştıranın sorumluluğuna başvurabileceği, davacının, davalının çalışanının eylemi nedeniyle dava tarihi itibarıyla zarara uğradığını (kredi alacağını tahsil edemediğini, etme imkanı kalmadığını) ispatlayamadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 24.03.2022 tarih, 2020/2293 E. ve 2022/2398 K. sayılı kararı ile “… 1) 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesiyle bölge adliye mahkemesince incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine karar verileceği hüküm altına alınmış, aynı Yasa’nın 353/1-b-2 maddesiyle ise bölge adliye mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesi kararını eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal 6100 sayılı HMK ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi ilk derece ve bölge adliye mahkemesi gerekçeleri arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir.

Yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesi’nce, davacı bankanın gerekli … ve araştırmayı yaparak krediyi kullandırması gerekirken bunu yapmadığı, dava konusu çekler henüz mevzu bahis değilken krediyi kullandırdığı, bu çeklere güvenilerek kredi kullandırılmadığı, davacı banka bu çeklerden dolayı herhangi bir takip yapmadığından ne kadar zararı olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davacı bankanın asıl kredi borçlusu şirket hakkında kredi alacağından dolayı takip yaptığını, gerek asıl kredi borçlusundan gerekse kredi sözleşmesinde alınan teminatlardan (kredi sözleşmesi müteselsil kefilinden) kredi alacağını tahsil edemediğini, tahsil etme imkanı bulunmadığını ispatlayamadığı, kredi alacağı nedeniyle asıl kredi borçlusuna ve müteselsil kefile karşı takip başlattığını, takiplerin semeresiz kaldığını, tahsil imkanının bulunmadığını iddia etmediği gibi bu konuda bir delil de sunmadığı, TBK’nın 66. maddesinde düzenlenen adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilebilmesi için çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına zarar verdiğinin ispatlanması gerektiği yönünde İlk Derece Mahkemesi gerekçesinden farklı bir gerekçeye dayalı olarak davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan red edildiği anlaşılmaktadır. Ancak yukarıda açıklandığı üzere, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kabul şekline göre, bu durumda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmektedir. Belirtilen nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinden farklı gerekçeye yer verilmesine karşın kararın gerekçesi ile hüküm arasında farklılık oluşturacak şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

2) Bozma sebep ve şekline göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekir…” gerekçesiyle (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın asıl kredi borçlusu şirket hakkında kredi alacağından dolayı takip yaptığını, gerek asıl kredi borçlusundan gerekse kredi sözleşmesinde alınan teminatlardan (kredi sözleşmesi müteselsil kefilinden) kredi alacağını tahsil edemediğini, tahsil etme imkanı bulunmadığını ispatlayamadığı, kredi alacağı nedeniyle asıl kredi borçlusuna ve müteselsil kefile karşı takip başlattığını, takiplerin semeresiz kaldığını, tahsil imkanının bulunmadığını iddia etmediği gibi bu konuda bir delil de sunmadığı, adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilebilmesi için çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına zarar verdiğinin ispatlanması gerektiği, davacının, dava dışı şirkete kullandırdığı kredi borcunu tahsil edemediği, tahsil etme imkanı bulunmadığı durumlarda ancak zarara uğramış olacağı, davacı kredi borcu nedeniyle asıl borçluya karşı ve kredi sözleşmesi ile sorumluluk altında bulunanlara karşı kredi alacağının tahsili için yasal olarak yapması gereken tüm işlemleri yaptıktan ve buna rağmen kredi alacağını tahsil edememesi halinde tahsil edemediği kredi alacağından dolayı uğradığı zarar oranında ancak adam çalıştıranın sorumluluğuna başvurabileceği, davacı, dava konusu çeklerden önce krediyi kullandırmış olup kredi kullandırırken gerekli araştırmayı yapmaması yanında, davalının çalışanının eylemi nedeniyle dava tarihi itibarıyla zarara uğradığını (kredi alacağını tahsil edemediğini, etme imkanı kalmadığını) da ispatlayamadığı, bu aşamada davalının sorumluluğuna başvuramayacağı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında düzeltilerek hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflarınca dava dışı kredi müşterisi ve kefil hakkında takip yapıldığını ve 2016 yılında aciz vesikasının alındığını, eğer İlk Derece Mahkemesi bu gerekçe ile davayı reddetse idi bu belgelerin istinaf dilekçesine ekleneceğini, yine İstinaf Mahkemesinin bu konuda herhangi bir araştırma yapmadan karar verdiğini, konu ile ilgili İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/111 E. sayılı dosyasına kayden ceza davası açıldığını, dava dışı kredi borçlusu şirket hakkında müvekkili banka nezdinde kurulmuş olan, alanında uzman kişilerin çalıştığı, sırf mali istihbarat ve tahlil işlemlerinin yapıldığı Trakya Bölge İstihbarat Müdürlüğünce 20.12.2011 ve 18.05.2012 tarihlerinde iki ayrı istihbarat ve mali tahlil raporu hazırlandığını, çekler konusunda gerekli araştırmanın yapıldığını, davalı bankanın teftiş kurulu raporunda dava konusu çeklerle ilgili ikrar niteliğinde beyanlar bulunduğunu, bu raporda üçüncü kişilerin zarara uğradığının ve bu zararın karşılandığının bildirildiğini, müvekkili bankanın kredi kullandırırken gerekli özeni gösterdiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf Mahkemesi kararında sehven vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine yazıldığını, yine yargılama gideri bakımından da davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde yazıldığını belirterek kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, adam çalıştıranın sorumluluğuna dayalı davacı bankanın uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.

2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 66 ncı maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 115 … maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bir davanın esasına ilişkin karar verilebilmesi, dava açılmasında hukuken korunmaya değer bir yararın bulunmasına bağlıdır. Hukuken korunmaya değer bir menfaatin bulunmadığı durumlarda, esasa girilmeden 6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde düzenlenen hukuki yarar yokluğundan davanın, aynı Kanun’un 115 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekir.

2.İfa zamanı gelmemiş, başka bir deyişle istenebilir (muaccel) olmayan bir alacak için açılmış dava, … açılan dava niteliğindedir. Böyle bir davanın açılmasında henüz hukuki yarar bulunmadığından davanın esastan değil, usulden reddi gerekir. Öte yandan her dava, açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilir.

3.Somut uyuşmazlığa gelindiğinde; davacı bankanın, asıl borçluya ve kredi sözleşmesi ile sorumluluk altında bulunanlara (müteselsil kefil/kefiller, kredi sözleşmesi nedeniyle alınan diğer çek, senet borçluları, varsa ayni teminat verenlere) karşı kredi alacağının tahsili için yasal olarak yapması gereken tüm işlemleri yapması ve buna rağmen kredi alacağını tahsil edememesi durumunda dava açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Dava dosyasının incelenmesinde davacı bankanın, dava tarihi itibariyle bu şartları gerçekleştirmediği anlaşılmış olup Bölge Adliye Mahkemesince bu husus gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken esastan reddi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir (Bkz. T.C. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 18.02.2022 tarihli, 2019/5 E. ve 2022/1 K. sayılı kararı).

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde temyiz edenlere iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.