YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4603
KARAR NO : 2011/9423
KARAR TARİHİ : 02.06.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 6.380,00 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 3.350,00 TL için kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı (Kayyım … Defterdarı) … … Mah. 7 parsel sayılı taşınmazda malikin gaip olması nedeniyle kayyım olarak atandığını, taşınmazın 925 m2.sinin davalı tarafından kullanımı nedeniyle 01.01.1998-31.12.2003 tarihleri arasındaki dönem için 6.380,00 TL ecrimisilin 1.8.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında, tapu iptal ve tescil için açtıkları davanın bekletici mesele yapılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kayyımın tayin kararından sonra ecrimisil isteyebileceği gerekçe gösterilerek kayyım tayin kararı olan 19.9.2002 tarihinden başlatılarak 31.12.2003 tarihine kadar belirlenen 3.550,00 TL ecrimisilin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, 3561 Sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 1.ve 2.maddelerine göre; gaip kişilerin mal varlıkları üzerinde Hazine menfaatlerinin daha iyi korunmasını sağlamak üzere mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanacağı öngörülmüştür. Atanan kayyım süre sınırlaması bulunmadığı için gaip kişilerin kayyım atanmasından önceki dönemlere ilişkin menfaatlerini de korumaya yöneliktir.
Bu nedenle kayyım atanmasından önceki dönemlere ilişkin ecrimisil talebinin de incelenmesi gerekirken, bu kısım için davanın yanılgılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, dava konusu para ile değerlendirilebilir bir hukuki yardım olması nedeniyle kabul edilen kısım üzerinden AAÜT uyarınca nisbi vekalet ücreti taktiri gerekirken maktu ücret taktiri de doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.