Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/3462 E. 2013/28333 K. 09.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3462
KARAR NO : 2013/28333
KARAR TARİHİ : 09.12.2013

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : TCK’nın 134/1-2, 53/1-a-b-c-d-e, 63, 54. maddeleri gereğince mahkumiyet

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.12.2010 tarih, 2010/8-242-265 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, yargılama kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, kanun değişikliklerindeki geçici düzenlemelerde aksi belirtilmiş olmadıkça, derhal uygulama “hemen uygulama” ilkesinin geçerli olmasıdır. Bu ilke uyarınca usul işlemleri, yapılacağı sırada yürürlükte bulunan yargılama kanunu hükümlerine tabi olacaktır. Bu durumda, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan yargılanan sanık hakkındaki hükmün, hüküm tarihinde görevli olan sulh ceza mahkemesince 14.07.2011 tarihinde verilmiş bulunduğu somut olayda; bu suçla ilgili olarak “asliye ceza mahkemesini” görevli kılan 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun, hüküm tarihinden sonra, 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında, verildiği tarihteki usul hükümlerine göre geçerli bulunduğunda duraksama yaşanmayan hüküm, sırf görevsiz mahkemece verildiğinden bahisle bozulamaz. Bununla birlikte; başkaca bozma nedenlerinin bulunması halinde, önceki hüküm ortadan kalkarak, mahkemenin görevi sona ereceğinden, hükmün görev nedeniyle de bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir. Bu sebeple, tebliğnamedeki, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 81. maddesi ile TCK’nın 134/1-1. maddesinde yapılan değişikliğe göre davaya bakma görevi asliye ceza mahkemesine ait olduğundan, “hükmün öncelikle bu sebepten bozulması” gerektiği görüşüne iştirak edilmemiştir.
Dosya kapsamına göre, elektrik teknisyeni olarak çalıştığı alışveriş merkezindeki makine dairesi içerisinden ulaşılan bir yere sabitlediği kalas yardımıyla yukarıya doğru çıkış yapan sanığın, havalandırma boşluğundan, bayanlar için tahsis edilmiş tuvaletin iç kısmına, kamera sistemi çalışmakta olan cep telefonunu uzatıp, ihtiyacını gideren 10 yaşındaki mağdurun görüntüsünü kaydettiği anlaşılmakla, sanığın eyleminde TCK’nın 134/1-2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun oluştuğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, sübuta, suç vasfına, ceza miktarına, adli para cezası hükmedilmemesine ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Sanığın TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilmesine kadar”, diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, TCK’nın 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturacak şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 3. bendinin, “Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (b), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanunun 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanunun 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilmesine kadar, diğer kişiler bakımından TCK’nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” şeklinde düzeltilmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.