Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/10536 E. 2023/6966 K. 01.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/10536
KARAR NO : 2023/6966
KARAR TARİHİ : 01.11.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
KARAR TARİHİ : 11.05.2023
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.02.2023 tarihli, 2023/28 Esas, 2023/84 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 11.05.2023 tarihli ve 2023/1022 Esas, 2023/913 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Dosya kapsamında yeterli inceleme yapılmadan ve deliller toplanmadan karar verildiği, katılan mağdurenin ve olaya ilişkin görgüsü bulunmayan tanığın beyanları doğrultusunda hüküm tesis edildiği, sanığın olay günü başka şahıslar tarafından darp edildiği ve asıl mağdurun kendisi olduğu, katılan mağdurenin olay günü alkollü olduğu bu nedenle düzgün bir teşhis yapabilmesinin mümkün olmadığı, sanığın katılan mağdureye karşı bir eyleminin bulunmadığı, açıklanan nedenlerle sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerektiğine yöneliktir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak, takdiri indirim uygulanmaksızın hüküm tesis edilmesi ve katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğine yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın olay tarihinde katılan mağdurenin dudağından öpmeye başladığı, öpme sırasında mağdurenin dudağını ısırdığı, aynı zamanda eli ile belinden tutup kendisine doğru çektiği, üzerine abandığı, yaklaşık beş dakika süre içerisinde sanığın, katılan mağdurenin vücudu ile temas halinde olduğu, katılan mağdurenin kurtulmaya çalışırken sanığın diğer eli ile katılan mağdurenin saçından çektiği, olay sırasında katılan mağdurenin tırnağının kırıldığı şekliyle sübutu Mahkemece kabul edilen olayda,
03.01.2023 tarihli CD çözüm tutanağında, sanığın olayın gerçekleştiği saatte Koşuyolu sokağa girdiğinin ve çıktığının tespit edildiği, 01.01.2023 Tarihli Genel Adli Muayene Raporuna göre katılan mağdurenin sol el 3. parmakta tırnak kaybının, sağ kaşta 2 tane olmak üzere 1 cm boyutunda kesilmenin, alt dudakta küçük bir hiperemi mevcut olduğunun tespit edildiği, tanık beyanının katılan mağdurenin anlatımını desteklediği hususları nazara alındığında sanığın katılan mağdurenin rızası hilafına dudağından öpmek, ısırmak ve eli ile belinden tutarak kendisine çekmek şeklinde cinsel içerikli eylemlerinin devam ettiği süre ve ulaştığı yoğunluk nazara alındığında ani ve kesiklik gösterir nitelikte bulunmadığından sarkıntılık boyutunu aştığı ve bir bütün olarak çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği sabit olmakla anılan suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık her ne kadar olay gecesini hatırlamadığını beyan etmişse de suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetli olduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 11.05.2023 tarihli ve 2023/1022 Esas, 2023/913 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.11.2023 tarihinde karar verildi.